black mirror bandersnatch

1 /
plutonun askerleriyiz plutonun askerleriyiz
düşünce şahane, konunun işlenişinde kısmen sıkıntılar var gibi. ama kesinlikle devam etmeli böyle yapımlar.

gerçi biraz düşününce şu yargıya vardım: henüz interaktif film olayı yabancı bize, biz de ona yabancıyız. hal böyle olunca konuya odaklanmaktan çok "bir seçim sahnesi gelse de bir şey seçsem" düşüncesiyle izledim sanırım. bu sebepten dolayı da dizi beni konu anlamında çok fazla içine çekemedi. denizin üstünde yüzmek gibiydi bu ilk deneyim. daha sonraki yapımlarda vücudum suya alıştıkça derinlere de dalabilirim sanırım.

ancak kesinlikle ve kesinlikle bu tarz yapımların artması gerek.
orgomelih orgomelih
yapımcılar ciddi ciddi david cage ve quantic dream'e özenmiş. hani heavy rain için, beyond için derlerdi ya, bir film düşün seçimleri sana bırakılmış interaktif film gibi. he, onu yapmışlar işte.
kelimeler albayım kelimeler albayım
(spoiler içerir.)

sürekli karşılaştığı kötü sonuçlardan dolayı last checkpointe dönüp seçim yapmaya çalışan fakat hangi seçimi yaparsa yapsın sonucun üç aşağı beş yukarı belli ve aynı olduğu, sistemin ve senaristlerin bize sunduğu labirentin içinden çıkamadığımız, mind-fuck ın alası, efsanevi bir black mirror deneyimi.

aslında diğer tüm black mirror bölümlerinden tek bir farkı var. bu bölümde dizinin ana karakteri biziz. "reis adamlar bi dizi yapmışlar, dizinin senaryosunu gidişatını falan senin kararların belirliyor" diye oturttular bizi dizinin başına. önce mısır gevreği, müzik falan filan seçtirdiler sonra seçimler çeşitlenmeye başladı. aa ne oldu demeden patates olup tekrar önceki seçime geri döndük. kabul edelim birçoğumuz bu olmadı diğerini, diğeri olmadı berikini, beriki olmadı iki önceki seçimden evvelkini deneyelim dedik. sonuç aynı, karakter yine müptezele bağlayıp mahpuslara düştü ya da öldü. sürekli aynı oyun kritikçisi gavat çıkıp 2,5 puan ya da 0 puan verdi. yani sözün özü, yapımcılar seçimleri bizim yaptığımız iddiası ile bizi oturttular, oturduk mal mal varyasyon denedik. resmen taşşak geçtiler, tüm bm bölümlerinde insanoğlunun düştüğü durum gibi bir duruma düştük. izlerkenki halinizi hatırlayıp dışarıdan kendinize bakın, ne demek istediğimi anlayacaksınız. zaten içinde de mesajı verdi ibneler:

"sürekli tüketiyorsunuz. kendinizi özgür sanıyorsunuz ama labirentin içindesiniz pac man gibi. labirentin bir bölümünden çıkıp sistemi terk ettiğinizi sanıyorsunuz ama diğer taraftan giriyorsunuz."

işte bu yüzden ben bayıldım. herhalde bunun bi tık üstü, evimize metalhead bölümündeki o kesen biçen katil robot köpeklerden yollamaları falan olurdu.
beste çalan mahur beste çalan mahur
"tv gibi ama internette"

adamlar kendilerini bizim gibi tanımlıyor lan, aşırı hoşuma gitti bu durum.


bölüm ilginç olmuş, gerçi daha bitmedi ama bitmeyecekmiş gibi de. kararlarıma yeterince saygı göstermedi. kim sikler mahur'u modunda, baya kendi cevaplarını dayatıyor.


not: acaba bitti ama ben tekrar tekrar mı izliyorum, mal mıyım ben acaba?
4
ithinkthereforeiam ithinkthereforeiam
çok da beklenen etkiyi yapmayan/yapamayan, yakalayamayan zımbırtı oldu sanırım... kimsenin sesi soluğu çıkmıyor... fırsat olmadı daha izleyemedim ama nedense beklenen etkiyi yaratmamış gibi duruyor... faza yorum da yok henüz... çok yeni diye sanırım... neyse 2 güne izlerim diye umuyorum... ziyadesi ile yeni yorum eklerim...
psamathe psamathe
dün gece izledim. üstteki entrye cevaben yazmak gibi olacak ama bence beklenen etkiyi yapmıştır. ancak ulaşımı için şimdilik netflix uygulamasını satın almanız gerektiğini düşünürsek (ilk 1 ayının ücretsiz olması ve o süre dolmadan iptal etme şansınız olsa bile) kitlesel yayılımına bağlı olarak, tepkilerinin biraz daha zaman geçtikten sonra geleceğini düşünüyorum. deprem sonrası açık denizde oluşan tsunaminin kara parçasına vurması gibi. hem şimdi yılbaşı olayına kilitlenmiş durumda insanlar. türkiye'de yayınlanma zamanlaması biraz ters olmuş diyebiliriz o açıdan. yani yapım bir bakıma, kendi ayağına sıkmış biraz aslında. yurt dışında ne zaman yayınlandı o konuda bilgi sahibi değilim.

spoiler verilmiş. üstelik hangi mesajı alacağınıza kadar ince bir şekilde :) onun dışında interaktif bir katılım sağlayarak, size bugüne kadar yaşamadığınız bir deneyimi yaşatmayı sağladıkları için yapımcıları tebrik etmek lazım bence. basit gibi görünse de ve her ne kadar bu süreçteki etkinliğinizi, yapımın konusu ile birlikte doğru orantılı olarak hissetmiş olsanız da, ben başarılı buldum. zaten black mirror'ın ana felsefesinde yatan gerçek, izlerken ve izledikten sonra sürekli olarak bir sorgulama ve düşündürme sürecine sizi çekmeleri. buna bir de, sizi doğrudan işin içine katılımınızı sağlamalarını eklemişler. öyle bakınca hem fantastik hem de ayrı bir duygu yoğunluğunu size veriyorlar mı ? evet. o halde nema problema.

her ne kadar yayın haklarının netflix'e satılmasından sonra (sanırım 2.sezonu ile başlamıştı), menşei olan british çizgisinden bazı bölümlerde kaymalar yaşasa da, bütünüyle bir kopuş görmek mümkün değil. yani genel olarak "ingiliz sıra dışı bakış açısını" black mirror dizisinde bir şekilde bulabiliyorsunuz benim açımdan sevindirici kısmı bu. ayrıca bu bölümde resmen çocukluk çağlarıma döndüm. nitekim "frankie goes to hollywood'un unutulmaz şarkısı relax" ı duymak, dizi içinde kajagoogoo grubunun isminin geçmesi gibi minik ayrıntılar, 80 kuşağından gelenler için ayrı bir lezzet olacaktır eminim.

izledikten sonra; komplo teorileri sevenlerin ve zihin kontrolü, subliminal mesaj gibi konulara ilgi duyanların beğeneceğini ve bir müddet sonra "ben biliyordum ve demiştim zaten" gibi, cümleleri kullanacaklarına adım kadar eminim, diyerek yorumumu bitireyim ve notumu da bırakıp kaçayım ben : 7,5-8/10.
ropte ropte
dizi sitelerinden izledim. haliyle seçim yapma imkanım olmadan pek sarmadı. ama zaten seçim yapılacak yerler çok belli. 5 saatlik versiyonda zaten tüm seçenekler gösterildiği için bir süre sonra ileri sara sara izledim. düşünce güzel. başroldeki elemanın oyunculuğunu da sevdim. ama muhtemelen netflixten orijinalini izleyerek seçim yapa yapa ilerlediğinizde keyif almanız muhtemel bence.

----spoiler-----

yine her black mirror bölümü gibi insanı kötü hissettirmek için ellerinden gelen her şeyi yapmış pezevenkler. sizin yaptığınız seçimler sonucunda acı çeken bir insan profilini izlemek rahatsız olmak, kendini kötü hissetmek için yeterli. dizi içerisinde de başkalarının yaptırdığı eylemler sonucunda iradesi dışında hareket ettiğinin farkında olan karakterin kah binanın tepesinden atlaması, kah babasını öldürmesi ve bu acı çekmenin bir parçası olma düşüncesi bana pek haz vermedi.

ayrıca dizide pacman ile ilgili tanımlamaların olduğu bölüm çok çok iyi bence.

-----spoiler----
badass badass
bl*ck m*rr*r daha kötü ne çıkaracak diye merak ederken imdadıma yetişti çok şükür.

özel adını unuttum (bilen varsa mesajlasın da editleyeyim) da şöyle bir olay vardı; bir filmde çoook alakasız bir olay/çekim açısı/plot oluyor, izleyici de bunu kendi kafasında "vvvaaayyy ne biçim düşünmüş herif bak burada kesin bunu kast etti" diye kurup alt metin çıkarıyor kendince fakat aslında filmi çekenlerin bu sikinde bile değil, farkına varmamışlar. bu film de öyle olmuş biraz aslında. yani uzun uzun saatlerce izlendiği zaman abartılı hardcore amerikan pornolarından bile bir alt metin alabilirsiniz arkadaşlar. öyle bir durum yok.

