bismillahirahmanirahimof

1 /
davut de souza davut de souza
(bkz: #9488227)

taşeron işçiler hakkını aradıkları için onların akpli olduklarını söyleyen kişi.işçi düşmanı sahte solcu chp'nin yandaşı olan yazar.bu haliyle her türlü devrimci muhalefete pkklı ve terörist diyen akp'den farkı olmadığını gösteriyor.
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
''üzüntüm lunapark'ta bırakılmış bir evladın
baba diye haykırması kadar..
problem dönme dolaplar değil,
hayır.
sensiz geçen şu dakikalar.''

demişler zamanında terzi kendi söküğünü dikemez diye. bu da o hesap işte. nice kelimelerle, hislerle, düşüncelerle söylenilenler ne çözüm olur ne de kafi gelir bünyeye. bi' nevi ait olmadığın yerde yaşamak gibi işte. insanın söylediklarini dinler, gözlerine bakarken nice savrulmuş hayatların yarattığı travmaları hisseder gibi... ne bir alkol dindirir bu giz'i̇ ne de ilhamın insana yazdırdıklarının dizisi. belki de en iyisi... neyse. boşver. sırası değil şimdi.
fizy yerli ve yabancı milyonlarca şarkıyı tek tıkla fizy'de dinle. ister web'de, ister mobilde. fizy
lacey lacey
çocuksu yanıma karşı savaş açmış yazar. durmadan hayatı yok sayıp gülmek zorunda bırakmasa beni çok iyi olacak, alışkın değilim!
defol oğlum yürü gitt mahallene!!

şaka bir yana, yenir ki bu.
iyi ki gelmiş*
kendindençekilmez kendindençekilmez
bugün doğmuş güzel yürekli insan. bugün en sevdiklerimizden birini kaybettik, aynı gün olması garip yapıyor insanı..sana nice ömürler versin yaradan, sevdiklerinle ve sevildiğini hep bilerek.
lacey lacey
hiçbir şey yapmasına gerek kalmadan beni doyasıya güldürten ama yine de dövülmesi farz olan insan. ne güzel ilk olacaktım! şaka bir yana hayatını iyi bir insan olarak geçirmeye odaklamış bu küçük adam bu gün bir yaş daha büyüdü. küçüklüğünden bir şey kaybetmedi, yaş değiştirme törenleri hep güzeldir.

eylül güzel, eylülde doğmak güzel. terazi burcu erkeği olmak daha güzel! nice mutlu yaşlara sevdiğin insanlarla.

unutma hayat hep bir tango tadında, tutkulu, acılı, bol vazgeçişli ama sonu hep buluşmalı..

hep mutlu yaşamasını istediğim küçük adam, iyi ki doğdun..
emphasis emphasis
nicki sarhoşken güldüren yazardır.

nickini ilk gördüğümde sarhoştum ve yaklaşık 40 dk gülmüştüm.

şimdi düşündüm de ayıkken de gülebilirmişim ya.

edit: ben güldüm diye niye bana kızdınız ki şimdi? kendisi gayet mutlu olmuştu.
fransız ihtimali fransız ihtimali
muhteşem şiirleri ve yazıları olan kıskandıran yazar. ben bi de o şiirlerdeki kadınları kıskanıyorum.

takipcisiyim, seri artıcısıyım, yazsın okuyalım, oh mis.
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
116'dan bir adım sonra, diz bağının çözülüp üzerine çökmeden ise hemen önce... o arada bir sızıydı gırtlaktan kalbe giden. yutkunamamazlık hali bu ya! eğilip çantayı almaya mecalim kalmamıştı. kim derdi oracıkta değişecek hayatın diye. insanın hayatında dönüm noktaları olur, o andan sonra bambaşka biri oluvermeye başlamıştır ve insanın kendisi de bunu fark eder o an. bu da o anlardan biriydi işte.

bambaşka bir şey bu. unutulmuş psikomotor bir yeteneği hatırlamak gibi. en başlarda biraz bocalar insan, yeri gelir saçmalar. aklı ona bir çok tuzak kurmuştur artık yada mayınlı bir arazinin ortasında bitivermiş bir umuttur, basmadan mayına kurtulmaya çalışmak gibi bir süreç başlar.

ve ilk adım..
ve karşınızda öğrenilmiş çaresizlik... yanlış yerde her şey. böyle mi bırakmıştı her şeyi yoksa! ilk adımda belirsizlik duvarına toslamış ve burnunu kanatmış bir insan gibi basınca ilk adımı yere patlayıveriyor mayın. kurtuluşu var mıdır sizce! zaman kaybetmeden ikinci adımı atayım derken artık hiç bir şey düşünülen gibi gitmediğinden alt üst ve paramparça oluyor beden, yürek... nereye savrulduğu belirsiz, uçuşuyor havada her şey...

aklın oynadığı oyunları çözeyim derken geç kalınıyor her şeye... hayat bu belki de ters gidince çok istenilen bir şey alt üst olunuyor...

uzun yıllar sonra ilk defa ve yeniden öğrenildi ya şu psikomotor yetenek... değerdi diyor insan her şeye. yorulmak, vazgeçmek nedir bilmez hale getiriyor insanı lanet. ama başlıyor yine insanın kendi içinde kendini yemeler. ah bir sıyrılsa şu kutsal lanetten. bir sıyrılsa herşey yine o sıradanlığına kavuşacak.. şiir bitecek, kelimeler dizilemeyecek ardarda... ve ben gülüp geçeceğim..
başlayacağım yine kendimden alıntılara.

gözlerin yaşa, ellerin emeğe, yüreğin sevdaya, bulutun yağmura, bedenin ateşe, kalbin kurşuna, sözcüğün şiire, makamın şarkıya eksik kalmasıdır. bir duvar dibinin başladığı yerden hareketle, bir daha o duvar dibine varılamayacağının öteki adıdır. tutmaktır elini sevdiğin, senin sıktığın gibi sıkmayacağını bile bile. grileşmesdir bulutun, havayı karartıp, gündüzü geceye çevirmesidir. bir bedendeki ateştir, bedeni kül eden. içindeki ateştir bu kimi zaman çaresizdir, dışındaki ateştir söndürülebilir. peki ya hangisinden geri kalan kalır sonsuza? onu belirler işte bu meret. bir kurşun sürersin namluya, sıkıverirsin insana. vurursun. peki hangi kurşun öldürür insanı? namludan çıkan mı? yoksa en güvendiğinden gelen namlusuz, namussuz bir yaralanma mı? bir fabrika işçisi olup yada bir tersane işçisi, eldivensiz temizleyerek geminin altını, geriye kalanı, ellerindeki, emeğindeki yaraları...peki şimdi hangi el yenilir emeğe? bir sevdayı yeşertmek için emek verip elleriyle..

bu soruların cevapları her zaman yarım kalır. sevdalının sevdaya, mecnunun leylaya, çocuğun lunaparka, saç tanesinin beyaza, yüreğin şarkılara, bedelin ödenmeye olduğu gibi...
yarım kalır her şey...
sen tamam dersin
bir yerinden hep eksik kalır her şey
kimi şeylere gerekmez
yargısı, kararı
ya da illa mahkemede geçerli olmaz
zaman aşımı
yaşarken öldürür insanı
en yasal
en hukuki şekilde,
en meşru yollardan
sırf kendine göre
bitirir insanı
sonrası
küçük bir hezeyan
ve umursanmamış bir sızı.
lacey lacey
bıktım ben bu adamdan. ne zaman bir giri okusam şöyle inip artımı verip favorilemek istesem karşıma çıkıyor. yazma kardeşim bu kadar güzel, sinirlerimi bozuyorsun.
ne yalan söyleyeyim kıskanıyor bile olabilirim* şaka bir yana, ellerine sağlık dediğim giri giren parmaklara bile değer biçtiğim güzel yazar. iyi ki var.
1 /