burçak çerezcioğlu

supi supi
sabaha değin
oturup bekliyorum
karanlıkta
başına
karanlık şeyler
gelmesin diye.

ve

gecenin bu saatinde
bir ben uyanığım
bir o
ben seni bekliyorum
o
benim uyumamı.

gibi satırları yazabilmiş bir babanın kızı. çok yakın hissetmiştim kendimi ona, sanki hala çok yakında bi yerlerde..
sayenizde sayenizde
''geride bıraktığımız kalplerde yaşamak ölmek demek değildir''

okumayı seven daha doğrusu okumaya çalışan bir insan olarak yeğenimle yaptığımız kitap alışverişlerinde bana bonus olarak verilen mavi saçlı kız'' adlı günce derlemesi olan bir kitapla tesadüfen hatırlayıp içlendiğim, sabahtan beri hıçkırıklarla ağladığım bir kahraman işte burçak çerezcioğlu.
bir filizken yakalandığı amansız hastalığı süresince yaşının gerektirdiğinden daha büyük olgunluk ve sabır göstermesi, kimler olursa olsun hastalık karşısında boynu bükük kalan bir annenin, babanın, kardeş ve arkadaşların sınırsız özverileri, rolün ve yaşın ölüm karşısında direne direne teslimiyeti ve ''şimdi''nin ne kadar değerli olduğunun anlaşılmasına vesile olduğunu duyumsatan bir ibretin adı burçak çerezcioğlu.
ölümün hiç yakışmadığı canlılara en acı örnek, genç bedenin yitişinin yıllar sonra hala soluk alıp yaşayabilen başka bir bedende ve beyinde yarattığı travma etkisi...
matrushka matrushka
gece gece aklıma düştün be güzel kız. keşke babanın dediği ve yıllardır aklımda kalan satırlar gibi olsaydı;

"sabahları,
hasta uyanmanı istiyorum.
hastaysan,
yaşıyorsun demektir."