bülbülüm altın kafeste

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
1
telvin
selani yöressinden güzide türkümüzdür.bir rivayete göre muzffer sarısözen atatürk'ten derlemiştir.kanımca en iyi yorumlayan erkan oğurdur.metronomu biraz düşük söylesede en güzelidir.ayrıca kubatda yorumlamıştır.birde sözlerini verelim tam olsun

bülbülüm altın kafeste aman
öter aheste aheste
ötme bülbül yarim hasta aman
ah neyleyim şu gönlüme
hasret kadım sevdiğime
ben sana aldanamam yarim,
ben sana dayanamam.
bülbülleri har aldatır aman
aşıkları yar ağlatır
ben feleğe neylemişim aman
beni her bahar aldatır
ben sana aldanamam yarim,
ben sana dayanamam.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
excalibur
cihat aşkın ve mehru ensari'nin 10 kasım 2005'te itü'de piyano ve keman ile muhteşem bir şekilde yorumlayarak dinleyen*lerin hafızalarına kazıdıkları, atatürk'ün çok sevdiği selanik türküsü. erkan oğur-ismail demircioğlu yorumu o kadar güzel ve içli, kubat yorumu ise o kadar berbat ve duygusuzdur ki insan bu ne yaman çelişki demekten kendini alamaz.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
şimdi ben ne desem
kökeninde selanik göçmenliği olan kişilerde dinlerken genelde gözlerinin dolduğu hüzünlü,içli bir selanik türküsüdür.
her dinleyişimde selanik göçmeni anneannem aklıma gelir,dalar giderim.anlattıkları gelir aklıma...
babasının yalnızca tapuları alıp, 5 kız çocuğu ve eşiyle türkiye'ye göçünü,oradaki topraklarının karşılığını türkiye'de alamamasını,anneannemin ilkokul 1. sınıfa kayıt olduğu halde babası tarafından tütün dizmek için okuldan alınıp,çalıştırılmasını,bu yüzden okumayı yazmayı sökememesini,babasının hiç tanımadığı bir şehirde yalnızca bir türk şehri diye beş kız çocuğuyla verdiği yaşam savaşını,hepsi büyüyüp genç kız olunca avrupai güzellikleriyle şehirde dikkat çekmeleri ve fakir olduları için iyi kötü evlilik yapıp evden ayrılmaları,yörenin yerlileriyle evlenenler kaynanalarının "muhacir gelin istemiyordum ben!" diye oğullarına yakınmalarına boyun eğmelerini,bu dünya güzeli sarı saçlı,mavi gözlü kadınların evde neredeyse hizmetçi gibi kullanılmaları,dayaklar,maddi sıkıntılar...anneannemin anlattığı herşey canlanır gözümde.
öldüğü gün ise yalnızca bütün gün duvara bakıp "selanik'te doğdu.izmir'de öldü.hayat mı bu yaa?" dediğimi hatırlıyorum kuzenlerime.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
1
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın