bulgaristan göçmenleri

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
2
ananas
gayet çalışkan insanlardır. ve sanırım bu çalışkanlıkları yüzünden bazı yurdum insanı tarafından kıskanılırlar, ve bu yüzden kendilerine özgü bazı ayrı mahallelerde yaşarlar. evlerini kendileri yaparlar genelde, çünkü apartmana tıkılmayı sevmezler(bulgaristanda zamanında hep köyde yeşillik içinde yaşadıkları için) ve evlerinin bahçesi vardır mutlaka. kendilerine has konuşmaları da insanın içini güldürür böyle yüzünüzde bi tebessüm belirir. iyi niyetli insanlardır, ve zamanında çok ezilmişlerdir. çok büyük zorluklara göğüs germişlerdir, bu yüzden saygı duyulası insanlardır bence.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
füg
çeşitli politik kararlar sebebiyle bulgaristandan türkiyeye göç etmiş güzel insan topluluğudur .anneanneleri o günleri hep ağlayarak anlatır çünkü kendilerine ait olan bir çok şey bulgaristanda kalmıştır onların kendi annelerini ziyaret edebilecekleri kendi mezarları ,ürün albilecekleri kendi toprakları kalmamıştır yeni bir ülkede yeni bir hayat kurmalıdırlar,artık onlar türkiyede kendi topraklarına sahip olmak için çabalarlar kaldiki bu çok zordur ama yeni mezarlıklara sahip olmaları pek zaman almaz.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
acayip biri
1989 yılında eskişehir'e gelen göçmenlerdir ayrıca, çok çalışkan ve tutumlu olurlar, eskişehir yerlilerinden önce ev ve araba sahibi oldukları için eskişehirliler pek sevmezler. ayrıca devlet yardımıyla ev aldıkları ve devlet sektöründe memurluk görevi verildiği efsane şeklinde dolaşır. muhacırlar kabul etmezler, çok sıkıntı çektiklerini söylerler; ama eskişehir yerlisi böyle bilir. diğer şehirlerde durum nasıl bilemeyeceğim.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
casillasmania
türkiye'nin pek çok bölgesine dağılmış olsalar da genellikle marmara ve özellikle trakya bölgesinde öbekleştikleri malumdur.ivo andriç'in 'drina köprüsü' adlı eserinde okuduğum bir kaç cümle vardı;
osmanlı imparatorluğu balkanlardan tamamen çekildiğinde vişegrad'ın en yaşlıları ağlayarak:
'artık buralar iflah olmaz, hiç bir düzen eskisi gibi kalmaz' demişler ve o yıllardan sonra gerçekten balkanlı yaşlıların dediği çıkmış, balkanlar kanayan yaraya dönmüştür.o yarayı kanatan en baskıcı bulgar dikdatörü jivkof, bulgaristan'da yaşayan türkleri ve bulgar olmayan her milleti, isimlerini, dinlerini, kültürlerini değiştirmeye zorlamış, eğer adınız ali ise alexsandır, meryem ise maria demiş, müslümanlara sünnet yapmak bir yana müslümanlığı da yasaklamış ve daha pek çok eziyetle o insanları asimile etmeye çalışmış.düşününce bunların gerçekten çok acı şeyler olduğu idrak ediliyor.
bu zulme dayanamayan türkler, jivkof her ne kadar yasaklasa da türkiye'ye göç etmişler, yüzyıllardır yaşadıkları topraklardan. göç sırasında yaşadıkları sıkıntılar acılar gerçekten vijdanı olan herkesin yüreğini sızlatacak cinsten.ana vatana geldiklerinde ise başka türlü sıkıntılarla karşılaşmışlar.evet türksünüz ama türkiyeli değilsiniz, gelenek görenek konuşulan dil herşey bambaşka.siz bulgar zulmünden, bulgarlardan kaçmışsınız ama türkler sizi bulgar gibi görmekte, yadırgamaktadır.durum ne olursa olsun alışılacaktır zira geriye dönüş imkansızdır.
çalışır göçmenler, hiç gocunmazlar çalışmaktan, ayıp değildir çünkü çalışmak karı koca, çoluk çocuk hep birlikte çalışırlar.tutumludurlar.bu gün benim tanıdığım pek çok göçmenin hiç birşeyi olmasa da kendine ait evi vardır.
kendi hallerinde kimseye zararları olmadan yaşarlar, özellikle hadımköy'de kimin göçmen kimin yerli halktan olduğunu evlerinin düzeninden anlarsınız.herşeyden önce evlerinin önü gayet muntazamdır, bakımlı , her renkten çiçeklerle süsledikleri bahçeleri vardır.sokakları temizdir.
konuşmaları trakya türklerinin konuşması gibidir artık bu özelliği kim kimden aldı bilinmez ama bilindiği gibi konuşmalarında sık sık 'be ya!' geçer. esasında kullandıkları kelimeler eski osmanlının kullandığı kelimelere çok yakındır.örnek verecek olursak;
göçmen olan bir akrabamızın yeni doğan çocuğunu yıkamakta olan annem akrabamıza seslenir:
- x tası ver tası...
ne istendiğini anlayamayan akrabamız duraklar bir an anlamaz ve bana sorar:
- neyi der anan ba casillasmania 'maşrapa'yı mı?
- he maşrapa...
- biz buna maşrapa deriz bea ben ne bilem siz tas mı dersiniz buna?
- maşrapa da deriz su tası da
- haaa....
- yaaa....
çok renkli, güzel düğünleri olur ayrıca. o hep beraber bir araya gelip, halka oluşturup oynadıkları bir halk oyunu var, insan oynamasa bile seyrederken eğleniyor. düğünde çaldıkları, söyledikleri türküler de cabası.
bu insanlar türkiye'ye hiç bir şey vermeseler de(-ki öyle değil) en azından ülkemizden bir şey almıyorlar, bölücü değiller yani.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
ronn
çeşitlilik gösteren halk oyunlarına sahiptirler. pravo, aligali, prinka, elano, damat*, kurubakır bu oyunlardan bazılarıdır. macir düğünleri, nişanları, kınaları bu sebeple çok renkli bir hal alır. özellikle pravo gerçekten enerji isteyen bir halk oyunudur. temelde kasap havasına benzese de, kasap havası bastonlu dede gibidir yanında. sürekli yükselen bir tempoya sahiptir. tempo yükseldikçe genç olanlar halayın ortasında yeni bir halka kurarlar. içiçe üç hatta dört halka bile oluşabilir. bu halkalar da tempoya göre sıralanmışlardır. en içteki halka genelde gazı almış ve kendini kaybetmiş "coştum yine dalgalanıyorum ben" diyen gençlerin halkasıdır.

