business class

1 /
togisama togisama
thy'nin yaptığı hata neticesinde tanışmış olduğum seyahat statüsü.
efendim normal uçuşlara oranla gelenin gidenin haddi hesabı olmuyor bu sınıfta yolculuk ederken. birkaç sıra arkanıza çekilmiş perdenin size şöyle getirileri oluyor:
- battaniye hizmeti
- yemekten önce ve inişten önce sabunlu sıcak mendille el dezenfekte etme olanağı
- sınırsız içecek
- menüden yemek seçme olanağı
- çok çok kibar hizmet, ilgi, alaka, icabında şefkat(yanlış anlamayın lan)
- uçaktan önce inme şansı, önden gitme en önde olma şansı.
- sınırsız gazete

valla ne yalan söyleyeyim bu kadar ilgiye alakaya insan havaya giriyor, götü çok pis kalkıyor. sonra havaş'ın koltuğuna oturup cepteki paranın kayda değer kısmını yola verince akıl başa geliyor tabi. sürekli business class adamı olanlar bi dudağı yerde bi dudağı gökte gezmesine şaşmamalı. premiumuna first classına hiç girmeyeyim.
anthrax anthrax
ilk duyduğum zaman o zamanki kıt ingilizcemle (şimdi süper, toeflden 739 aldım o derece) işadamlarının kullandığı, yani klas koltukların her türlü muameleyi yapan hosteslerin falan bulunduğu uçuş sınıfı olduğunu düşündüğüm ve bikaç kişinin ölmesinden dolayı "lan adamlar o kadar para veriyo olanlara bak" diyerekten beni şaşırtan uçuş sınıfı.
whothehell whothehell
iç hatlarda ekonomi sınıfı ile çok bir fark yaratmasa da rahatlığından bile tercih edilebilecek sınıf. fakat dış hatlarda özellikle uzun menzilli yolculuklarda tek geçiniz. koltuk yatak gibi oluyor. thy'nin servisi ve kalitesi fena olmasa da singapur veya emirates varken mümkün olduğunca onları seçmeyi tavsiye ederim. diğer artıları :

- kontuarda sıra beklememe
- sınırsız içki servisi
- hem iç hem dış hatlarda daha ağır ve çok bagaj taşıyabilme
- uçağın en önünde oturma

vs vs.
tembel tembel
kalkış sırasında güvenlik nedeniyle perdelerin açık olması gerektiğinden sınıfsız bir toplum ilüzyonu yaratılıyor. uyarı ışıkları sönende güzel gözlü hostes abla haşin adımlarla yaklaşıp zart diye çekiyor perdeyi. ardından sana nisuaz salata, bana tırto sandviçler...
ceyus ceyus
cem yılmaz business class'ı şöyle anlatıyor:

business class'ın tek farkı bazı uçaklarda(hepsinde de değil) koltuğun kıç bölümünün birazcık daha büyük olması.bunun nedeni de business class uçanın götü büyük olduğu içindir.bir de uçuştan önce portakal suyu dağıtırlar sen de kendini lord zannedersin.

son business class koltuğu ile ilk ekonomi sınıfı koltuğu arasındaki diyalog çok kötüdür.bazen bir arkadaşın çıkar o koltukta oturan ve o an gelir ki perde kapanır,arkadaki çok burulur orda."parayı görünce götün kalktı demi?" diye bir ifadeye bürünür.

bir de perde kapanınca herkes merak eder,ne oluyor acaba diye?
ne olacak oğlum,soyunuyoruz...kabin amiri krema getiriyor...fıısstt..fısstt...tüm vücuda krema sürülüyor...hadi bakalım uçak kalkana kadar bu krema bitecek...
senin de bildiğin gibi herkesin bildiği gibi senin de bildiğin gibi herkesin bildiği gibi
uzun uçuşlarda muazzam bir rahatlık sağlayan ve uçuşu keyfe dönüştürdüğünü düşündüğüm, kısa uçuşlarda ise hızlı check-in ve özel bekleme salonu dışında tamamen ego tatmini sağlamak için oluşturulmuş ticari açıdan gerekli sosyal açıdan gereksiz sınıfsal farklılık.
göğem göğem
kimi zaman konfordan ziyade sinir sahibi yapan bölüm. eğer ''fazladan para ödedim bunu insanlara eziyet ederek kuruşu kuruşuna çıkartmalıyım'' zihniyetinde insanlarla beraberseniz; yazık ki ne yazık.

ilk iş olarak gazeteler dağıtılacaktır; hanım teyzemiz tarafından yedi aleme duyrularak times istenir. ilginç bir şekilde bulunmamaktadır; olmadığı bildirilir. akabinde bir kişi daha times ister. biraz önceki teyzem zaten gözler fıldır fıldır; kulak kesilmiş herkesi takip etmektedir; hemen atlar: ''ay times yokmuş, ben de başkasını okuyamıyorum.'' niye okuyamıyorsun lan; öksürtüyor mu? diye içimden geçirir; gözleri kaydırırım. sonrasında yeteri kadar dikkat çektiğinden emin olan teyzem battaniye ister. yaklaşık 1 dakika 37 saniye kadar bekletildiği için de hostesi herkesin ortasında paylar. teyzenin şarap istemesiyle çilenin devam edeceği anlaşılmıştır. yine haykırarak istediği şarabının gelmesiyle gitmesi bir olur: beyaz şarap önce fazla ılıktır; sonra da fazla soğuk. şarabın hangi ısıda korunması gerektiği ile ilgili bir vaazden sonra ya sabır çekerek yolculuğa devam ederiz. sonunda kara görünür.

business class'a kontrollerde sıra kolaylığı sağlanmaktadır. bunun için de yolculukta bir davetiye verilir. haliyle de bu görevliler tarafından sorulacaktır. lakin teyzemiz, bundan pek bi alınır; sırada da milleti azarlamaya devam eder. leşbet bir yolculuk da böyle sona erer.

sonuçta gidilecek yer aynıdır ve business class'ta bu tarz kişilerle karşılaşma olasılığınız oldukça fazladır. hem üstüne para öde hem sinir sahibi ol enayiliğini gerçekleştirmemek için aklı olan ekonomiden şaşmamalı.
portakal tadında placebo portakal tadında placebo
hoş bir rötar sonucu diğer uçakta sadece orada yer kaldığı için orada seyahat ettiğim bölüm. efendim konforu ikramları pek hoş. ekonomi sınıfında sandviç salata falan yerken bussines class'ta meğersem porselen tabakta yemek yeniyormuş. (yazarın gözleri doluyor) üstelik öyle böyle yemekler de değil, menüyü söylemeyeceğim ama sandviçi porselen tabakta sunmuyorlar tabi. işin kötü yanı ise "o kadar para verdik"çiler. güzel anlıyorum fazladan para vermişssiniz ama görgüsüzlüğün de ne anlamı var şimdi.

yanımdaki hanımefendi orta yaşlarında bir insan. yanıma oturdu baktım "iyi akşamlar" dedim karşılığını aldım. oturur oturmaz battaniye istedi, yanımdaki yastığı çekti arkasına koydu, daha sonra hostese bir yastık daha ısmarladı -ki kişilerin yerleşme telaşı sürüyor- akabinde bacaklarını benim yanıma kadar uzatıp yattı. bussines class tabi ikram içeceklerimiz geldi hemen kaptı bi portakal suyu, yemekle birlikte çay istedi, çayı beğenmedi gönderdi bir de soda istedi dizdi yanına hepsini, gelen yemeği yangından mal kaçırır gibi yedi, dizdiklerini içti, battaniyeye dolandı, kemer bağlama uyarılarına aldırmadı, "ay ben hep burdan seyahat ediyorum" bilgiçliğiyle etrafa bakındı, sosyetik bir dergi okudu, biraz daha uyuyormuş gibi yaptı... dergilerini içeceklerini üzerimde yer bulsa oraya kadar yayacaktı. 1 saatlik yolculuk alt tarafı.

rahat olmasına rahat, hizmet orda daha kaliteli olmasına kaliteli ama bu insanlar da çekilmez ki böyle. para insanı adam etmiyor ki.
quidad quidad
ekonomiden farkları; koltuk genişliği daga fazla, koltuk (binilen uçak modeline göre) arkaya gidiyor ve ayaklarınızı belli bir mesafe uzatabiliyorsunuz, hostesler emrinize amadedir, yemekler ve içecekler plastik tabak ve bardaklarda degil de porselen tabak ve cam bardaklarda gelir, daha fazla mil kazandırır. benim için en önemli şeyi ise rahatça uyuyabilmek.
özlemözlem özlemözlem
türk hava yollarının kazuklama şekillerinden biridir.. aynı uçakta gidersiniz aynı yere ama perdeninn önünde pturanlar jetle gidiyormuşçasına para öder.
kleptofoni kleptofoni
business class uçmayan kişiler tarafından oldukça lüzumsuz bulunan fakat özellikle uzun uçuşlarda can kurtaran uçuş sınıfıdır.

istanbul ankara uçuşlarında kullanmaya değecek bir tarafı yok. zaten şirket almadığı sürece para veripte bu kadar kısa uçuşlarda da almıyorum asla. fakat uzun yolculuklarda (fiyat farkına bağlı olarak) kesinlikle tercih ettiğim uçuş. şu anda çalıştığım şirketi de sevmeme vesile oluyor, bütün uçuşlarımızı en kötü business class alıyorlar. canlarım benim.
1 /