bird box

1 /
lungapausa lungapausa
josh malerman tarafından yazılmış, türkçeye "kafes" olarak çevrilen korku gerilim türündeki roman.

şahsi fikrim; stephen king severlere hafif kalabilecek olsa da, kısıtlı bir alanda tıkanıp kalabilecek özgün hikayesini bazı aksaklıklara rağmen iyi aktarabilmiş. kitabın kendini merak nedeniyle okuttuğunu, korkudan ziyade gerilimin ön planda olduğunu belirtmekte fayda var.

bird box something is out there, something terrifying that must not be seen. one glimpse of it, and a person is driven to deadly violence. no one ... goodreads

filmi de proje aşamasındaymış.

bird box note: because this project is categorized as in development, the data is only available on ımdbpro and is subject to change. filmmakers: see writer... ımdb
o c o c
iyi bir gerilim filmi. ama film veya kitabinin kalitesinden daha onemlisi bence bu filmdeki olum sekli. kendin boyle olsen bundan kurtulmak icin ne yapican? ya saklanican ki sonu hep ayni bitiyor ya da intihar edicen, geldin mi ayni yere. bi de acikcasi kendini olduren insanlar ne goruyor da olduruyor diye dusunmemek de elde degil. bi yandan boyle olecek olsam ister istemez anlamak isterim o duyguyu ama intihara hic meyilli olmayan biri olarak boyle bir seyi dusunmek bile tuylerimi diken diken ediyor.

daha korkuncu, kendi olumun degil sevdiklerinin boyle olmesi. tam bir ruh hastasi gibi gozlerinin icine baka baka kendilerine zarar veriyorlar. kafasini parcalayani mi dersin, yanan arabaya atlayani mi..

evet boyle bir dunyada yasamiyoruz ama fikir olarak bile insanin sinirini bozuyor. ne ruh hastalari var ki boyle seyleri dusunup bi de ustune detaylandirarak anlatabiliyor, 2 saatlik gerilim filmi veya 300 sayfalik korku romani yazabiliyorlar.
kolaylokma kolaylokma
gözlerdeki perde kalkarsa neler olabileceğini anlatan harika film. aslında her gün baktığımız ama görmediğimiz bir dünya var. o dünyayı çok güzel anlatmışlar. filmin sonunda da güzel bir mesaj var. boş değil, kesinlikle izlenmeli.
eflakinyas eflakinyas
josh malerman kafes kitabından uyarlanmış film
kitabını okuduysam filmini izlemiyorum
ablamlara izlettim ama, onlar çok beğenmiş
kitabı dehşet güzeldi.
naynay naynay
sandra bullock ablamızın başrolünde oynadığı "netflix" filmi. netflix'i vurgulamamın nedeni filmi en iyi tanımlayan sıfat olması. adım adım gidelim;

-> konu güzel, yaratıcı
-> prodüksiyon orta
-> senaryo, meh
-> karakter gelişimi vasat ... ne vasatı ya, vazgeçtim, karakter gelişimi direkt yok, (bkz: 404 not found), (bkz: null pointer exception)
-> sonuç da meh

evet, fikir güzel ama uygulama başarısız. tam olarak bir netflix filmi.

genel olarak filmi beğendim, harcadığım vakte acımadım. ama filmi tamamen "aslında burada böyle olsa daha iyi olurdu", "allahım ya şöyle olsa" diye diye yapım ekibinin yapmadıklarını düşünerek geçirdim. çok kötü değil ama olabilitesinin çok altında bir çalışma, korku desen değil, gerilim desen germiyor, her taraf saçma salak hollywood klişeleri ile dolu. "bak sandra bullock oynattık, izlesene" tadında bir film. bu konuyu versen bir ridley scotta neler çıkarırdı da neyse. başrolünde cicikuşlar olan bir film her durumda iyidir, sevmemek imkansız.

--- spoiler ---

filmin sonu güzel bağlanmış, sığınağın bir görme engelli eğitim merkezi olması mantıklı. tahmin edilebilir ama tatmin edici bir son.

belirtmeden geçmeyeyim, sarah paulson u gördüm, dedim "sıçtık, film boyunca bağıracak gene bu manyak". bilen bilir, bu kadar rahatsız edici bağırmalı-ağlama performansı sergileyen azdır. bağırmalı-ağlama oscarı olsa kesin bu kadına verirler, her sene hem de. filmin başında öldürmeleri çok iyi olmuş.

--- spoiler ---
leo basgan leo basgan
benim bu tarz filmlerde en çok takıldığım nokta hep o bilinmeyeni görmek oluyor. çıldırıyorummmmm, filmin sonuna kadar birisinin gözünden ne gördüğünü görmeyi bekledim.
sandra'nın çocukları için ölmediğine sevindim, bu klişeye dayanamazdım.
+
bence pek iyi değildi, çocukların nasıl büyüyeceğini beklerken bi anda dana gibi oldular.
+
dünyanın geri kalanıyla ilgili birşey yoktu falan film çok sığdı.

ps: kızın tatlılığına ölürüm.
breakthrough breakthrough
sosyal mesaj içeren bir film az önce bitti, sürekli reklamını görüyordum bugüne nasip oldu izlemek. bu film gerilimden ziyade görme engelli insanların yaşayışı ve karşılaştıkları zorlukları konu ediniyor.
furious furious
yahu yıllar önce bir arkadaşım vardı, bu adamın imza gününe falan gidip adamla da fotoğraf çekilmişti. hem de kafes romanıyla falan.
2-3 yıl oldu galiba, herif istanbula gelmişti.
neyse, kitabı bayağı övdü övdü bitiremedi ama hiç ilgimi çekmedi nedense.
fazla övülen şeyleri hiç sevmiyorum.
ne hikmetse kitaplığımda kafes romanı var. ben de satın almadım ama öyle gökten inmiş, sanki peçeteden doğmuş, sanki leylekler getirmiş.
hediye falan da eden olmadı.
okumuyorum lan işte.
filmini de izlemiyorum.
tşkler.
delikadirulen delikadirulen
dün sabah hanım mesaj attı akşam bird box izleyelim diye. herkes bu filmi konuşuyormuş sanırım biz de yeni netflix üyeleri olarak izlememiz gerekir dedi muhabbetten geri mi kalayım dedi. kalma tabi kurban olduğum izleriz ne olacak dedim.
neyse sonuç olarak benim nazarımda sıradan bir film olarak yerini almıştır. oturup izlersin ama bittiğinde vay be demezsin. yani böyle dizi bölümü tadında bir filmdi. ayrıca filmde gram gerilmedim. gerilirim diye bekledim gerilmedim. çocuklar çok tatlı ama be.
ya umutlar da biterse ya umutlar da biterse
konunun çıkış noktası güzel, fakat olaylar arasındaki kopukluk,senaryodaki eksiklikleri ve sonunun klişe bitmesini saymazsak izlenebilecek filmdir. zaman kaybı değil ama bir tekrar izler miyim hayır.
1 /