boşanmış kadınlar

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR
2
wulfgar
ağlama duvarı olarak kullanılabilen kadınlardır görebildiğim kadarıyla.

toplumun onlara yapıştırdığı etiketleri ve yaklaşım tarzlarını zaten geçtim, umrumda olmaz. amaaa, bu kadınlar, boşanmışlık durumuyla alakasız olaylar sebebiyle hiç kimseyi ilgilendirmeyen ortamlarda; beğenilmemek, istenmemek, başaramamak vs gibi olumsuz kavramlar ile yargılanıp da, "çoğu sorunlu" şeklinde "kaynak götüm" tarzı iddialarla aşağılanıyorlarsa, orada bi' dur demek gerekir kanımca.

sorarlar insana, sen kimsin ki çoğu şeklinde genelleme yapıyorsun, kaçını tanıdın bu "sorunlu" dediğin insanların diye. ben sorarım mesela. öyle ucuza götten sallamakla olmuyor zira.

boşanmış kadın, elbet sevilmemiştir tabi, istenmemiştir, aldatılmıştır, ne bileyim, erkeğine layık falan olamamıştır, di mi? başka sebebi olamaz çünkü bi' kadının evliliğinin sonlanmasının. pardon? paralel bi' evrende yaşama imkanlarımız var da benim mi haberim yok? hangi dünyadan bu bilgiler? tüm bunlar da bi' kadını "sorunlu" yapmaya yeter zaten, ha?

insan sorunluysa sorunludur. boşansa da sorunludur, evlense de sorunludur, hiç ilişki yaşamamış olsa da sorunludur. alakasız durumları, sırf belli bi' insana laf sokabilmek (en azından denemek) için, o kişiyle ilgili belli kavramlara iliştirmek, en basit tabiriyle, gerzekliktir.

ha bundan daha da kötüsü, iki kişi arasındaki kimseyi ilgilendirmeyen kişisel bi' sorunu, kimsenin ilgilenmeyeceği bi' ortamda, laf sokar tarzda yazmaya çalışıp da reklam etmektir. sonra böyleleri kalkıp bi' de ona buna sorunlu der. sorunlu diyene bak sen.

not: dilek, sözüm sana değil tabi, ama naber len?
anneanne
her şeyden önce cesur kadınlardır. türkiye gibi bir ülkede "bir hata yaptım, hayatım boyunca bu hatanın cezasını çekemem" diyerek isyan bayrağını çekebilmiş, kapıyı vurup çıkabilmiş ve hayatına yalnız devam etmeye karar vermiş kadınlardır. her ne sebeple olursa olsun, bir kadın eğer boşanacak raddeye gelmişse ya da boşanmayı kabul edecek duruma gelmişse zurna zırt demiştir artık. ama bu raddeye geldiğini ilan edebilmek veya "boşanmak istiyorum" diyen erkeğe "buyrun kapı orada" diyebilmek göt ister. çünkü eğer geri zekalı falan değilse başına gelecekleri bilir, yaşayacaklarının farkındadır. bu yüzden aşağılanmaları, dışlanmaları değil saygı görmeleri gerekir aslında. ha, elbette beş parmağın beşi bir değildir ama genelleme yapmak da doğru değildir.
eny
bu kadınları kadınlarımızı en çok eleştiren tüüü kaka diyenlerinde "diğer kadınlar" olması bir kadının en büyük düşmanı başka bir kadındır lafını ne de güzel doğrulamaktadır değil mi? erkeği kötüleyen bir erkek gördünüz mü? uğraşmazlar ilgilenmezler çünkü. bırakın herkes kendi hayatını yaşasın sevgili kadınlar kadınlarımız yapmayın canlarım etmeyin canlarım lütfen lütfen.
denizabeth
benim de ileriki zamanda aralarında olabileceğim kadınlardır. yalnız ben değil. ben, sen, o, diğeri... hepimiz bu güruha dahil olabiliriz.

açıkcası benim beynim küçük olduğu için; boşanmış kadınlar hakkında ahkâm kesemem, onların üzerinden tespit sıçamam ama herhalde beynim fındık içi kadar olsa o zaman boktan bi genellemenin amınakoyabilirdim.

ama biraz sıçmak için kasarsam şunları çıkarabiliyorum;

1. bu kadınlar kendilerine güveni olan kadaınlardır. neden? çünkü bu kadınlar kendilerini erkekten ibaret saymayıp kendi ayakları üzerinde durabilmeyi göze alabilmişler. demek ki kendilerine güveniyorlar

2. bu kadınlar gururlu kadınlardır. neden? çünkü hiçbir kadın durduk yere evliliğini bitirmez. ya şiddet vardır ya aldatma vardır ya kandırılma vardır ya da bunun gibi sebeplerdir. gururlarına yediremediği şeyler olmuştur ve boşanmışlardır.

sıçabildiklerim bunlar.

