brezilya dizileri

1 /
srce srce
maria, zenginler de ağlar, körler, marimar ve daha niceleri. bu dizileri seyretmek için kadınlar sabahtan ekranın başına çivilenir, seyredenler seyredemeyenlere diziyi baştan sona eksiksiz anlatır *, ve hatta bir dönem erkekler bile işyerinden izin alır eve erken gelirdi. özellikle zenginler de ağlar dizisi ülke genelini ciddi sallamıştır. luis alberto, eduardo, celeste, maria, pele, guardiola gibi isimler bizim için ahmet mehmet kadar kolay telaffuz ettiğimiz tanıdık isimler haline gelmişti. bu diziler sayesinde küçükken eve geç kalınca ''eyvah, şimdi ne uyduracam'' derdi ortadan kalkmış, keyifli ortamların ömrü uzamıştır. bir de bu sayede brezilyadan gelen her oyuncunun ismini bilmek ve tanımak ayrı bir güzelliktir.

(bkz: brezilya atasözleri)
azwepsa azwepsa
bir dönem memleketimin ev hanımlarını kasmış kavurmuş fırtınadır. aşk, ihtiras, entrika olmazsa olmaz öğeleridir. çoğunlukla zengin-fakir arasındaki sosyal statü farkları ve bunların bir aşk ile kapanması, kapatılmaya çalışılması, üzerine kuruludur. her zaman zenginler kötü, fakirler iyidir.
therion therion
fantastik aşk hikayeleriyle gönlümüzde taht kurmuş, tiryakilik boyutunda sevilmiş güzide dizilerdir. öyle ki o dönemde dizideki karakterleri aileden biri gibi bağrımıza basmış, onların dertleriyle yatıp kalkar hale gelmişizdir. hele bir de bu durumu canlı canlı yaşamak, bu diziler hakkındaki ateşli tartışmaları izlemek, o atmosferi solumak vardır ki... anlatılmaz yaşanır adeta. fakat bir tanesini anlatayım yine de. (bkz: olaylar gelişir)

dedem müptelası olduğu brezilya dizisi için eve erken gelmiştir. yüzünde biraz kaygı ve çocuksu bir neşeyle odaya girer ve hemen oracıkta oturan anneanneme şu sözleri söyler:

- yav şu gilberto silva'nın sonu nolacak yav... (dizilere fransız olan şahsımın "noldu dede sakatlandı mı, cezalı mı" diye atlayası gelir fakat yapılmaz dedeye saygı sonsuzdur nitekim)

arjantin dizileri olursa da çok şey değişmez kanımca. bu sefer x değişkenimiz pablo olur, aimar olur, abbondanzieri filan olur. oyuncular değişir. fakat teknikler yine aynıdır.
sehrikalp sehrikalp
yaşanılan bir çok aşka pelesenk olmuş dizi türüdür. tv tarihinde apayrı yeri olandır. tüketim toplumu bunu da tüketmiştir. belki brezilyalı tv ciler farklı bir vizyona bürünmüş olup, bizim anladığımız brezilya diizlerini aşmış olabilirler. alex e sormak lazım!
zaknafein zaknafein
merdivenlerden düşen hamile bir kadının düşük yapma olasılığı %99 olan dizilerdir.tabi koskoca malikanenin geniş geniş basamakları yani boru değil.
ömürcek ömürcek
hatırlıyorum da rosalinda ve maria mercedes vardı.gerçekten izlenirdi o filmler ya..türk halının karakteristik yapısına uyuyuyor olmaları birinci sebep bence.aşk,entrika,ihanet,bla bla...
ptt ptt
evli çiftlerin tartışma temelini oluşturmuşlukları da görüldü zamanında. herkes alfredo olamaz ki kadınların bu dizilere daha yavaş bakmaları gerekiyor. neyse ki türk versiyonları henüz breziladaklerin kıvamını tutamadı. birkaç yıl sonra tutarsa milletcek yandık ki yanmaya mı benzer. taksim burger' ın önünde iki insanın tartışma diyalogları bile değişir.

+ saba söylemem gereken bişi var.
- ımm, söyle hayatım( gayet şehvetli bi şekilde).
+ kardeşinle yattım.
- ne?
+ evlenmeden önceydi
- neeee
+ !
- peki neden şimdi söylüyosun bunu
+ çünkü fas' ta bir dedem varmış ve lmüş. mirası da bana kaldı yani bize kaldı. seni seviyorum.
- ımm hadi evimize gidelim. çektirdiğin onca acıya rağmen hala seninle yatmak isteyebiliyorum.
blare out blare out
ne ilğrençtir o diziler. sabahın köründe koyarlar kadınların erken kalkmasının nedenlerindendir.uyuz eder maria mesala.o diyalog sahneleri adamı tribe sokar.
1 /