pravodan sonra göze hoş gelen diğer halk oyunları ise aligali ve prinkadır. iki oyunda da uyum çok önemlidir. ikisinde de halay yoktur, insanlar yanyana ve arka arkaya dizilerek uyumlu bir şekilde melodinin eşliğinde oyunu oynarlar. step yapan insanları düşünürsek eğer, step tahtasını kaldırıp, hareketleri kompleksleştirip bir de bunlara ileri geri hareketleri de eklersek benzer bir görüntü oluşur sanırsam.

bana göre en zor halk oyunu ise elanodur. ayak hareketleri insana kafayı yedirtir, sonrasında vazgeçersiniz zaten.*

eğer imkanınız varsa kesinlikle bir macır düğününe gidin derim. oyunlarını bilmeseniz de sizi aralarına alıp öğreteceklerdir hızlandırılmış bir kursla. olmadı mı, imkanınız yok mu mesaj atın bana, ayarlarız bir şeyler. neyse, ben lafı çok uzattığımda annem bana "nogo pirikaazvaş" der. onu duyar gibi oldum. susuyorum. ha son olarak bir macır size "kaksi kaazvaş" diye seslenirse "iyilik hacı seni sormalı" diye karşılık verin.

toşnu edit: tanrım ben nerdeyim'in beni bızıklaması* üzerine tete* modasının öncü markası bindallıdan bahsetmeyi unuttuğumu farkettim. özellikle türkiye'ye yeni gelen macır kadınları bu giysiyi çıkarmazlar üzerlerinden. kına gecelerinde ise gelinler göz alıcı bindallıları ile arzı endam ederler.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
ronn
bulgar göçmenlerinin kullandığı günlük hayattaki kelimeler türk insanı için kocaman bir soru işaretidir. genellikle macır dedeler ve teteler* tarafından tercih edilir bu kelimeler ve türkiye'de doğmuş bir macır çocuğunun hayatını karartabilir. misal rahmetli ananemden örnek verecek olursak:

-ıştırma ma uşaam. ıştırma da urbalarını giy.

