blade runner

1 /
yesilcuppelipenguen yesilcuppelipenguen
alttan alta filmin esas oğlanının dahi klon olduğu işlenir. rachael, esas oğlana o malum testi kendi kendine yapıp yapmadığını sorar ama cevap alamaz. en son sahnede esas oğlan olayı çözer ama inanışa göre insan, ölümden hemen önce saf gerçeği kavrarmış. hemen sonrasında da öldüğü için kimseye bu gerçeği aktaramazmış. matrix'ten önce matrix'i çözmüş bir şaheserdir.
iao iao
filmin esas karakteri deckard olsa aslında replicant roy batty filmin özünü yaratan karakterdir bana göre. zaten kendisinin final sahnesi de filmin en etkileyici sahnesi bana göre. hatta hemen alıntı yapalım:

"i've seen things you people wouldn't believe. attack ships on fire off the shoulder of orion. i watched c-beams glitter in the dark near the tannhauser gate. all those moments will be lost in time... like tears in rain... time to die. "

"like tears in rain" cümlesi de okuduğum kadarıyla roy'u canlandıran rutger hauer'in doğaçlamasıymış.

battlestar galactica'nın ilham kaynağı diyebiliriz aslında blade runner'a. nitekim skin job terimi, replicant'ların bile zaman zaman üretim olduğunu bilmemeleri (ya da cylonların), insan ve robot arasındaki perdenin giderek incelmesi, robotların sürekli olarak bir "şey" değil bir "canlı" olduğunu vurgulaması. aslında iki yapımın da karanlık atmosferi de benzeşiyor. ama sanırım iki yapım arasındaki en hoş "benzerlik", filmde gaff rolünde gördüğümüz (hani şu origami meraklısı tuhaf polis) edward james olmos'un battlestar galactica'da dizinin bel kemiği amiral william adama'yı canlandırıyor olması. olmos baba her daim bilimkurguya yakışıyormuş.

son olarak "ceyar öldü mü ölmedi mi" sorusu benzeri bir kaos yaratan "deckard replicant mı yoksa değil mi" sorusuna cevabım, "evet." sırf boynuzlu at sahneleri bile bunu doğrular nitelikte. ya da roy'un son anında bile kendi türünden birini kurtarma isteği. insan kurtardı robotlar da insan geyiğinden fazlası olduğunu düşünüyorum. ayrıca ridley scott da çoktan onaylamış aslında bu işi, ama bilimkurgularda oynamasına karşın her daim aslında bu işe gıcık olan harrison ford "karıştırmayın replicant falan insan gibi insanım ben." demiştir, belki dedirtilmiştir bilmiyorum.

ayrıca vangelis'in besteliği şahane bir soundtracki bulunuyor, özellikle tears in the rain ve end titles mükemmel. (hele o son sahnelerin etkisiyle birleşince)
heidi heidi
gerçek nedir ne değildir üzerine enteresan bir ilüzyon. nasıl başladığı, nasıl bittiğnin farkına varılmadan izlenen. geç oldu epeyi bir ama henüz ölmeden olduğuna göre geç sayılmaz....
setheleh setheleh
bu filmdeki "all those moments will be lost in time, like tears in rain" repliğini şu fani dünyada en az bir kez kullanmak istiyorum. hatta bunun için gizliden gizliye fırsat kolluyorum. müspet bir tepki alamazsam, o sırada sahne donmazsa ve içinde bulunduğumuz an efsaneleşmezse de "...time to die" diye orijinal sahneye bir saygı duruşu yapıp uzaklara, anime yeşili küçük japon kasabalarına gideceğim.
kaplankaplan kaplankaplan
görsel açıdan, çekildiği 1982 yılının çok çok ilerisinde, tam bir atmosfer filmidir. kopyaların lideri konumundaki arkadaşın performansı muhteşemdir. iyi ve yeni bir film bulunamadığında joker film olarak kullanılabilecek, defalarca izlenebilecek güzelliktedir.
1 /