borç vermek

4 /
siyahbeyaz aşkı paylaşamadık siyahbeyaz aşkı paylaşamadık
yıllar geçti ve çeşitli insanlardan anasının amı kadar alacağım var. aklımda bile değil hepsi. ama ben bir şey öğrendiysem o da şudur;
bidaha geri gelmemesini gözden çıkarırsanız verin. çıkaramıyorsanız vermeyin. zira o para asla geri dönmüyor.

sonra paranızı hala ödemediği halde keyf süren, tatil yapan karaktersizler oluyor, siz aptallığınıza yanıyorsunuz.
mashuab91 mashuab91
bazen borç verirsiniz elinizdeki son parayı. ardından alacaklı olduğunuz kişiyi sosyal medyadan eğlenip gününü gün ederken görürsünüz. sonra paranız gelmez ya da çok geç gelir. enflasyon yüksekse epey zarar ederseniz.
o yüzden sevdiğiniz insanlara verin sadece borcu. onlardan da geri gelmeme ihtimalini her zaman hesaba katın.
the cekat the cekat
pişmanlık.

i̇stemezseniz geri gelmez. i̇steyince de kötü olursunuz bu sefer. bir nevi hibe ediyorsun borç addedilen parayı, ona göre vermekte fayda var, sevdiğiniz ve birbirinizi bildiğiniz kişilerde zaten böyle bir problem yok, ama akraba yahut muhabbetiniz olmakla birlikte çok da yakın olmadığınız bir arkadaş olunca gelmiyor çoğu kez verdiğiniz para. i̇stemeniz gerek. sonrası ise malum. *

maaşı alır almaz ödeyeceğim vaadiyle alınıp da üstünden bir yıl geçtiği halde tık yok. nasıl olsa ihtiyacı yoktur, olsa isterdi diye mi düşünüyor anlamadım. sonuçta zor anında sana yardım eden kişiyi cezalandırmış, enayi yerine koymuş oluyorsun. enayi yerine konmak veya enayi gibi hissetmek, açıkçası verilen para kadar canını sıkıyor insanın.

i̇stediğinde yine aynı şeyle karşılaşmamak için güya tecrübeme istinaden borç vermediğim başka bir arkadaş sosyal medyada takipten çıktı şaka gibi. hadi bunu anlarım da verdiği borcu istediğinde whatsapp ve facebooktan engellenen arkadaşımın durumu daha vahim olsa gerek, paranın da üstüne yattı alan kişi iyi mi. öderken vereceği iğneleyici mesajı düşünün bir de ahahah

nasıl tercüme edilir, nasıl bir anlam yüklenir bilemiyorum. ama bu var, çok örneği var hem de. genelleme yapmışım gibi dursa da örnekleme yapıyorum, sonuçta herkes böyle değil. ama vaka çok işte. sözler ve cümlelerde, sosyal medyalarda adamlıkla, dürüstlükle, güzel ahlakla ilgili paylaşımlardan geçilmiyor. ama iyilik değil bak, borcunu ödemiyorsun daha be kardeşim.

en baştan desene şunu; ben bu istediğim parayı ister veririm ister vermem, bana kalmış bir şey. ha şu da var ben sana vermeden sen bu verdiğin parayı benden istersen canım sıkılabilir, mümkünse isteme benden. canım istediği zaman vereyim, sen de verilen zamanı önemsemeden kızmayıp teşekkür et bana.

not: abartıyor muyum böyle düşünmekle onu da bilemiyorum açıkçası.

edit: yazım hatası
en tipsiz ördek yavrusu en tipsiz ördek yavrusu
şu ana kadar alamadığım çok az borç oldu ama yine de artık, kardeşlerim babam ve bir kaç yakın arkadaşım hariç kimseye vermeme kararı aldım.

neredeyse tüm alacaklarımı aldım derken evet aldım ama bazıları ile artık görüşmüyorum. paramı istediğim için kötü adam oldum ya. böyle bir saçmalık olur mu?

arkadaşımın abisi beni telefonla arar, kendisi hukuk bürosu olan bir avukat. bin lira borç ister, haftaya atacağım der aylar geçer atmaz. ne zaman arasam bir ileri tarih söyler. bir yıl sonra babasını aradım o attı paramı. avkat bey artık görüşmez.