şimdi bu cümleyi incelediğimiz de farkediyoruz ki tek anlaşılır kelime "giy" fiili. diğerleri ise birer kapalı kutu. "ıştırma" her ne kadar lezzetli bir yemek adı gibi dursa da "ses etme" anlamında kullanılmıştır(tabi ben bu gerçeği çook sonra öğrendim). "uşaam" ise "yavrum", "çocuğum" gibi bir anlamdadır. "urba" ise "elbise" demektir. "ma" ise bir ünlemdir. bunca senelik gözlemime dayanarak söyleyebilirim ki "ma" ünlemi kadın macırlar tarafından kullanılmaktadır. erkek macırlar ise "ba" şeklinde bir ünlemi tercih ederler. sonuç olarak cümlenin deşifre edilmiş hali şudur:

-yavrucum ses çıkarma. ses çıkarma da elbiselerini giy.

ikinci bir örneği annemden vermek istiyorum:

-sıbıtıvee şu çöpleri dışarı.

her ne kadar cümlenin gelişinden annenin ne anlatmak istediğini anlasak da ilginç bir kelime dikkatimizi çekmiyor değil: "sıbıtıvee". sıbıtmak, sıbıttırmak kelimesi macırlar tarafından fırlatmak, atmak manasında kullanılır. ilk duyduğumda çok gülmüştüm annemin karşılığı da şu olmuştu:

-te toşnu sıbıttırıveecem terliği susak kafana.

bu cümlede ise annenin kombo yaptığını görüyoruz.

son inceleyeceğimiz kelime ise "mayko" kelimesi. her ne kadar ağır bir küfür gibi görünüyorsa da "anne" anlamına gelmektedir. arada anneme takılmak için mayko diye seslenirim kendisine. fakat hep bi garip olur içim, sanki küfür ediyormuşum gibi. mayko, mayko, maykoooo ulan!

öhöm... bir macır çocuğunun en büyük derdi ise akşam ailecek otururken anne ile babanın bir anda bulgarca konuşmaya başlamasıdır. tamam az çok tanıdıktır bu dil size fakat yazık değil mi o yavruya?. "ne güzel konuşuyorlar lan!" şeklinde tenis maçı izler gibi anne ile babayı izler durur garibim. ama ben de ingilizce öğrendim kardeşimin de öğrenmesini bekliyorum, intikamım çok acı olacak.*
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
2

sneaker tarihinin ikonik ailesi the air max

instela
air max 1 modelinin başını çektiği nike air max ailesi, kendi kişiliğini yansıttığı birkaç kuşağa dayanıyor. her biri birbirinden farklı özellikleriyle sneaker tarihine damga vuran air max modelleri; cesur renkleri, enerjik desenleri ve görünür hava konseptinin evriminde oynadığı kilit rolleriyle öne çıkıyor. nike, 2. air max günü için geri sayıma devam ederken, geçmişe doğru zamanda yolculuk ederek air max ailesinin ikonlarını hatırlıyor.



air max 1

devrim yaratan hava taban inovasyonunu görünür hale getirerek sneaker tarihini değiştiren nike air max 1, 1987 yılında tanıtıldı. bir yastıklama sistemi olarak geliştirilen nike air, bir anda kendini ifade etmek, stilini cesurca ortaya koymak ve performans göstermek için adeta bir fırsat penceresine dönüştü. 28 yıldır evrimini sürdüren air max ailesi şimdiye kadar yüzlerce unutulmaz versiyonunu geliştirse de, her yeni modelin varlığını bir ölçüde nike air max 1'e borçlu olduğu bir gerçek?

air max'i hayata geçiren nike baş tasarımcısı tinker hatfield, "nike air, o zamanlar bir yenilik değildi. 1978 sonlarında nike air tailwind modelinde ilk kez kullanılan air taban ünitesi, köpüğün içine etkin bir biçimde gizlenmişti. bir gün, paris mimarisinin sıradışı yapıtlarından esinlenmek adına, şehri ve özellikle pompidou center'ı görmek için paris'e gittim. orada, mimarlık eğitimi almış olmamın verdiği bakış açısıyla, daha önce hiç karşılaşmadığım ters yüz edilmiş pompidou center binasında esinlenerek oregon'a geri döndüm. almış olduğum ilhamdan ortaya çıkardığım fikirleri, daha büyük air tabanlar üzerinde çalışan teknisyenlerle paylaşarak, onlarla, air taban teknolojisinin görünür hale getirebileceği ve benzeri olmayan bir ayakkabı yaratabileceği üzerine görüşmeler yaptım. o zamanlar birçok insan, bunun tuhaf bir fikir olduğunu düşünüyordu. ancak ben ve ekibim, dönemin koşu ayakkabılarından daha farklı olmak ve görünürlük mesajını iletmek amacıyla köpük tabanın orta kısmını kestik. böylece daha büyük bir air taban ünitesini açığa çıkararak, görünürlüğü artırdık. bununla birlikte ilk nike air max'te, dikkat çekici ve cesur bir renk paleti kullandık." dedi.



air max 90

durduğu zaman bile hareket halindeki bir şaheser gibi görünen nike air max 90, kendine has duruşuyla fark yaratıyor. 1990'da sahneye çıkan ayakkabı, air max ailesinin dördüncü modeli olma özelliği taşırken, öncekilerden daha büyük nike air hacmine sahip. modelde, ayağa mükemmel bir uyum sağlamak için çıkıntılı paneller kullanılırken, çeşitli bağcık seçenekleri sunuluyor. ayrıca modelin daha sonra "infrared" olarak adlandırılacak canlı kırmızı rengi, görünür havayı vurgularken, tıpkı modelin formu gibi nike air max 90'la birlikte hatırlanıyor.

kendinden sonraki yıllarda ilk formunun çeşitli kombinasyonları geliştirilse de, ilk günden itibaren popüler olan ve yeni bir 10 yılı sembolize eden nike air max 90, her zaman için en sevilen ve temel formlardan biri olmaya devam ediyor.



air max 180

nike air max 180, hatfield ile air force 1 tasarımcısı bruce kilgore'un ortak zekâsının bir ürünü olarak doğdu. iki efsanevi ismin max air ünitesini dış ve orta tabanda görünür hale getirmek ve ayakkabının 180 derecelik yastıklamasına vurgu yapmak için yola çıktığı modelde, ayakla birlikte esneyen yeni ve dinamik bir iç kılıf yer alırken, kalıplı topukla ayağa destek sağlanıyor.

modelin, kısa zamanda dünyanın her yanında tanınmaya başlanan görünür hava konsepti, air max 1'de olduğu gibi efsanevi çizerler, özel efekt ustaları ve sinema yönetmenleri tarafından yaratılan reklamlarla desteklenerek büyük bir üne kavuştu.



air max 93

nike air max 93'ün itici gücü görünürlüktü. defalarca şaşırtılmış bir kitlenin nasıl yeniden şok edileceği üzerine düşünen hatfield, topuk kısmının her zaman odak noktası olduğu bilinciyle hareket ederek en yeni eserini air max 90'ın esnek kanalları üzerine inşa etti. bu kapsamda bu yeni modelde; ayağa ve bileğe ekstra destek vermek için dinamik, uyumlu neopren iç kılıf kullanılırken, plastik süt şişelerinden ilham alınarak geliştirilen şişme kalıplı air taban ünitesi yer aldı. böylece model, görünür hava konusunda dünya çapında bilinir hale geldi.



air max 95

1995 yılında tanıtılan ve cesur formuyla öne çıkan nike air max 95, görünür air tabana ayakkabının ön bölümünde yer veren ilk ayakkabı olarak dikkat çekti. yastıklamaya yepyeni bir yaklaşım getiren bu uygulama, çift hava ünitesiyle koşuculara üstün konfor ve destek sunuyordu. siyah orta tabanlı ilk air max modeli olma özelliği taşıyan nike air max 95, bu özelliğiyle geleneksel koşu ayakkabısı tasarımlarından ciddi anlamda farklılaştı.

insan vücudundan esinlenilen bir silueti tanımlayan özellikler, air modellerinin yaygınlaşmasına yol açtı. omurgaya dayanan orta taban, tasarımın belkemiğini oluşturuyordu. modelde yer alan naylon ip delikleri kaburgayı, üst yüzeyin katmanlı panelleri ve file dokusu ise kas lifleri ile vücudu temsil ediyordu. üst kısımda koyudan açığa degrade renk kullanılarak, modelin arazi koşularında bile temiz kalması amaçlanıyordu. markanın göze çarpmayan bir şekilde kullanılması ise başka bir özellik olarak öne çıkıyordu.

nike air max 95, tasarımda dünyaya bir pencere açarak küresel bir hareket başlattı. bu kapsamda new york'tan londra ve tokyo'ya kadar her yerde yeni jenerasyonun gelecek olarak tanımlanan modeli ayağına giymek istemesi sağlandı. model, pek çok versiyonun ardından hala baş döndürmeye devam ediyor.



air max 97

ilk tam boy max air taban ünitesinin kullanıldığı model olarak bilinen nike air max 97, çığır açan bu sıra dışı inovasyonla, diğer air max modelleri arasından öne çıkmayı başardı. modelde yer alan reflektif çıkıntılar, air max 97'ye ışıkta dikkat çeken bir görünüm kazandırırken, ilham kaynağını tokyo'nun yıldırım hızındaki kurşun renkli trenlerinden alan ayakkabının, gümüş tonuyla başlayan akıcı tasarımı göze çarpıyor. bu özellikleriyle öne çıkan model, her şeyin daha maksimalist olduğu bir dönemde; müziğe, sinemaya ve modaya en uygun ayakkabı olarak, o yılları tanımlayan bir tasarım klasiği haline geldi.



air max 2003

minimize edilmiş bir üst yüzle maksimum yastıklama yaklaşımını buluşturan model olarak tanımlanan nike air max 2003'de, daha önce air max 97'de kullanılan air taban ünitesi ödünç alınırken, kalıp, üretim ve yastıklamadaki yeni gelişmeler sayesinde ayak, zemine yaklaştırılarak ilave esneklik sağlandı. daha önceki air max modellerinin cesur renkleri yerine daha pastel tonlarda sunulan air max 2003'e, 2000'li yılların başında yeni bir estetik kazandırıldı. üst yüzde atletizm ve futbol ayakkabılarında kullanılana benzer bir teijin performans malzemesi tercih edilirken, ayakkabıya hafif ve agresif bir görünüm kazandırıldı.



air max 360

orijinal air max tanıtıldıktan 20 yıl sonra, kullananı havada yürüyormuş gibi hissettirme misyonu, nike air max 360 ile gerçekleşti. nike, daha fazla hava yastıklı denge sunan yepyeni bir max air taban ünitesi geliştirerek, termo-kalıplı bir yapı sayesinde ilk kez, köpük katmanların yerine 360 derece yastıklama sistemi kullandı. modelde, orijinal air max renklerine saygı niteliğinde bir renk paleti kullanılırken, üst yüzde görülen lazer kesim degrade etkilerle, air max 95'in görünümü yeniden canlandırıldı. bir defaya mahsus üretilen sınırlı bir seride ise bu yeni taban üzerine bazı ikonik air max üst yüzleri uygulandı.



air max 2015

hem keşif, hem de bir devrim özelliği taşıyan nike air max 2015, 2013 yılında lanse edilen esnek ve ultra rahat max air yastıklamanın dinamik hareketiyle uyumlu bir üst yüzle sunuldu. performans koşu ayakkabısı olarak yaratılan model; nefes alan, hafif, teknolojik ve neredeyse kesintisiz bir file üst yüze sahip olma özelliği taşıyor. ayakkabı, nike flywire teknolojisiyle birlikte ayağı saran bir yapıya da sahip. boru tipi yastıklama yapısı ve esnek kanallarla konforlu ve enerjik bir koşu deneyimi sunan model, standardını yeniden tanımlıyor. nike logosunun ters yönde kullanımı bile alışkanlıkları değiştirirken, stilde yeni bir dönemi müjdeliyor.

http://inste.la/nikeairma...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın