bu hanıma haddini bildiriniz

1 /
galliani galliani
gece saat 2:00 sularında işgüzar savcı nuh mete yüksel tarafından polislerle birlikte, dul ve çocuklu ve aynı zamanda milletvekili olan kadının evine, terör örgütünün hücre evlerinden birini basıyormuş gibi operasyon yapılmasına sebep olarak gösterilen söz öbeğidir. takdirname alacağını zanneden savcı bu olaydan sonra bizzat başbakan ecevit tarafından en ağır biçimde eleştirilmiş ve sonrasında cezalandırılmıştır.

başlığın başa kalması sonrası açıklayıcı edit:

1999 milletvekili genel seçimleri sonrası milletvekili seçilen merve kavakçı yemin için meclis genel kuruluna geldiğinde mecliste yer yerinden oynamıştı, zira kadın vekil türbanlıydı, laiklik elden gidiyordu. dönemin laikçi milletvekilleri engellemek için çok uğraştı, kanuni bir yasak olmadığı için iş fiili yasağa kalmıştı. dönemin başbakanı bülent ecevit meclis kürsüsne çıkarak bu sözü haykırmışt: "bu hanıma haddini bildiriniz". aslında bu hareket laikçi kesim tarafından ayakta alkışlansa da geniş halk kitleleri için hayal kırıklığı olmuştur, zira bülen ecevit bir deniz baykal değildi. her ne kadar 2002 seçimlerine ekonomik kriz ve dsp'nin bölünmesi gibi olumsuzluklarla girse de ecevit'in %1,5 oy almasında bu olayın da etkileri olmuştur.
easy company easy company
bir kadın, milletinin oylarıyla, duvarında "hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir" yazan bir yere girmeye hak kazanmıştı. ancak halkın iradesi hiçe sayılarak bu hakkı elinden alınmıştı.
merve kavakçı meclise niye türbanla girdi bilmem. ama ne kadar yanlış bi iş olursa olsun (ki öyle birşey olduğunu kesinlikle düşünmüyorum) bu talihsiz söz kadar yanlış değildi. hatırladikça tüylerim diken diken oluyor hala. bülent ecevit'in arkasından yas tutmamama sebep olan sözdür.
katil sincap katil sincap
seviyeyi sonuna kadar koruyarak birinin ağzının payınının verilmesi gerektiğini belirten tümcedir. "merve kavakçı meclise niye türbanla girdi bilmem" gibi duymadım, görmedim, konuşmadım gibilerinden 3 maymunu oynayarak bir takım kişilerin yaptıklarına çanak tutan insanların tüylerinin diken diken olmasına sebep olması son derece normal olan sözdür.

bunu eleşritenler şunları da yaptılar;

(bkz: laikliliğin yeniden tanımlanması)
lefteyenine lefteyenine
atatürk 'ün kurduğu, modern türkiye 'nin çağdaş meclisine artık siyasi bir malzeme olmuş bez parçasını kafasına sarıp gelme cüretinde bulunmuş şukela türk vatandaşı merve kavakçı 'ya verilmiş harika cevaptır.

türban 'ın siyasi camiada da sadece bir baş örtüsü mahiyetinde kullanıldığını iddia edenlere ithaf olunur, hoş, zaten karaoğlan tarafından zamanında ithaf edilmiştir.
easy company easy company
kadının birisi modern türkiye 'nin çağdaş meclisine artık "siyasi" bir malzeme olmuş bez parçasını kafasına sarıp gelmiş, o yüzden haddi bildirilmeliymiş.
bir kaç sorum olacak. diyelim ki o kadının dini hiçbir kaygısı yok, sadece "siyasi bir simge" olarak kafasına bez sardı geldi meclise. peki, türkiye büyük millet meclisinin en temel organları "siyasi" partiler değil mi? "siyaset"in alası orada yapılmıyor mu? oradaki her millet vekili "siyasi" çizgisini belli edecek şekilde yakasında partisinin rozetini taşımıyor mu? sorularım bu kadar.
gülümsün gülümsün
had bildirmek için had bilmek gerektiğinin kanısındayım. bu hanım derken kastedilen merve kavakçı'ya had bildirirsek, katilleri bir çırpıda dışarı salan hanıma ne yapmamız gerekecek? _haddimizi bildiğimizden fikir alışverişi yapıyoruz_
katil sincap katil sincap
dinin siyasi bir görüş olamayacağını anlayamayan zihinlerin fikir beyan etmemesi gereken konu.