başka bir yavşak arkadaşım acil para lazım der okulların açılmasına az bir süre kala, 500 lira atarım. 5 gün sonra gelecek para aylar geçer gelmez, araya yaz tatili girer mesajlara bile cevap vermez. yetmez sosyal medyadan siler beni. sonra ona mesaj attım ve görüştümüzde 500 liralık hastane masrafı olduğunu söyledim. beni tanıdığı için bir kaç gün sonra paramı gönderdi ama artık konuşmuyoruz.

sürekli borç isteyen bir hemşire arkadaşım, o zamanlar polisle evli. durumları normalde iyi olması lazım. kaç kere borç verdim bilmiyorum. en son 2000 tl kadar borç vermiştim. benim de ödemem vardı, söyledim cevap yok. bir ay cevap yok iki ay cevap yok. üç ay oldu i̇stanbul'a gelince benimle görüşmek istedi. paramı o zaman verdi. telefonu bozukmuş aylarca o yüzden cevap verememiş(yersen). bir kaç ay sonra tatile gideceğini erken rezervasyon yapmak istediğini ve paraya ihtiyacı olduğunu söyledi. yardımcı olamayacağımı söyledim, bir daha beni aramadı ve hiç bir mesajıma dönmedi. artık görüşmüyoruz.

sahte diş hekimliği yapan eski bir öğrencim i̇stanbul'a tayinim çıktığında spor malzemelerimi satın almak istedi. sıfır ayarındaki spor aletlerimi şimdinin 250 lirası gibi bir fiyata sattım. yanında para yokmuş ben i̇stanbul'a gittikten bir hafta sonra para hesabıma yatacakmış. tabi aylar geçer ses yok, aradım mesaj attım. hep ileri bir tarih. 7 8 ay oldu, hep ileri bir tarih. 1500 liralık spor aletini 250'ye al. onunda üzerine yat. gerekli yerlere şikayet ettim, sahte hekimlik yaptığı muayenesi mühürlendi. artık her gün 250 lira zarar ediyor. paramı alamadım ama yanına da bırakmadım. artık görüşmüyoruz.

daha yeni yedi senedir, görüşmediğim üniversiteden eski ev arkadaşım aradı, 2000 lira borç istedi. yok dedim çok ısrar etti. arkadaşa 800 lira akacağım var, yarın atacak atınca sana atarım dedim ve anlaştık. sonra bir arkadaşla borcunu ödeyemeyeceğine dair kurgu bir mesajla yaptım. bu lavuk para isteyince o mesajları attım o da veremiyor dedim. bende de yok dedim. artık konuşmuyoruz.

borç verip paranın gelmesini bekleyip sinir olduktan sonra muhabbeti bitireceğine. bu şekilde sonlanmış oldu. böylesi çok daha iyi, illa paramla rezil olacaksam param bendeyken rezil olayım.

başka örneklerimde var da yeterli bu kadar.

şu devirde bankadan tüketici kredisi almak varken borç arayan kişinin ben iyi niyetli olduğuna inanmıyorum. biliyorlar bankaya borç takamaz, erteleyemez çevrelerine musallat oluyorlar. kredi çekemeyenlere gelince kredi puanı o kadar düşük olan birine borç vermek ne bileyim? sonuçta adam bankaya burcunu ödemiyor.

ben artık istisnalar hariç borç vermiyorum. paranızla rezil olmayınız!
harmonai harmonai
insan kaybettiren eylem. ne zaman birine borç versem artık eskisi gibi olamıyoruz. geçen sene akrabam da olan birine otuz iki bin lira verdim. hatta kendini kötü hissetmesin diye yaptığım işten kar al dediği için tamam dedim ki üç ay sonra kar payın diye üç bin lira getirdi.(meğer benim paramı bana veriyormuş ssdjdk) telefonu kırıldı, benim ihtiyacım varken ona aldık. durumuna üzüldüğüm için rica minnet işe
soktum. sadede gelirsek; bir sene sonra paramı istedim diye ben kötü oldum. parayı ne yaptığı konusunda yalanlar söylüyor. bir şekilde bugün bir kısmını geri alacağım, kalanını da halledeceğiz. ben o parayı kaybetsem, geri alsam da sorun değil ama insanlara olan güvenimin iyice dibi sıyrıldı. bugünün dersi ise kimseye ölseler de borç vermeyin.
7
hayaletin garip huyları hayaletin garip huyları
aynı gün 3 kişinin yerine para verdim. ikisi gariban biri epey zengin.

zengin olan pezevenk hemen yarın getiriyordu parayı, 2.5 ay oldu. her aradığimda ya anası hasta ya babası. en son ben hastayım dedi göt. mobilden göndermesi zor sanki bana hikaye anlatıyor. bir de herkes "onda paran kalmaz" diyor deli olucam amk. gergedan derisi gibi surat var piçte. artık ben istemeye utanıyorum.

gariban olanlar söyledikleri günde verdiler bu arada.
purge me purge me
günümüz için konuşursak, senetle-sepetle, kısaca, yarın bir uzlaşmazlık olduğunda sizi kanun ve mahkemeler önünde haklı gösterecek resmi bir delil ile verilmesi gereken paradan ibaret olan eylem.

evet sana da enişte.
evet evet sana da hayatım.
evet kanki maalesef sana da.

sorulması çok olası -bana da mı bee- sorusuna "evet sana da" diyemediğimiz için sıkıntı yaşıyoruz borç verdiğimizde. hep öyle olur işte. hayat zamanla;

- olm cuma söz
- offf yani bana da güvenmeyeceksen artık konuşmayalım
- merak etmeyin hocam pazartesi sabah sizin hesapta para
- abi kontratı yapalım hemen pazartesi halletcem ben o elektriği
- teyzem öldü
- eşim hasta
- çocuğumu hastaneye kaldırdık
- param bankada merak etmeyin ama bankanın sisteminde sorun varmış beyefendi
- inanın ilk kez oluyor, normalde hiç böyle birisi değilim

cümlelerine inanıp, acıyıp ya da güvenip yapılan eylemlerin, bir süre sonra sizi ayrı bir endişe haline soktuğunu, kimi zaman kendi vicdanınızı sorgulatırken buldurduğunu, yapılan iyilik ya da verilen paranızın size kötülük olarak, saldırı olarak dönebilme ihtimali olduğunu öğretiyor.

yoksa ben de, "gıcık-aksi-katı-prensiplerim var kusura bakmayın" şeklinde bir insan profili çizmek istemezdim bu konularda şu sevecenliğim ve yer yer engelleyemediğim şebek hallerime rağmen ama ahh...
kader diyelim. aptal yerine koyulmak kadar koyan bir şey yok şu dünyada.

elbette bu durumun tersi için ortamlarda, "ben asla yapamam böyle" demeyen bir adam görmedim. (bağırarak bir kez daha diyorum büyük harflerle, gör me dim.) ortamlarda herkes, "ben borçlu olsaydım gününden önce öderim, yerin dibine geçerim" der. zaten ortamlarda, masalarda herkes o kadar muhteşem ki. herkes öyle doğru ki birbirine sokakta ahkam keserken. herkes öyle hazır ki, dünya halidir olabilir her durum demek yerine her şeyin en doğru halini yaptığını iddia etmeye. sokakta insanların kendilerine yaptığı övgülere, başkalarının hatalarını ağızlarından salyalar akarak yermelerine baksanız ohooo....

"ulan ne güzel insanların olduğu bir ülkeymiş bu türkiye, herkes süper" dersin ilk kez gelen bir turist olsan.

aldatmak başlığı olur, herkes kendi erdemini anlatır.
sevgilinin kuzenini yalamak başlığı olur kimse yapmaz ve püü der.
kocasının iş ortağı ile yatan kadın başlığı olsa, yer zaman mekan sözlük farketmez, herkes bunu çok ama çok ayıplar, şaşırır ve "maalesef işte böyleleri de var" der.

o zaman bu kadar ibnelik (alınmayın sevimli ibnelerim o anlamda kullanmadım) neden var bu ülkede? onu zaten hiç anlamazsınız özellikle internete bakınca. maşallah adına sosyal medya profili denen vitrinlerimizde pür-ü pak ay yüzlü, gül yanaklı, nur suratlı peygamber gibi insanlarız.

