biz

1 /
sycrone one sycrone one
com gibi bir domain uzantısı.mana olarak businessin kısaltması ve şirketlere yönelik bir uzantı yanılmıyorsam.lakin güzel türkçemizdeki anlamı dolayıyla güzel milletimiz tarafından boku çıkarılmıştır."bilmemneciyiz.biz" "bilmemneliyiz.biz" şeklindeki bir domain i almak adet olmuştur artık.

örnekleri için;

(bkz: mvse.net enterprise servers pertevniyalliyiz )
(bkz:http://www.ibneyiz.biz
(bkz: welcome to www.tikiyiz.biz - parking service by active-domain.com this is a parking page for - www.tikiyiz.biz tikiyiz )
(bkz: makineciyiz )
(bkz: ısletmeciyiz )
(bkz:http://www.anneyiz.biz
(bkz: internetteyiz internetteyiz ınternetteyiz )
(bkz:http://www.bankaciyiz.biz
(bkz:http://www.biliriz.biz

(bkz: oeeh)
gibigibi gibigibi
garip domainlerin garip uzantısıdır. her uzantıda fantastik isimler olduğu gibi bu uzantıda da vardır. urunsatiyoruz.biz, bilmemneyiz.biz, buradayiz.biz tarzı garip alan adları ortaya çıkıyor. korkuyorum .siz de yaygınlaşır aynı filmi tekrar izleriz alisverisyapin.siz, musterimizsiniz.siz, alır başını gider. alan adı ile uzantı bir tamlama oluşturmak zorunda değildir, akılda kalıcı bir kelime iş görecektir, böyle ilkokul 3. sınıf tekerlemeleri gibi alan adlarına gerek yok.
bucurukh bucurukh
soner arıca'nın seslendirdiği şu şiirin :
yaşıyor ama uzaktaysam senden
bil ki seni hiç unutmadım
ölüm değilse bizi ayıran
yazık olmuş, hata yapmışsız
senden ya da benden ne farkeder
şeytana uymuş aşkı yakmışız

adımı söylemezdin bana seslenirken
aşk derdin, aşkım derdin
her aşk dediğinde
beni kendinde daha da aşık ederdin
buluştuğumuz anları hatırlıyorum
güller açardı gönlümde sen gelirken
üç-beş saat bile ayrılsak
yapraklarım dökülürdü sen giderken

yanyana duran iki yıldızdık sana göre
en parlak, en güzel olanı bendim
gökyüzünde ki tek yıldızındım senin
fırtınalarda saklanıp korunduğun
liman olduğumu söylerdin
ömrünün sonuna kadar beni seveceğini
kalbini kalbime kelepçeleyip
anahtarını okyanusa attığını söylerdin

benim için kıyamet seni kaybettiğim gün demekti
ruhumda sakladığım en değerli hazinemdin
sonsuza kadarda saklayacağım
yokluğumda sen nasıl olursun hayal ettiğimde
seni mutlu, çok mutlu görüyorum
çünkü hep öyle ol istedim
her şeyin güzeli senin olmalı
aynı şeyi isteme benden
yerine kimseyi koyamam ki
ben kimseyi ama kimseyi seni sevdiğim gibi sevmedim ki
sen bana aşk dedin, bizi kirletemem ki

bazı şarkılar vardı birlikte sevdiğimiz
senin bana, benim sana söylediğim
onlardan biri yada benzerini duyarsan
beni anımsar gülümsersin
ben mi? ben hiç unutmayacağım ki
okyanusa attığın anahtarı biri bulurda
bizi bizden çözer diye
daha iyisini yaptım seni kalbime kazıdım
her atışında hatırlamak için

yaşıyor ama uzaktaysak birbirimizden
bil ki seni hiç unutmadım
ölüm değilse bizi ayıran
yazık olmuş hata yapmışız
eğer ölümse bu ayrılığın sebebi
ve bensem önce giden bu alemden
kederlenme çok
tıpkı benden istediğin gibi
kendine sahip çık
bensem kalan geride
zaten sen hep göreceksin
ben kimseyi ama kimseyi seni sevdiğim gibi sevmedim ki
sen bana aşk dedin, bizi kirletemem ki

küs olduk, ayrı düştük duramadık ki
savaşları sevemedik ki barış olduk biz
hüzünlendik dilden kaçan bazen iki lafla
sevişmeye sebep ettik ayrılıkları

niyet ettik, söz verdik en büyük aşka
başkasının sevdasına imrenmedik biz
neysek oyduk, öyle kaldık aynı inançla
kimsenin öyküsünden kopya çekmedik

ne acıdan, ne kayıptan
korkmadık ki hiç biz
ne kavgalar atlattık ta
yılmadık ki bir gün
üstüne gittik sevdanın
yenilmedik ki
kimsenin duygusundan
çalmadık biz

başkasının oyununu bozmadık biz
bu dünyanın uyumunu bozmadık biz
adı.
neva neva
birinci çoğul şahıs olarak kullanırken çok dikkat etmek lazımdır. içindeki "sen" ve "ben" kişiliklerini kaybetmeden "biz" olabilmek gerekir, bu da çok zordur ama imkansız değlidir.
üç kilo reçellik vişne üç kilo reçellik vişne
emre okçuerin sıra dışı sergisi.

manifestosunda şöyle diyor:

duyduğumuz fakat farkında olmadığımız seslerimiz ve göremediğimiz iç görüntülerimiz bu sergiyi oluşturuyor.

evrende her şey enerjiden oluşmaktadır, bizlerde bunun birer parçası olarak sürekli hareket eden bu enerji okyanusunda yaşıyoruz.sadece bize öğretilen gibi görüyor,yanılsamaları gerçekmiş gibi algılıyoruz.her insanda potansiyel olan bu enerjiyi benim ve ailemin mr görüntülerimiz ile led ışıkları kullanarak görselliğe aktarıyorum.

göremediğimiz ama içimizde var olan bir başka gerçeklikle, özellikle kendi beyin mr anjiyo görüntülerimle içimizde var olan bir evrenin,başka bir boyutun kapısını araladım.bu görüntüleri de kendi penceremden sizlere aktarıyorum.

benim ve ailemin doğal ev ortamında ki çıkarttığımız gürültü ve seslerin yanı sıra nefes,kalp atışı,karın gurultusu gibi bedene ilişkin ritimler elektro akustik bir beste olarak karşınıza çıkıyor.

her an duyduğumuz ama farkında olmadığımız kendi iç sesimizi duyurmak, vurgulamak ve bunu da önce kendimde yaşamak ve en yakınımdakilerle ailemle bir bütün olarak sesimizi duyurmak istiyorum.birlikte yaşıyor olsak da, birbirimizin sesini tanıyor olsak da, birbirimizin iç sesini tanıyor olacağız.eğer kulağımız her sesi işitseydi, en çok duyacağımız belki de duymaktan en çok rahatsız olacağımız ses kendi iç sesimiz olurdu.bize en yakında o var.

beynimizin dışında sesler,görüntüler değil,elektrik akımları vardır.bunlar beynimizin içinde görüntüye, sese dönüşür.insan beynindeki ekranda izlediği,anlamlı şekilde bir araya getirilen algıların tamamına ‘yaşamım’ der ve hiçbir zaman beyninin dışına çıkamaz.her insan beynindeki hücresinin içinde yaşamaktadır ve algılarının kendisine gösterdikleri dışında hiçbir şey yaşayamaz.

tıbbın araçları,ışığın sonsuzluğu,müziğin derinliğiyle harmanlanan ama özde insan hafsalasının bile kavramaktan uzak olduğu bu mükemmel çalışan mekaniğe bir övgüdür bu sergi aslında.
1 /