not 1: bence sorunlu olanlar boşanmış kadınlar değil, boşanmadan hatta evlenmeden genellemeyi sikmiş zihniyetlerdir.
not 2: deryacım yazdıklarımı üzerine alınabilirsin canım.
ekin tarlasındaki kırmızı alıç ağacı
özellikleri hakkında bir genelleme mümkün değil. ama davranış biçimleri çok benzer. kocalarının mali durumu orta sınıfın üzerindeyse genelde görgüsüz ve paragözce davranıyorlar. bu ara en çok mehmet ali erbilin son eski eşini kıskanıyorlar. avukatları gaza getireceklerini sanarak "baksana nasıl aldı 5 dakikada milyonlarca doları" diyenleri var. insan diyemiyor işte "ne meraklısın asalaklığa" diye.

dünyadaki tek olay onların boşanması değil, farkına varırlarsa bi zahmet iyi olacak.
mbaskan
modern zamanlarda sayıları daha da artan kadınlardır. önceden de erkekler aynı erkeklerdi ama kadınların bu kadar konuşma ve tepki gösterme hakları yoktu. bu yüzden sayıları çok azdı. lakin şimdi bir erkek kadar olmasa da hakları var onların da ve tepkilerini gösterebiliyorlar. keşke bir erkek kadar hakları olsa ve sadece hukuk kitaplarında kalmasa o haklar...
fitnefücur
hem hukuki yolla hem de kendilerine üç kez boş ol dendikten sonra da boşanmış sayılan kadınlardır. ne olursa olsun ortada kalmazlar. güçlü kadınlardır, bir yalanla geri kalan ömrünü çürütmeyecek olan kadınlardır. cesurlardır. genç iseler taşın suyunu çıkarıp yine de ayakta kalmayı becerebilecek kadınlardır. artık herkese karşı dimdik durmak zorunda olan kadınlardır. varsa çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmek zorunda olan kadınlardır. bütün zor hayat şartlarına karşı canını dişine takacak ve ezilmeyecek olan kadınlardır. sütten ağzı yandığı için yoğurdu üfleyerek yiyecek olan kadınlardır. yeniden sevmeye, kalbinin anahtarını yeniden vermeye korkacak olan kadınlardır aynı zamanda.
bunca tanımdan sonra para mevzuuna gelmek istiyorum.
maddi durumu daha iyi olan bir kocayla boşanılmışsa, bu kadınlar neden o kocalardan hak talep ederler? talep ettikleri hakkı alabilirler mi? amaç sadece açgözlülük müdür yoksa başka sebepler de var mıdır?

evlenmeden önce belli bir kariyeri olan ama evlendikten sonra şehir değiştirmek zorunda kalan bir kadın, işini-kariyerini terketmişse, evli kaldığı yıllar boyunca maddi bir kayba uğrar. üstelik geçen bunca yıldan sonra yıpranma payıyla beraber ne eski işine dönebilir ne de bıraktığı hayatını geri kazanabilir. işte bu maddi kaybın ve yıpranma payının bir şekilde tazmin edilmesi gerekir ki bu da o koca kısmına düşmektedir.
ama malesef ülkemizde işler sanıldığı gibi yani mehmetali erbil'in eski karısının elde ettiği zafer gibi değildir.
bir takım usulsüz düzenlemelerle mahkeme aldatılarak kadın kusurlu gösterilir. öyle ya kusurlu olmasa koca onu neden boşasın... her şeyde olduğu gibi kanun da erkeğin yanında saf tutar. seneler süren mahkemenin sonucunda çocuğa ayda 150 tl gibi ultra komik bir nafaka bağlanır. kadın çalışmıyorsa ona da yoksulluk nafakası bağlar. ne kadar mı? 200 tl. bu komik rakamlar da icra yoluyla alınır.
ayda 150 lirayla çocuğun bütün ihtiyaçları giderilir!!!!!!!!!!

bez: (her hafta) 30 tl
yeme-içme: (günlük)15 tl
giyim kuşam: ( sürekli ebat değiştirir bu çocuklar ne komik)(her ay) en az 75 tl
oyuncak: (uzaktan kumanda, kavanoz, tencereyle neden oynamazlar ki?) en az 20 tl

yani minimum bir hesapla aylık 665 tl gider. sadece çocuk için. daha okula başlamamış bir çocuk üstelik. yarın öbür gün okula da başlayacak. görünmez giderleri hesaba katmadım bile.
ancak bizim hakimler pek insaflı, ayda 150 lira neyine yetmiyor kızım alla alla!!! kusurlu bulduğu kadına bir de mahkeme masraflarını dayıyor.
bütün bunları düşünmek zorunda kalan bir kadın paragöz olmakla suçlanıyor.
söylenecek daha pek çok şey var. ama ne ben söyleyince değişecek ne de daha güzel günler göreceğiz çocuklar.
hukukun üstünlüğüymüş. peeehhh, tüküreyim böyle hukukun üstünlüğüne.

dünden beri gözümü tırmalıyordu bu başlık. ama çok ciddiyim ki sözüm hale yediler'e değil. o var olan bir sorunu masaya yatırmaya yardımcı oldu sadece.
2
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın