bırak bu işleri devlet su işleri

solti solti
anlamsız ve ultra geyik tartışmalarda cevap vermekte zorlanan taraf için bir nevi durumu kurtarma, lafı geçirtirme tekerlemesi
stone cold stone cold
bi' de bunun:
- bırak bu ayakları,devlet su yatakları
sürümü vardır ki,duyduğumda söyleyen kişinin kalıbı ve yaşıyla bu lafı birbirine bağdaştıramamışımdır.
stone cold stone cold
geçenlerde bir arkadaşım tarafından internette görülen yazının ana başlığı.bütün galatasaraylıları tenzih ederek yazıyı sunuyorum:

bırakın bu işleri devlet su işleri
türkiye, yaklaşık 4 aydan beri, pardon ne 4 ayı, 1905 yılından beri galatasaraylı futbolcuların kulüpten paralarını alamadıkları haberleriyle yatıp kalkıyor..

neymiş, ağlamaktan ve gözyaşı dökmekten vazgeçip, işi artık gırgıra vuran sarı-kırmızılı futbolcular, gerek antrenmanlarda, gerekse de son konya maçında soyunma odasında ''param yok.. şak şak şak.. pulum yok.. şak şak şak.. malım, mülküm olmasın, ziyanı yok. şak şak şak..'' diye şarkı söylemeye başlamışlar.. bu davranışı ''galatasaraylı topçular sonunda kafayı yedi'' şeklinde yoranlar da var, ''futbolcular yönetime şarkı ile mesaj gönderiyor'' diye adlandıran da.. ben bir fenerbahçeli olarak ezeli (aslında 131'e 110'luk galibiyet farkından sonra ezeli rekabet denilen şey ortadan kalktı ya neyse) rakibimizin futbolcularının içinde bulunduğu bu içler acısı duruma sevinmek ve ''allah daha beter etsin'' demekten çok, kendilerine yardım elini uzatmaya karar verdim. ne de olsa bu benim insanlık görevim.. ''bunu nasıl yapabilirim ?'' diye kendi kendime düşünüp taşınırken, hatta biraz da kaşınırken, aklıma ilk olarak bir miktar para yardımı yapmak geldi.. ancak bu fikrimden, kulübe gelen 10 lirayı bile cavs gibi havada kapıp, futbolculara koklatmayan özhan canaydın başkanlığındaki galatasaray yönetim kurulu'nu düşününce anında çark ettim.. kurban bayramı geçtiği için de herhangi bir hayvanın derisini bağışlayamayacağımdan ben de galatasaraylı futbolcu kardeşlerimden bir kaçına bazı ek iş önerilerinde bulunmaya karar verdim. aslında bu hizmeti yaygınlaştırıp, kardeşlerimin hepsine önerilerde bulunmak isterdim ama kapasitem (!) yetmedi.. isimlerini yazacağım arkadaşlar, maçlardan, antrenmanlardan ve ''param yok, pulum yok'' diye ağlamaktan arta kalan zamanlarında benim önerdiğim bu ek işleri yaparlarsa, hem evlerine ekmek götürebilirler, hem de aç kalmaktan kurtulurlar..

o zaman başlıyorum:
hakan şükür: tesislerin yakınındaki florya şenlikköy camii'nde imamlık yapabilir. cemaate günde 5 vakit olmasa bile, en azından 3 vakit namaz kıldırabilir. namaz aralarında fethullah gülen tarikatı ile ilgili olarak cemaate aydınlatıcı bilgiler verir. kral, ''camiye makbuz karşılığı'' yapılan yardımlar da dahil, bu işten ayda 400-500 ytl kazanabilir.

mondragon: 2 tane köpeği olan ve hayvanları sık sık florya'daki idman sahasına götürüp, orada çimlere işeten kolombiyalı kaleci, tesislerin hemen yakınında bulunan villalardaki bazı bekçi köpeklerine bakıcılık yapabilir. köpek bakıcılığı konusunda böyyük tecrübe sahibi olan mondragon bu ek işte hiç zorlanmayacağı gibi, ayda en az 300 ytl'yi de cebine koyabilir.