(yazarların yazılarını silmelerine karşılık alıntı yapmak isterdim ancak bir başka giriyi refere ederek giri yapmak sözlük kuralları dahilinde olmadığı için bir takım şahısların cehaletlerini gözler önüne sermek mümkün olamıyor.bir ihtimal daha var ki bu kişiler dini siyasi görüşleri olarak benimsemiş olabilirler.ancak ve ancak bu durumda yazdıkları mantık kurallarına uyabilir.ama ona da ihtimal vermiyorum, daha çok arkadaş çevresi ve takip ettikleri kısıtlı basın organlarından duyduklarını burda satmaya çalışan cahil cühela)
palantir palantir
din siyasi bir görüş değil siyasetin üstünde bir kavramdır kişinin en temel haklarından birisi de dinini gereğince yaşama isteğidir işte biz bu isteğin kısıtlanıldığı bir ülkede yaşıyoruz...başörtüsü meclise giremez baş örtüsü üniversiteye giremez baş örtüsü hastaneye giremez....yakında cezayir misali baş örtülüler yakalanıp işkence de edilir çırılçıplak sokağa da bırakılır neden çünkü biz insanı tanımayız biz insanın temel hak ve özgürlüklerini kısıtlarız!!!
katil sincap katil sincap
keşke herkes dinin kişinin en temel haklarından biri olduğunu kabul etse, thy de son 4 yıl içerisinde 10000 personelinin 4000 i değişmemiş olsa, thy de cuma günleri saat 2 ye kadar iş yapılmama gibi bir gelenek olmasa. keşke thy de daha önceleri namaz kılma gibi bir alışkanlığı olmayan kişiler işlerini kaybetmemek için namaza gitmek zorunda kalmasa.ama imkansız tabi, biz insanı tanımayız, temel hak ve özgürlüklerini "çaktırmadan" kısıtlarız.
solti solti
hiç haddini bilmeden, kendiyle aynı görüşte olmayanlara, ağzından tükürükler saçarak, cahil cühela deme cüretini gösteren densizlerin rahatlıkla söyleyebileceği bir sözdür.

keşke insanlar herhangi bir konuyu tartışırken ölçüye dikkat etseler, keşke oluşturdukları kelimelerin hakarete varabildiğini farketseler, keşke karşısındakilerin de bir beyni olduğunu, belki de onun söylediğinin doğru olabileceğini düşünseler.

ve keşke eniştem 15 yıldır, thyde çalışmasa ya da keşke işte kalmak için namaza başlamış olsa ya da keşke sıkılan her palavrayı yesem.
katil sincap katil sincap
okuma yazma konusuna tam hakim olamayanlar, okuduğunu anlayamanlar için özet;

1-) herkes kendi düşüncesini belirtme konusunda hür ve özgürdür, buna cahil cühela da dahil.cahil cühela olmak hiç bir zaman suç değildir, onları olduğu gibi kabul ediyoruz biz.yazılanla aynı fikirde olmadığım için ağzımdan tükürükler saçarak saldırmam gibi birşey olmadığını anlayamayanlar içinde "yazılanın" (dinin siyasi bir düşünce olması savı) yanlış olduğunu tekrar belirtmem gerekiyor sanırım.özet içinde özet; yani ben burda yazılanla aynı fikirde olmadığımı değil, yazılanın yanlış olduğunu belirtiyorum.