borç alma konusu da böyle. bu olayın genelde "verici" kısmındayımdır ama tam tersi konumda da bulundum elbet.

borç aldım. ödeyemedim. öğrencilik zamanlarımdı. içiyordum anca. her daim bana fazlasıyla verilen tüm paralar ile sadece içtim. kalanıyla da içtim. babamın tüm kredi kartlarının dibini görene kadar da içtim. haliyle bana verilen borç, alkoliğe bir iki şişe absolut daha ısmarlamaktan ibaretti. ölü yatırımdı. benim bu durumdaki tepkim, borç veren tekel bayii'ye gidip, 10 kez 100 kez durumumu anlatıp özür dilemekti. hatta sinirlerim ve bünyem harap olduğu için bir defasında ağlayarak özür dilemekti. 2 sene boyunca ondan alışveriş yaptığım için veresiye borcum kabarmasına rağmen borç vermişti sağolsun. borcu ödeyememe nedenim de kesinlikle bağımlılıktı. (bağımlıya bir bok verilmez her an yannda olmak istediğiniz, kurtarmaya çalıştığınız birisi değilse. çünkü bu eylem, aslında ona yaptığınız kötülüktür bla bla, bunlar da ayrı başlık konusu... neyse)

borç veren insanları sinirlendiren şey, borç verdikleri şahsın, benim öğrencilik yıllarımın sonuna doğru yaşadığım borç alma, veresiye borcu yapma eylemlerinde gösterdiğim utanç duygusu içinde olmamaladır. aksine, tüm töleranslara rağmen agresifleşmeleridir. bundan da adım kadar, çükümün 24 cm olduğu kadar eminim.

ben kimsenin, benim yaptığım gibi beni arayıp, borcunun vadesi geciktiği için özürler dilemesini, mazeretler sunmasını da beklemiyorum. şefkat dilenenlere şefkat dağıtan, bu şekilde iç ezikliğimi kapatan tanrı kompleksli birisi değilim. ancak ve ancak yaptığım iyilikler neticesinde çevreme toplayabildiğim bana muhtaç bir kalabalık ile silik karakterimi örttüğüm ve önemsendiğim duygusuna da kapılmam. borç verdiğim insanlara hayat dersi veren, onların kötü zamanlarında, üst perdeden yaptığım küçük düşürücü konuşmalarım ile geçmişteki tüm hatalarımı, bencilliklerimi, kötülüklerimi kapattığımı sanıp, borç verdiğim için bana karşı ağzını açıp kötü bir söz söylemeye imtina eden birini bulduğumda, aşağılık ve ezik insanlara yakışır tarzda büyüklenen, kendimden sosyoekonomik olarak daha düşük seviyede birinin acizliğinden gizli bir zevk alan birisi hiç değilim. aciz ve kindar ve hatta haset, sonradan görmüş insanların eline güç geçerse yukarıda dediklerimi yapar, yaptılar.

(ps: üst paragraf tamamen alacaklı psikolojisi üzerine örnekleme oldu, ironi sıfır yeni nesilde amk sayın okuyucular. o yüzden açıklama gereği duyuyorum. yazdığım gibi davranan alacaklı türü çok. anılarınızı kontrol edin bulursunuz öyle birini.)

benim borç verdiğimde ve geri alamadığımda beklediğim tek şey, borçlu insanın bana söylemese bile, dikkatli bir bünye olarak benim sezebileceğim utanç duygusuna sahip olmasıydı. hatta öyle hassastım ki insanların kırılmaması adına bakın bir dinleyin şunu.

sırf borçlu kişi utanç duygusu ile hareket etmesin, kendini borçlu gibi hissetmesin, içinden "borcum olmasaydı şu şekilde davranırdım şimdi çok silik bir insan gibi davranıyorum" diye geçirip; kaderine, dünyaya, onu bu hale getiren yaşanmışlıklarına ve olaylara lanet etmesin diye; abartı gülücükler, abartı samimi tavırlar içine bile soktum kendimi çoğu zaman. normalde daha resmi davrandığım bir insana empati yapıp onun en samimi varlığı gibi de davrandım.

