bu sabah yağmur var istanbul da

1 /
legolas legolas
pencereden çisil çisil yağan yağmuru izlerken fonda çalmasıyla insanı kendinden geçiren, derin düşüncelere daldırtan, bakışlarını donuklaştıran mfö eseri.
----
bu sabah yağmur var istanbul'da
gözlerim dolu dolu oluyor bilinmez niye
anne sözü dinler gibi masum
ağladım bu sabah
günler dayanılmaz oldu senden uzak olunca
martılar mahzun oldu onlar bile ağladılar
sarkılarda düşünmek seni bana getirmez ki
seni bana getirmez ki..
stocky2001 stocky2001
bir şehir efsanesinde radyoyu arayan bir adam'ın mfö'den mustafa'yı istiyorum diyerek istekte bulunduğu rivayet edilen şarkı. şöle ki,
-ben mfö'den mustafa'yı istiyorum.
...
-aaa o şarkı yok maalisef, bulamadı arkadaşlar ama biraz mırıldanır mısınız?
-tabiiki, ( kendinden emin bir tavırla ) mustafa, yağmur var istanbul'da...
eddarosa eddarosa
güzel bir şarkıdır da ne zaman yağmur yağsa güzelim şehrimde ortaya çıkan felaket tablolarıyla birlikte anlamını kaybeder, acı bir şarkıya bırakır yerini.
bu sabah yağmur var istanbulda evlerim dolu dolu oluyor bilinmez niye
anne gene mi evimiz sularla doldu?
ağladım bu sabah...
istanbul dayanılmaz oldu sözler unutulunca...
insanlar mahsur oldu...
(bkz: bu kadar yeterli)
(bkz: mi)
yalnızlık senfonisi yalnızlık senfonisi
gece sabaha karşı başladı ve hala daha aralıksız yağmakta..
yağmur yağınca ne trafik trafik oluyor ne yollar yol oluyor. yolda yürürken dikkat etmek lazım.yoldan geöen araç hiç umursamadan tüm suyu bir anda üstüne sıçratabilir. anlamıyorum neden bu bencillik sende araç varda yoldan geçenin kabahati ne(?)
böyle bir olaya mağruz kalınca sayarsın küfrü.. ama ne ye yaradı ki üzerinin batmasımı yoksa ıslanmış olman mı ne değişti..
refleks işte!
lütfen bunları düşünelim arabalı arkadaşlar..
palantir palantir
yazın sıcağından geceleri uyuyamayan bünyenin sabah soğuktan kaskatı bir şekilde uyanarak pencereden bakması ile karşılaştığı manzaranın ardından kalkıp sıcacık bir bardak çay ile beraber pencerenin önünde mırıldanası şarkıdır...
ahmet karaca ahmet karaca
uyku tutmayan gecelerde biraz daha serin olsun diye karşılıklı açtığı pencerelerin yaptığı ceryan sonucu kasılan vücutların sabah söylediği ilk şarkıdır.
sabah kalkınca yağmur yağdığı farkedilmezse işe giderken kuru gömlek giyilir, ceket evde bırakılır, öğle arasında daha fazla üşümemek için metrocity'den kazak alınır.
(bkz: tekfen tower)
(bkz: ceryan)
hillside hillside
hüzün ile birlikte gökten aşağı süzülen sorunların habercisi,
kadının göz yaşları ,
fethi zor, fatihi tek olan şehrin diğer yüzü,
sulugöz ama mağrur, tedirgin ama adı gibi asil


kadın gibi her yağmur damlası düştüğünde şehir daha bir kadın olurken, bir yandanda asileşiyor,
yağmur damlalarının verdiği ateşli görüntü onu çılgına çeviriyor, dişiliğini çekilmezliğini hissettiriyor,
sokakları çamur, trafiği kilitleniyor,
çukurları suyla dolup insanları yutuyor,
daha sonra yağmur yavaşlıyor sabahında,
hüzünleniyor kadına benzeyen istanbul,
söyleyecek bir şeyi varmış gibi oluyor, söyleyemiyor,
yaşayanları söyleniyor onun yerine ''hay allah kahretsinler'', ''nalet olsun yaşamayacaksın bu şehirde yerleşeceksin ufak bir köye''
bilmiyorlarki kadın, istanbul onları seyrediyor ve gülüyor,
''aşk yaşadıklarını hissetmiyorlar'' diyor,
bana aşıklar yağmuruma, tenime, sokaklarıma, trafiğime,
ama en önemlisi sabahları yağmur yağdığında bile söylenselerde bana diyor i̇stanbul
her şeyimle aşıklar bana isteselerde, istemesenlerde damarlarında, kalplerinde, kanında !
evilmaddox evilmaddox
an itibariyle odamda i̇stanbul da yağan yağmura eşlik eden şarkı, bir bardak kahve ve sigara eşliğinde çok daha güzel olurdu diye düşünmekteyim...
suursuz suursuz
her yağmurlu istanbul sabahında okula/işe giderken dudaklarda mırıldaanılan şarkı.. istisnası yok bende mesela.. her yağmurlu istanbul sabahında mırıldanırım..
1 /