2-) eniştem thy de 15 yıldır çalışıyo valla billa öyle bişey yok demekle hiç bir ciddi ispata girilmediği gibi, türkiye nin en ciddi gazetelerinden biri olan cumhuriyet gazetesinin bir çok sayısında ilgili konu sıklıkla dile getirilmiştir, araştırmadan etmeden daha öncede dediğim gibi "arkadaş çevresinden(burda enişte devreye giriyor) ve sınırlı basın kuruluşlarından öğrendiklerini burda satmanın" bir güzel örneği daha.
solti solti
demokrasiden anladığı, kendi düşüncesi iktidarda olmayınca tsk'yı darbeye kışkırtmak olan; demokrasi, fikir özgürlüğü, hürriyet gibi kavramlarıın meyvesini ben yiyeyim, diğerleri yemeye kalkarsa üzerine işeyim çizgisinde yayınlar yapan bir gazeteyi referans alanlar için söylenmesi çok sıradan bir sözdür. zira bendeniz siyah beyaz olmayı değil de, doğru ve gerçek haber vermeyi ciddi gazetecilik olarak alıyorum ki, bu nokta da türkiye'de ciddi bir gazete maalesef yoktur.
işte bu nokta da yakın çevremin bizatihi edindiği herhangi bir bilgiye, herhangi bir gazetede yazan yazıdan kat be kat daha fazla inanmaktayım. sanırsam bunu medya denen gücün ne kadar bozuk olduğunu bilen her birey de uygun bulur.
lakin karşıt görüşlerde zenginlik aramak yerine nefretle hakarete kalkışanlar, bunu anlamazlar ya da anlamak istemezler ve bir sincap sevimliliğinden çok uzak, bir katil küstahlığında yazılar -en aydın benim sen cahilsin, sen benim yazdıklarımı okuyacak yeterlilikte değilsin tadında- yazmaya devam ederler.
songoku songoku
amerikan vatandaşı merve kavakçı'nın nazlı ılıcak'ın himayesi altında bütün kötü niyetiyle devlete meydan okumasına bülent ecevit'in gayet yerinde verdiği tepkidir.
iki blok otede iki blok otede
öncelikle, sıkılıp yazının sonunu getiremeyecek heyecanlı kardeşlerim için kişisel fikrimi en başta söyleyeyim, mal beyanında bulunayım ki bir maraza çıkmasın: 1920'deki meclisin ruhundan, heyecanından, saflığından satürnün dünyaya uzaklığı kadar uzaklaşmış bugünkü (geniş bir bugün bu, şu andan ibaret değil) meclise, milletvekillerinin çıplak ya da tamamen kapalı gelmeleri, umrumda olmaz. meclisin yüzde kaçının "hizmet aşkı" ile yandığını sorsam anlarsınız ne demek istediğimi. hatta faydasız kilisenin papazını sikeyim gibi bir deyimle biraz terbiyesizce perçinleyeyim anlatmak istediklerimi.

şimdi gelelim "bu hanıma haddini bildiriniz" cümlesi etrafında kopan fırtınaya. "müslümanlar bu toplumda eziliyor!" naraları bana komik geliyor, cidden sıktı, yüzde 95'i (99 abartılı) müslüman olan bir ülkede, azınlık yaygaracılığı yapmak gerçekten absürd bir durum. mazlum edebiyatının bile bir sınırı vardır, ayıp. cumhuriyet devrimiyle birlikte gelen bazı kurallar canınızı sıkıyor olabilir ancak bunu mazlum edebiyatı yapmadan da dile getirebilirsiniz pekala, çok daha samimi olur ve hatta bazı fikirlerinizi benim gibi ateistler bile destekler.

öte yandan, kupkuru laiklik propagandasıyla da atatürkçü ya da cumhuriyetçi olunamayacağını da anlamak gerekiyor. sloganlarla ideoloji kurtarma devri çoktan bitmiştir. okulda siyasetten uzak dur, kitap seçerken çok satanlar rafının önünde saat kulesi ol, yaşam tarzın orta-batılı bir amerikalıdan daha amerikalı olsun, ağzından sinerjiyi, empatiyi, pozitif elektriği düşürme, oy kullanma, sıkışınca "türkiye laiktir laik kalacak!" diye bağır, bu da samimi değil, kaka, kötü bir şey.

şimdi bu lafı söyleyen ecevit'e dönelim. cumhuriyet tarihindeki, özü sözü bir (hatasız demiyorum), dürüst, namuslu 3 politikacı sayın desem, pek çoğunuzun şıkları arasında ecevit olacaktır, yoksa vicdansızsınızdır. düşüncelerine katılmasanız da, ecevit'in fikri ile zikrinin farklı olduğunu iddia edebilir misiniz? bence edemezsiniz. 12 mart döneminde, bağımsız sıfatı kazansın diye partisinden istifa ettirilip zorla başbakan yapılan nihat erim'in kurduğu hükümete bakan veren chp'ye tepki vermek için genel sekreterlik görevinden istifa eden bir adamdan bahsediyoruz. 12 eylül'den sonra, kirli ilişkilere bulaşmadan, darbeye olan tepkisini asıl mesleği olan gazetecilikle verebilmek için dergi kurup, köhne bir apartman dairesinde sigara dumanı, çay ve en önemli mal varlığı olan mavi gömleğiyle daktilo şakırdatan bir adamdan bahsediyoruz. paraya, mala, mülke tamah etmeyen belki de tek politikacıdan bahsediyoruz. ecevit'i badem gözlü yapmak için yazmadım bunları, lütfen dikkatli okuyun burayı: ecevit bu lafı, sadece ve sadece inandığı için söylemiştir. "toplum hayatı kurallardan oluşan bir mutabakattır, cumhuriyetin başından beri var olan, şu an da süre gelen mevzuata göre, baş örtüsü ile girilemeyecek yerler vardır, meclis de bunlardan biridir; buraya baş örtüsü ile girmek kurallara ve devlete meydan okumaktır, devlete ve kurallara meydan okuyan kişinin de meclisde yeri yoktur". ecevit'in o günkü tavrının alt yazısı budur. beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz ama ecevit samimi fikrini dile getirmiştir.

şimdi bir de başka pencereden bakalım: amerikan beslemesi radikal hekmetyar'ın dizinin dibinde bağdaş kurmuş bir başbakan'a tahammül eden sizler, inandığı düşünceyi takıyyesiz, yalansız dile getiren bir adama mı tahammül edemiyorsunuz? dini kullanarak oy avcılığı yapan, 6 kez gidip 7 kez gelen, kardeşini, eniştesini, köylüsünü zengin eden, çetecileri halk kahramanı ilan eden başbakanlara tahammül ettiniz de, bir garip ecevit'e mi tahammül edemediniz?

türban (ya da baş örtüsü) meselesindeki hiddetinizi neden sevgili başbakanınıza yöneltmiyorsunuz? bu meseleyi halledeceğiz nidalarıyla gelmediler mi? anayasayı değiştirecek çoğunluğu elde etmediler mi? gidin onlara bağırın! rte ecevit kadar mert bir adam olsaydı, değiştirirdi anayasayı, sonra ordu darbe yaparsa da gururla girerdi ceza evine, gocunmazdı, "ben sözümü tuttum ama bırakmadılar" demeye hakkı olurdu. o ne yapıyor, "biz bunları yaparsak toplum gerilir" diyor. hadi ordan!
lefteyenine lefteyenine
siyaset ile bürgünün tekini siyasi emellerine alet etmeyi ayırt etmek arasında farkı anlamamayı bir insan ancak istemiyor olabilir, anlayamayacağına imkan tanıyamıyorum. yine de deneyelim:

siyaset: 1. politika, 2. devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış. (tdk sözlüğü)

örneklerle açıklayalım, eğlenirken öğrenelim, yüzümüze vurunca sıkılmayalım:

"bülent ecevit yıllardır siyaset yapıyor"

anlayalım:

"bülent ecevit ömrünün büyük bir kısmını, devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili şahsına has görüş ve anlayışlarını ifade ve icra ederek harcamış."

örnek 2:

"bunlar türbanla siyaset yapıyor"

anlayalım artık:

"bunlar, kadınların inançları ve şahsi görüşleri çerçevesinde giymekte, benim saçıma jöleyi vurmam kadar özgür olunan bir bez parçasını, kökten islamcı, ultra muhafazakar, teokratik rejim isteğinin bayrağı haline getirdiler."

açıklar örnek:

"tonguç orospu çocuğuymuş."

anlayalım:

"tonguç 'un annesi fahişeymiş, babası belli değilmiş."

açıklar örnek 2:

"abi n'aptı tonguç yaa, orospu çocuğu resmen."

anlayalım umuyorum:

"tonguç yaptığı ahlaksızlık itibariyle toplumca önyargıya tabi bir sıfata maruz kalacak bir amele girişmiş."


anlayın artık, ya da fikirlerinizi alenen ifade etme gücünü gösterin. "tbmm 'de siyasi partiler var, siyasetin alası orda yapılmıyor mu" gibi komik kelime oyunlarına girmeyin. ? zunusroyikis imik
1 /