alacaklı tarafı sinirlendiren eylem, tek ve basit bir örnek ile, borç verilen kişinin bırakın bu utanç duygusuna sahip olmasını, günümüze yaraşır bir örnek olarak instagram'da home party story'si atıp, borcu hatırlatıldığında edindiği pişkin tonlamalar ve tavırlardır.. ötesi berisi değil, tam olarak bu. ben demişim home party, siz diyin düğün bayram. örneklendirmelerinizi kendi hayatınıza göre şekillendirin ve ana olguyu anlayın efenim lütfen.

- ölmedik heralde!!!!!
- amma sıktın sen de kardeş iyi ki bir dara düştük para istedik!!!!!!
- kaçmıyoruz ya hocam!!!!!!!
- birader allah korkun yok mu cenazem var dedik ya!!!!!!!!

işte sonuç olarak ben ve siz, herkes. az mı duydunuz üstte yazanların benzerini?..bunların tümünü o kadar çok yaşıyor ki alacaklılar. bu sözleri o kadar çok duyup bir de kötü insan, gaddar insan haline geliyor ki karşının nezlinde ve o kadar çok kendi vicdanını sorgulamaya başlıyorlar ki sonradan... hayatının bir noktasında lanet olsun diyorlar artık. "sokarım borcuna da vermesine de."

suistimaller yüzünden iyi bir eylemden vazgeçiyorlar. borç vermek, darda olan kişiye yardım etmek, yardımlaşmak, "bugün bana olur yarın sana dünya hali bu" diye düşünüp bir omuz atmak kötü bir eylem değil. sadece hep olduğu gibi, suistimal edenler neticesinde olan biten asıl güzelliğe oluyor. güzel bir insani hareketin kendisinden tiksinilmekle son buluyor.

not: çük şaka olm lan sdkfjhk. nude atmayın heyecanlanıp evli barklı adamız.
5
anabacı vokke anabacı vokke
bence şu iki durumu net sınırlarla ayırdedemiyoruz, borç vermekle arkadaşına yardım etmek farklı şeyler...

örneğin arkadaşınız dükkan açacaksa ona borç vermezsiniz. ona ortak olabilirsini ancak... daha ticari bir ilişkidir o.

ama arkadaşınızın örneğin bir sağlık sorunu olur işte efendime söyleyim evin suyu elektriği kesilir falan, orada ona yardım edersiniz. tuzunuz kuruysa da istemezsiniz o parayı... ama tabi sizin bütçenize göre önemli bir meblaysa arkadaşınızın da halden anlayıp altta kalmaması gerekir.

bazen hakikaten iki durumun net sınırlarla ayrışmadığı da olur. hele hele rakamlar büyükse... ama gene de sokak satıcılığı vesilesiyle tanıştığım, sonra okulda arkadaşlık da yaptığım bir abimden öğrendiğim bu hayat dersi çok yardımcı oldu bu konuda bana. adam "arkadaşına borç vermezsin yardım edersin gene arkadaşınla ortak da olmazsın yardım edersin" demişti.

bence prensip olarak arkadaşlara borç vermek yerine bağış yapmak birçok şeyi çözüyor. öyle olunca zaten size yük oluşturacak, geri gelmesini dört gözle bekleyeceğiniz bir para da vermiyorsunuz. hiçbir ticari iş için de gidip kimseden borç istemiyorsunuz, açıkça param yok diyip ortaklık teklif ediyorsunuz. size bu iş için gelene de yardımcı olurum ama borç vermem diyorsunuz, daha düzgün yürüyor işler...
4
ophelias ophelias
genelde verdiğim borçları, parayla geri almıyorum. benden borç alan kişilere çeşitli ödeme kolaylıkları sağlıyorum.
borç aldığım kişilerdense henüz kendim gibi olanına rastlamadım. tuhaf.
1kedi 1kedi
bu zamanda borç vermeyi siz bir de vakıfbank'a sorun. ha bire kredi dağıtıyor millete. çevremde faydalanmayan kalmadı ben hariç.
1
4 /