volkan: gerek saç traşı, gerekse de yüz ifadesiyle ''keloğlan-kara prens'e karşı'' tarzı filmlerde ''sapık'' rollerine çıkabilir. yiyeceği dayağa göre ayda en az 1500-2000 ytl kazanabilir.

necati: laila, reina, şamdan gibi eğlence yerlerinde ya da istanbul'un muhtelif yerlerinde bulunan lunaparklarda bodyguardlık yapabilir. kendi kulübüne mensup ultra-prima'larla son konya deplasmanında yaşadığı olaylar neticesinde yumruk atma ve yeme konusunda bayağı tecrübe sahibi olan necati bu işte hiç zorlanmayacağı gibi haftalık 500 ytl'yi cebe indirebilir.

ümit karan: maçlarda ceza sahası içinde sık sık kendini yere atmasıyla ünlü olan ve neredeyse bu alanda abisi, üstadı arif erdem'i bile sollayacak bir konuma gelen bu arkadaşımız, yanına tef çalan birini alıp, mahalle mahalle dolaşarak, sokak aralarında ''hadi oğlum bize hanımlar hamamda nasıl bayılıyor, bir göster'' cinsinden minik, sevimli ve tamamen eğlence amaçlı (!) gösterilerde yer alabilir. maçta sürekli zemine çakılan ümit'in bu işte hiç de zorlanmayacağını düşünürsek, her gösteri sonrası seyre gelenlerden toplayacağı paralarla günlük 35-40 ytl'yi doğrultabileceğini de bekleyebiliriz.

ergün: yaşı artık kemale ermiş bu arkadaşımız akşamları florya civarındaki kahve sohbetlerine katılıp, ''hiç unutmam, 2000 senesiydi.. aylardan mayıs'tı. uefa kupası'nı kazanmıştık'' diyerek, anılarını kendinden 25-30 daha az yaştaki arkadaşlara anlatabilir. sohbet sırasında yiyeceği bedava sandviçler, içeceği çaylar ve meşrubatlarla yemek masrafını bir hayli azaltacak olan ergün evine aylık 200-250 ytl katkıda bulunabilir. hatta ergün bu sohbetlere, eski takım arkadaşları k.hakan ile arif'i de davet edip, bir ekip çalışması içerisine girebilir.

ayhan: maçlarda rakiplerine sık sık tükürmesi, tekme atması ve rakip seyirciye hareket çekmesiyle ünlü olan bu kardeşimiz, florya'ya gayet yakın olan bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesi'nde hademe olarak görev alabilir. sözleşmeli personel statüsünde çalıştırılabilecek olan ayhan hastanede bir yandan tedavi görürken, diğer yandan asgari ücretli olarak ayda 388 ytl kazanabilir.
aykut: mondagon'un yedeği olan bu kardeşimiz, küçükçekmece'deki lunaparkta ''3'te 3 penaltı atana bir paket sigara bedava'' kapsamında kaleye geçebilir. bu iş için günde 10 ytl'yi cebe indirebilir..

