blunderbuss

sardonica sardonica
jack white'ın gün itibariyle internetten dinlenebilen ve satın alınabilen albümü. şarkılar şu şekildedir :

1. missing pieces
2. sixteen saltines
3. freedom at
4. love interruption
5. blunderbuss
6. hypocritical kiss
7. weep themselves to sleep
8. i'm shakin'
9. trash tongue talker
10. hip (eponymous) poor boy
11. i guess i should go to sleep
12. on and on and on
13. take me with you when you go

albüm oldukça başarılı. blues ve country ezgileri çok güzel harmanlanmış. jack white'ın gitar konusundaki yeteneği malum zaten. devamını heyecanla bekliyorum.

kelime anlamını merak ediyorsanız 1600lü yıllarda kullanılan bir çeşit geniş namlulu tüfek.
gamsizhasan gamsizhasan
16 - 19. yüzyıllar arasında kullanılmış, kısa ve geniş namlulu bir silah, pompalı tüfeğin bir nevi atası. muadili diğer tüfekler gibi namludan doldurulurdu. kısa mesafede başarılı, uzun menzilde isabetsiz idi.

avrupa ordularında dragoon olarak tabir edilen birlikler sıklıkla bu silahı kullanırlardı.
mr bloom mr bloom
hayatıma gireli takriben on yıl olan white’ın ilk solo albümü blunderbuss, gerçek bir yoldaş. i̇htiyacın olduğunda “yapma, şimdi sırası değil” diye seni yerine oturtabilen ya da “gel biraz hava alalım” diye yola düşüren bir arkadaş. albümün blues rock’tan rock’n roll’a uzanan karakterini white’ın hırslı ve heyecanlı piyanosu, abd’nin geniş platolarını doldurmaya yetecek kadar gitar ve elbette duyduğumuz ilk andan beri unutmadığımız sesi belirliyor. açılış parçası missing pieces'te söylendiği gibi, “bazen biri seni tamamen kontrolü altına alır”. kontrolü blunderbuss'a bırakmak kolay çünkü sahtelikler çağında dürüstlüğüyle ferahlatıyor. i̇lişkilerin iğrenç bir biçimde sterilize edilip çiçek, çikolata, beyaz eşya ve pırlantaya indirgendiği bu toplu delirme döneminde haz, acı, kavga, kan ve çatışma gibi aşkın gerçek doğasına ilişkin cümleler duymak insanın içini soğutuyor.

sixteen saltines ve freedom at 21'da tüm heybetiyle ortaya çıkan bir kadın figürü var: acımasız, başına buyruk, kontrol edilemeyen ve arzulanan. albümün çoğu bu kadın figürü peşinde heba olan, onun verdiği acıyı severek kabul eden, kimi zaman da ona meydan okuyan bir erkeğin hikayesi. aşk türlü yollarla, türlü bedenlerle bu adama işkence edip duruyor. albüm boyunca bir duygu durumundan diğerine savruluyor kahramanımız. bütünüyle teslimiyetten karşısındakinin kemiklerini kırmaya, acı dilemekten şefkat aramaya aşkın ızdıraplarıyla ilgili kapsamlı bir katalog blunderbuss. albümde white'a ait olmayan tek şarkı i’m shakin’ (1962’de ölen söz yazarı rudy toombs’a ait) de son derece isabetli bir cover.

jack white kesinlikle “sıradan” diye nitelenebilecek biri değil. tuhaf merakları, garip huyları var. bu yüzden single’larını helyum balonlarıyla semaya salıp guinness dünya rekorları jürisine çattığında şaşırmıyoruz. solo albüm için bu kadar beklemesinin nedenini, şarkılarının ilk defa “sadece kendi adını taşıyacak kadar kendine ait olması” olarak açıklıyor. the white stripes, the raconteurs ve the dead weather'dan sonra bu acayip adamın iç dünyasına biraz daha girmek heyecan verici. blunderbuss, jack white'ın karanlık ve tahmin edilemez bilinç bataklığında sağı solu kurcalamak için iyi bir fırsat.
siz beni nereden tanımıyorsunuz siz beni nereden tanımıyorsunuz
jack white mamülü.

aynı adı taşıyan albümün beşinci şarkısı. ayrıca white stripes'ın dağılmasının ardından gelen ilk albümdü. dağılmak derken zaten 1.25 müzisyenden oluşan bir gruptu. pek dağılmak sayılmaz bu.

bu kayıt çok güzel.



bonus: i guess i should go to sleep