breaking bad dizisinin bilimsel analizi

hoayda hoayda
evrim ağacı'nda okuduğum, "metamfetamin gerçek hayatta da %100'e yakın bir saflıkta imal edilebilir mi?" sorusunu ele alan makale.


eminiz ki okurlarımız arasında hatırı sayılır bir çoğunluk merakla breaking bad'i izlemiştir ve sonlandığı için derin ve tedavi edilemez bir üzüntü duyuyordur. biz de onlara yönelik olarak, anılarını tazelemek ve hayranlıklarını geliştirmek amacıyla ufak bir çeviri derlemesi yapmak istedik. hikayeyi bilmeyenler için çok ufak bir özet geçelim:

ilerleyen yaşlarında olan walter white isimli bir kimya öğretmenine, tedavi edilemez düzeyde akciğer kanseri teşhisi konur ve bu, öğretmenin hayatını değiştirir. çünkü ömrünün sonlarına yaklaşırken, o güne kadar sıradan ve normal bir öğretmen hayatı sürmüştür, ancak hem ailesinin onun ölümünden sonra rahat yaşayabilmesi, hem de ömrünün son yıllarında biraz "aksiyon" yaşayabilmek adına, çılgınca bir işe kalkışır ve diziye de adını veren olay gerçekleşir: yoldan çıkar. eski bir öğrencisiyle, dünya'nın en etkili ve tehlikeli uyuşturucusu olarak bilinen metamfetamin üretimine ("meth pişirmek" olarak bilinir) girer ve kimya bilgilerini kullanarak, neredeyse %100 saf metamfetamin üretir. bu derecede saf meth piyasada bulunmadığından, çok hızlı şekilde para kazanmaya başlar, ancak tabii bu süreçte başına binbir türlü iş açılır ve dizi bunun üzerinden ilerleyen bir "kara drama"dır.

peki walter white üzerinden dönen bu hikayenin kimyasal tarafı ne kadar bilimsel? gerçekten %100 saflığa yakın metamfetamin üretilebilir mi? hikaye kurgusu içerisinde değinilen noktalar bilimsel temele sahip mi?

bu soruların cevabını, bir analitik kimyacı ve internet yazarı olan jonathan parkinson şöyle özetliyor: "breaking bad bilimsel açıdan çok başarılı bir grafik sergiliyor. yazarların ev ödevlerini iyi yaptığını söyleyebiliriz."

normalde metamfetamin, herkesin kolaylıkla erişebileceği dekonjektan etkili sudafed'in kimyasal süreçlere tabi tutulması sonucunda üretilebiliyor. bu sebeple sudafed tüketimi, birçok ülkede yakından takip ediliyor. ancak dizideki kimya öğretmeni walt, bu metot yerine p2p adı verilen bir yönteme başvuruyor. analitik kimyacı parkinson asla meth pişirmeyi denemediğini söylese de, p2p isimli metodun bilimsel olarak geçerli olduğunu söylüyor.

walt'un tarifi
uyarı: sevgili uyuşturucu müptelaları, lütfen heveslenmeyiniz. burada tüm detayları vermeyecek ve en önemli birkaç basamağı atlayacağız. evrim ağacı'nı zehirli emellerinize alet edeceğimizi sanmıyordunuz, değil mi?

sudafed'in methe dönüştürülmesi bahsettiğimiz gibi tamamen doğru bilinen bir süreçtir. sudafed içerisindeki aktif bileşen olan psödoefedrin, meth ile neredeyse aynı kimyasaldır. dolayısıyla birini diğerine dönüştürmek birkaç basit adımdan ibarettir. kibrik kutularındaki kibriti yakmaya yarayan şeritten elde edilecek kırmızı fosfor ve iyodine erişimi olan herhangi biri sudafed'i methe dönüştürebilir. çünkü bu iki kimyasal, sudafed'in içerisindeki oksijen ve hidrojeni ayırarak geriye sadece "metamfetamin" denen kimyasalı bırakır.

