budapeşte

1 /
reino reino
ortasından geçen tuna nehrinin buda ve peşte olarak ikiye ayırdığı kent. macaristan'ın başkenti. iki yakayı birbirine bağlayan birçok köprüsü ve ortasında yazın festival* yapılan küçük bir adası olan şehir. geceleri gezmek daha zevklidir.**
marla singer marla singer
çok güzel manzaraları olan macaristan kenti. köprülerini yürüyerek geçmek çok zevklidir.ağustos ayında yapılan festivalde, büyük surlar boyunca kurulan standlarda ilginç nesneler satılır.budapeşte yollarında görülen arabaların %80 i aynıdır.aynı zamanda bu şehirdeki insanların çoğu almanca konuşmayı bilirler.
16 inç fileli çorap 16 inç fileli çorap
turist türklerin kabarmış milliyetçilik duygularıyla "ayyy tuna bu muymuş.bok rengi bu beeee.bizim boğazımıza benzetmeye çalışmışlar bu köprüleri."diyerek gezdikleri şehirdir.ağzında dil olmayan aslanlarla başlayan bi köprü vardır.köprünün mimarı -ki kesinlikle itü den mezun diilmiş- bi moronluk yapıp aslanın dillerini unutmuş.köprünün açılış töreninde bunu ufak bi çocuk fark etmiş,ve söylemiş.kral çıplaaaaaaak diye diil ama;bu aslanlar dilini yutmuuuş diye.ve mimar kendini atmış köprüden.biraz ezikmiş.
budapeşte mükemmel bir şehir olmasına rağmen,birsürü çingene barındırır.aslında çingeneler de 2 sınıftan oluşur.parkta sıçanlar,ve geceleyin insanları eğlendirenler.çigan geceleri düzenlenir.turistler de gider saf saf."bulls blood" diye şarabı pazarlarlar.ama hiç de güzel diildir o şarap.para birimleri "forint"tir.avrupa birliğinde değillerdir yani.
dünyanın ikinci avrupanın ilk büyük sinagogu burdadır.bahçesinde metalden bir defne ağacı vardır.(bkz: memorial tree).ağacın yaprakları üzerinde 2. dünya savaşında katledilen yahudilerin isimleri yazar.ağacın altında ise,ölen anne babalarına soykırımı lanetleyen yazılar yazmıştır evlatları.defne yaprağı barış demektir oysa ki.*
bi de margret adası vardır.ki yeşillikte rekor kırmıştır.bisikletle gezilebilir burda.bi de müzik eşliinde gaza gelen havuzları vardır.
ramjet ramjet
oktogon diyen moron bir sesle metrodan(bir bucuk metre yerin altında) çıkılır nerde istanbulumun güzel sesli tramvayları diye düşündürür. merkezde enelde binalar baya eskidir. her bokun müzesi vardır. komunist heykelleri toplayıp statue garden demişlerdir. kesinlikle ordaki hatunların sutyen kullanma alışkanlıkları yoktur. havalimanında bile casino vardır. şehrin her yerini gören tepeye yürüyerek çıkarken tezgahı kurmuş 3 macar avrupalıları ve conileri kırk yıl öncesinin bul karıyı al parayı takitiğiyle baya iyi temizlemişlerdir.
ayrıca vatci utca caddesinin üstündeki mcdonalds ya da burger king in önündeki binda budepeşte'nin eskiden birr porno kumar kenti olduğu fakat artık finan şu bu daha ahlaklı bir şehir oldukları ile ilgili duvarda kabartma yazılar vardır.
etranger etranger
hem mimari hem de bir sanat kentidir. nehrin iki yakasinda birbirine bakan parlamento binasi ve eski kraliyet sarayi sehrin gorkemli siluetinin en belirgin parcalaridir. iki yakayi biraraya getiren kopruler ve tam bir sifali bir su cenneti olan sehirde pek cogu osmanlidan kalma, simdi her biri bir klinik gibi hizmet veren hamamlari bulunur. rudas, kiraly, roc isimli turk hamamlari ve osmanlidan kalma gül baba türbesi de mevcuttur
ulus ulus
gül baba türbesi bu şehirde bulunur..türbenin hemen yanındaki kafede nefis türk kahvesi içebilme imkanı vardır..
çoğu avrupa şehrinde olduğu gibi kentin hemen her noktasına metro ile ulaşabilmek mümkündür..geceleri metro çalışmadığından metro hattı güzergahında gece otobüsleri sefer yapar.
tuna nehri kıyısındaki parlamento binası ünlüdür.