şimdi bu yapımcılar baktı hayran kitlesi silme sığır, önlerine ne atılsa kemiriyor, bunu saldılar. interaktif film deneyimi adına olumlu buluyorum, teknolojinin gelişimiyle birlikte bu tarz gelişmelerin de olması kaçınılmaz ve ne kadar erken başlarsa gelişimi de o kadar erken başlar demektir.

yazının bu noktadan sonrası spoiler içerebilir. içermeme ihtimali de var, bilmiyorum işte içermemesine uğraşırım.

netflix'ten izleyenler biliyordur, bir son geldiği zaman jeneriğe geç, geri git ve bir önceki seçime git şeklinde opsiyonlar çıkıyor. tekrar seçim yapıldığı zaman önceki izlenen partisyona ufak göndermeler olması aslında hoşuma gitti, yalan yok. ama bazen seçeneklerin ikisinin de aynı kapıya çıktığı oldu, bazen aynı seçim noktasına geldiğimde farklı seçeneklerle karşılaştığım oldu. bu ne kardeşim? kimse de kalkıp "biz ne yapıyoruz birader?" diye sormadı mı yahu?

ya şimdi kalkıp "e ama hocam bak oradan da şu anlam çıkıyor" diye başlayanlar elbet olacak. şimdiden savunmamı yapayım. bakın dostlar, işi gücü film izlemek olmayan bir insan olarak film/dizi ve türevlerinden beklentim şudur; kafamı boşaltmak veya boş vaktimi doldurmak istediğimde bana aradığımı versin, bana yeter. bakın. minimum 8 haneli dolarların döndüğü bir iş yapıldığını düşünün. ben bu işi yapan adamların para kazanmasına bir şekilde katkıda bulunuyorsam o adamlardan o hizmeti düzgün almak isterim. neymiş? izleyiciyi düşündürüyormuş. düşündürme kardeşim beni. o kadar düşünmek istersem gider saçma sapan ekstrem bir mühendislik dersinin kitabını alır elma gibi ısıra ısıra çalışırım ben. sen işini yap. hikayenin girişi olsun, gelişmesi olsun, sonucu olsun. sonuca bağlansın bak, kilit nokta bu. ha sen bunu ister dümdüz yaparsın, ister sağından alır solundan çekersin, memento'daki gibi aklımızı evirip çevirip götümüze kaçırırsın, o senin problemin. bu arada b***k m****r'a harbiden şans verdim. üzülerek söylüyorum ama oturup tüm bölümlerini izledim. jon hamm'li bölüme "eehhh" dedim, harici ta-ma-men berbat!

neydi bunların bir bölümü vardı böyle siyah beyaz bi köpek mi koşturuyordu bir şeydi. o da enteresan mesela. izliyorsun izliyorsun bir yere varmayıp bitiyor. ee amk? ee yani. bir bölüm daha vardı, bu arılı bölüm. bölümün sonunda elemanı buluyorlar, peşinden biri yürürken bölüm bitiyor. noldu lan elemana? naptınız olm adama saldınız mı? söylesenize lan! ben bunun için para vermedim mi size? teallam.

bakın arkadaşlar, sakince aklınızın dip köşesindeki "bu diziyi sadece çok zekiler anlıyor, anlamalıyım" fikrini kenara atın. "sapyoseksüelim" diyen 60 iq'lu bir pelteyle yatağa girebilme yönündeki dürtünüzün üstüne ayağınızı basın ve derin bir nefes aldıktan sonra kendinize sakince "bu ne mnakoym" deyin. sakince. kimse size siksok bir şeyi övdünüz diye madalya takmayacak. valla bakın. altında alt metin aramayın, ya da ararken kendinize "bu alt metni çıkarmaya uğraştığım kadar herhangi bir anlamsız hardcore porno videosu üzerinde uğraşsam da bir alt metin çıkar mıydı?" diye sorun. salın ya. valla.

umarım tengrim affeder vaktimi bunu izleyerek çöpe attım diye. kolsuz bir vatandaşımıza mastürbasyon yapmasına yardım etmek bile benim için bu "şeyi" izlemekten daha verimli olurdu.
sasaki endo sasaki endo
ona bas. coco pops ye. çıldır. evet ve hayır. pink floyd dinle. ya siktirin gidin! yata yata dizi izlemek istiyorum. elin ezik çocuğu ne bok yerse yesin. ilk 40 dakikasına bile zor katlandım. muhafız izleyin daha iyi.
tusker tusker
commodore 64 ve diğer dönem bilgisayarlarını görmek, tüplü tv falan. günlerce yazılan basic veya makine dili programlar. sırf bu yüzden sevdim.
the bridge of khazad dum the bridge of khazad dum
sinema veyahut televizyon için güzel bir yeniliği getirmeye çalışmış black mirror bölümü. bu yeniliği güzel bir şekilde başarabilseydi eğer yeni bir genre başlamış olucaktı. (belki başlamıştır haberim yoktur.) ne yazık ki boşuna heyecanlanmışım. pek beğenemedim.

--- spoiler ---

seçeneklerimin beğenilmemesi ve ısrarla bana belli başlı seçenekleri seçtirmesi bana saçma geldi. madem ki kararı ben veriyorum kararlarımı gelip bana tekrardan sormamalı ve asıl seçilmesi gerektiğini düşündüğü seçeneği zorla seçtirtmemeli.
belki teknik bir hata, belki de filmin konusunu bizim de deneyimlememizi istediler. (özgür iradenin olmaması) bu durumlar canımı sıktı biraz. onun haricinde senaryoyu az da olsa beğendim. normal bir bölüm olsaydı böyle yavan olmayacağının bilincindeyim.
ama uygulamayı beğenmedim. bir dahakine artık black mirror.
--- spoiler ---

uygulamadan ötürü 6/10.
1 /