"ancak dizide bahsedilen p2p yöntemi çok daha karışık." diyor parkinson. "molekülleri tek tek birleştirmenizi gerektiriyor."

p2p adını phenyl-2-propanone (fenil-2-propanon) sözcüğünden alıyor. bu, dizideki walter karakterinin kimyasal süreç içerisinde ürettiği ara maddelerden biri. p2p molekülü de sudafed ve meth ile benzer bir kimyasal yapıya sahip. tıpkı bir anahtar gibi halkasal bir karbon düğümüne ("fenil halkası" adı veriliyor) ve kısa bir karbon boynuna sahip (aşağıda görülebilir). bunlara da öbek halinde bazı kimyasal gruplar bağlı. p2p'yi methe dönüştürmek için tek yapmanız gereken, anahtarın dişlerini değiştirmek...

ancak dizide, amerikan uyuşturucuyla mücadele dairesi (dea) de p2p yönteminden haberdar ve bu yüzden bu yöntemi de yakından takip ediyor. dolayısıyla walter, yakalanmamak adına p2p'yi parkinson'un deyimiyle "sodyumu olan her kimyagerin üretebileceği, kötü kokulu bir diğer kimyasal" aracılığıyla üretiyor. bu kimyasalı tepkimeye sokarak yukarıda bahsettiğimiz diş yapısını değiştiriyor ve metamfetamin sözcüğündeki "met" ("meth") kısmını üretiyor.

burada dizinin gereksiz yere dramatize ettiği ve abarttığı bir noktayı verelim: dizide walter sürekli olarak kimya laboratuvarından metilamin çalıyor. parkinson'a göre: "gerçekte walt gibi bir kimyacı bunu herkesin erişimi olan basit kimyasallarla üretebilir. yapması çok kolay. sanıyorum metilamini laboratuvardan çalmak çok daha havalı."

walt'un tarifinin son basamağı ise, kimyasala bir grup hidrojen atomunu bağlamak. buna indirgeyen aminasyon adı veriliyor ve yine, gerçek hayatta kullanılan bir yöntem.

kısaca özetlersek, walter'ın tarifinin her basamağı gerçek bir kimyasal sürecin taklidi ve dolayısıyla gerçek. peki, doğru sıcaklık, zamanlama ve yöntemlerle, gerçekten de %100 saflığa yakın meth pişirmek mümkün mü?

ayna moleküller
walt metilamin kimyasalını p2p'ye eklediğinde aslında 2 farklı kimyasal elde ediyor ve bunlar birbirinin ayna görüntüsü şeklinde. bunun sebebi metilamin'in anahtarın iki tarafına da bağlanabiliyor olması ve bunu bir kimyager kontrol edemiyor. dolayısıyla parkinson, "50-50'lik bir karışım elde edebilirsiniz." diye özetliyor.

tıpkı karbon moleküllerinin sadece birbirine bağlanma türüne göre bir yanda kömür, diğer yanda elmas oluşabildiği gibi, bu durumda da bir molekülün bile yerinin değişmesi, ciddi anlamda farklı özelliklerin doğmasına neden olabilir. üretimdeki kimyasallardan birinin yerinin farklı olması, metamfetaminin "enantiyomeri" denen ikincil yapısının oluşmasına neden olabilir ve işte saflığı bozan da budur. parkinson aradaki devasa farkı şöyle özetliyor: "bunlardan biri sizi uçuracakken, diğeri sadece burun tıkanıklığınızı açan (dekonjestan) etki yaratır." ilginç bir bilgi, metamfetaminin ters molekülü, sıradan burun açıcılar içerisindeki aktif molekül olarak bulunmaktadır.

şimdi can alıcı nokta şurası: eğer üretilebilecek metamfetamin ister istemez %50 saflıkta oluyorsa, walter'ın pişirdikleri nasıl %100'e yakın olabiliyor? işte burası kimya açısından biraz sıkıntılı. çünkü metamfetamini ayna molekülünden ayırmak mümkün olsa da, bu süreç çok uğraştırıcı, çok zor, çok masraflı ve çok zaman alan bir süreç. üstelik meth pişirme sırasında yaptıklarına bakılırsa, walt bu yöntemlerin hiçbirini kullanmıyor.

tabii ki burada yazarların özgürlüğünü ve hayal gücünü devreye sokarak sorunu çözebiliriz. ancak işte bilim de biraz bu noktada devreye giriyor: hayal gücümüz sınırsıza yakın olsa da, bunların isabetliliğini bilgi ve gerçekler sınırlandırıyor. bu yüzden walt'un tarifi doğru olsa da, sonucu bilimsel olarak hatalı oluyor. en iyisi sorunu çözmek için şöyle diyelim: walt belki de hiçbirimizin bilmediği bir saflaştırma yöntemi keşfetti ve kimseyle paylaşmak istemiyor, ne dersiniz?

parkinson anlatımını şöyle özetliyor: "bu bilimsel hata beni rahatsız etmiyor. çok yaratıcı bir dizi ve belki de walt inanılmaz zekice bir şey yaptı ve biz bunu bilmiyoruz. bence diziyi daha ilginç yapan da bu."

kaynak: evrimagaci.org