eveetttt. benden bu kadar arkadaşlar. benden bu kadar galatasaraylı kardeşlerim.. buraya kadar yazdıklarımı okudunuz, oturup, ek iş olanaklarını düşünmeye başladınız. hatta, ''fenerliler'in arasında ne kadar iyi insanlar varmış'' bile dediniz. (tabii ki var. bütün fenerliler iyidir. bunu tartışmam bile) ama biliyor musunuz ki ben bu yazıda sizinle resmen ''toshack'' geçtim. çünkü artık gerçekten sıktınız.. neymiş. aylardır para alamıyormuşsunuz. fenerbahçe zenginler kulübüymüş, onlarla bu şartlarda şampiyonluk mücadelesi yapıyormuşsunuz. siz kurtuluş savaşı veriyormuşsunuz. falan.. filan.. bırakın arkadaşlar artık bu şeyini yiyeyim ayaklarını.. paralarınızı öyle ya da böyle gecikmeli de olsa alıyorsunuz. ama az alıyorsunuz, ama çok. sonuçta alıyorsunuz. kaldı ki bu galatasaray denilen kulüpte bu ''paralar ödenmiyor'' edebiyatı, ben doğduğum günden beri yapılıyor. siz değil miydiniz ''uefa kupası'nı alırken bile paralar 10 ay ödenmedi, büyük fedakarlıklar yaptık'' diye böbürlenenler. hem siz bu ülkede asgari ücret ne kadar biliyor musunuz?.. bu ülkede milyonlarca çalışanın, sizin en kötü bir maç priminizin 10'da biri ücretle bir ay çalışıp, onu bile doğru dürüst alamadığından haberiniz var mı?. siz bu ülkenin dağlarında görev yapan ve pkk'yı kovalayıp, sizin gece yataklarınızda mışıl mışıl uyumanızı sağlayan güvenlik güçlerinin, sokaklarda görev yapan polislerin, evlerinizde ısınasınız diye zonguldak'ta, kastamonu'da, amasya'da toprağın en az 2 bin metre altına inip, kömür çıkartan işçilerin, yolları süpürenlerin, okulda ders verenlerin aylıklarından haberdar mısınız?. sizin aylarca maaş alamayan gazete, tv emekçisinden, fabrika işçisinden, evine ekmek götüremeyen, bebeğine bir şişe süt bile alamayanlardan haberiniz var mı?.. bence yok.. sizin tek işiniz gazetelere, tv'lere demeç verip, ''para almadan şampiyonluk mücadelesi yapıyoruz'' demek. onu da ''televole'' cıvıklığına kurban edip, ''param yok. şak şak şak. pulum yok. şak şak şak'' şarkısıyla magazinsel hale getirmek. bence hedefiniz şu: sezon sonu muhtemelen şampiyonluk gelmeyeceği için, ''ne yapalım abi. fenerliler'in bir eli yağda bir eli balda. adamlar paralarıyla şampiyon oldular'' edebiyatı yapmak. yani başarısızlığın kılıfını şimdiden uydurmak. ya da hasbelkader bizim takım bir hata yapar da siz şampiyon olursanız ''helal olsun adamlara. paraları, pulları yok ama şampiyon oldular'' dedirtmek.. onun için size ve medyadaki tüm yandaşlarınıza diyorum ki; yürüyün.. anca gidersiniz..

eğer şu konuyu da yazmazsam çatlarım. hani ''allah'ın tokadı yoktur'' diye güzel bir söz vardır ya. bu laf geçen hafta sonu cuk diye yerine oturdu. galatasaraylılar yıllar yılı ''fenerliler rüştü'yü dövdü'' diyerek hemen hemen her platformda ortaya çıkar, akılları sıra bizi camia olarak aşağılamaya çalışırlardı. şimdi ne oldu?. kolpaslan önderliğindeki ultra-prima grubu, konya dönüşü uçakta kendi futbolcusu necati'yi dövdü. rüştü olayı ne kadar yanlış bir olaysa necati'nin yumruk yemesi de o kadar yanlıştır. kolpaslan'ın, ultra-prima adlı internet sitesinde ''bu olayı bizimkiler yapmadı'' diyerek, dansöz asena'ya bile taş çıkartırcasına kıvırtması, kendi yandaşlarını bile güldürüyor. şimdi sıra kargalar'ın bir futbolcusunu dövmesinde... ona da az kaldı. 22'nci haftaya hazırlıklı olun.
tekil kişilik tekil kişilik
her dönemin bir boş yapma deyişi vardır.
bu da aşağı yukarı bizim dönemin boş yapma deyişlerinden biridir.
sondaki devlet su işlerinin de cancağızım hiçbir suçu yok aslında.
güzel kafiye olmuş o kadar işte!
gerçekten bu ara öyle boş işler peşindeyiz ki!
neyse ne...
boşta kalınca adama,
boş işlerin peşine takılmaktan başka çare kalmıyor sanırım.