şehirde birçok türk dönercisi bulunmaktadır.ilk gördüğünüzde "merhaba abi ben de türk'üm" dediğinizde sakın heyecanlanmayın zira onlar buna alışıktır, kuru bir "merhaba yeğenim" diyerek kafalarını bile çevirmeden döner kesmeye devam ederler.budapeşte'de çok olmasa da hatırı sayılır türk turisti ya da işçisi her daim vardır.
absent absent
iş için gittiğim hayran kaldığım bir şehir.güvenle gece bile aylak aylak dolaşılabilen,kızları da fena olmayan hoş şehir.biraz ruhsuzdur ama türk arkadaşınız varsa sorun çekilmez.
hayvanat bahçesinde kuş olsam hayvanat bahçesinde kuş olsam
gül baba türbesi ve başka osmanlı kalıntılarının olduğu, fakat osmanlı izlerinin yok sayılıp osmanlı sonrası mimarisinin önplana çıkarıldığı şehir. bir kilisesinde eski bir krallarının eli varmış, ben girip bakmadım. keşke baksaymışım. heykellerde, duvar işlemelerinde türk düşmanlığına dair izler görülebilir. diğer taraftan son osmanlı valisinin mezartaşındaki yazı insanın içine işler. "yiğit düşmandı, rahat uyusun" gibi bir şeyler yazmışlar. akşamları heykelli meydanında patenci kaykaycı gençler takılır. gidilesi bir şehirdir. ucuzdur ayrıca diğer avrupa şehirlerine kıyasla. bir macarla sohbet ederken onların eski düşmanlar olarak türkleri tarih derslerinde öğrenmesine karşılık türkiye'deki avrupa'daki kuzenler macar tarzı düşünceyi görüp gülersiniz, ortak kelimeleri fark edip gülersiniz. taa orada sanki kırk yıllık dostmuşuz gibi misafirperverlik sunan macar arkadaşımın trende beni uğurlarken gözlerinin yaşardığını görüp duygulandığım şehirdir.
stocky2001 stocky2001
tuna'nın iki kıyısının modern mimarinin en güzel örnekleri ile doldurulmaya başlandığı, 18-19yy mimarisinin şahaserleri ile de süper bir uyuma sahip olduğu, gezilesi şehir. ama öyle şehirlerin padişahı ünvanına pek yaklaşabileceğini zannetmiyorum
silgi silgi
kasımda şaşırtan şehir. hava durumuna bakıyoruz gitmeden: az bulutlu bazen yağışlı gösteriyor. şimdi sen bir türk olarak oraya gidince ne beklersin? yerler her daim ıslak kalacak şekilde yağmur yağacak arada bir duracak sonra bir kaç güneş açacak sonra akşama doğru falan işte gene yağmaya başlayacak. ama kazın ayağı öyle değilmiş ben bunu gördüm. şöyle ki: sabah viyana'dan 6'da trenle yola çıkıyoruz viyana'da kuru bir hava var. yolda giderken etrafımızın bembeyaz kar içinde kaldığını farkediyoruz. budapeşte ye varınca da aynı tahmin ettiğim gibi güneşli bir havayla karşılaşıyoruz. takribi 15 dakika içinde güneş kayboluyor. bir rüzgar kendinden geçmişcesine başka bir memleketten trenle getirir gibi yatay bir şekilde yüzümüze yüzümüze kar fırlatmaya başlıyor. 20. dakikadan itibaren ortalık tam bir tipi içerisinde kalıyor. derken bir anda kesiliyor her şey evli evine köylü köyüne güneş yine budapeşte semalarına geliyor. sevinmeyin 20 dakika sonra her şey yeniden tekrarlanıyor. 2 gün boyunca budapeşte havası güneş - tipi arasında geldi gitti. tavsiyem kasımın 20 sinde gitmeyin. şehir çok güzel ancak bu şaşırmışlık sizi bezdirebilir.

ayrıca gidecek olanlara çok güzel bir hostel tavsiye edeyim geceliği 8 euro:
hostel activist 1066 budapest
terez krt. 4. 4th floor 8.
doorbell:42
stocky2001 stocky2001
an itibariyle bir çok köşesi yol şantiyeleri ile dolu olan, ama krizin meydanlarında kurulan çarşılardaki noel alışverişini pek etkilemediği şehir.
1 /