cahiliye dönemi

1 /
muskulpesent muskulpesent
her ideoloji, eğer iktidardaysa, kendinden önceki dönemlere cahiliye dönemi, cahiliye devri, enkazdevraldık, diyebilir demiştir. her iktidarın kendi cahiliye dönemi vardır, onu sever, ona söver, onun üzerine bina eder düşüncelerini. şöyle bir açıp bir tarihe baksak(bak oku demiyorum) her yeni iktidarın önceki iktidar dönemine cahiliye dönemi, sefalet çağı, eşşeklik zamanı, taşkınlık hali, ehehe abi işte ergenlik hezeyanı, diyerek kötülediğini, iktidarını bunun üzerine kurduğunu görebiliriz. özellikle birbirini ardışık izleyen iktidarlar söz konusu olduğunda bu bir bakıma "bok atma" prosesi daha da komik olmakta. "olum senin şu cahiliye devri dediğin geçen sene değil miydi" diye sorarlar adama.

islamın kendi cahiliye devri de kuranın henüz tamamlanmadığı, islamın henüz taraftar bulamadığı, henüz daha "senin dinin sana benim dinim bana"cılıktan kurtulunamamış, bir güce kavuşamamış olmanın verdiği sıkıntılarla boğuşan dönemine rastgelir.

oysaki tarihsel olarak o bahsedilen cahiliye devrini ele aldığımızda, öyle pek "cahillik etmiş gençler" diyebileceğimiz bir durum sözkonusu dğeildir. tabii ki konjektürsel bakıldığında. yani islamiyetin sonrasıyla öncesini karşılaştırırsak değişenin sadece iktidar olduğu rahatlıkla söyleyebilir. hani şu en ünlü argüman olan "kızları diri diri toprağa gömme" adetinin sadece radikal bir bedevi kabilesinin geleneği olduğunu dipnot olarak değil de yeri geldi buraya yazayım.

diğer cahiliye dönemlerine örnek vermek istersek, türk siyasi tarihine bakmak yeterli olacaktır. her yeni iktidarla eski dönemin boktan o anki dönemin ise muazzam güzellikler imkanlar yenilikler hoşluklar cestler barındıran bir dönem olduğunu her seçim sonrasında duyduk, işittik, buna ikna edildik.

ne demiş şopenaur: "o senin kendi cahiliyetin"
ali kamber ali kamber
câhillik en nihayetinde müslümanların takdiridir. özünde allah'ın sözünde ilerlemediklerini anlatmak için söylerler bunu. emin olun ki; o dönemde yaşayan kimse "ne câhilim ulan?" diye düşünerek canını sıkmamıştır. tıpkı şu anda bizim canımızı sıkmadığımız gibi.

üstüne üstlük, henüz türklerin ilk yazılı eserleri olan orhun yazıtlarını kaleme* almamış olduğu bir dönemde şiirler döktüren ve mucizelerle dolu olduğu söylenen kuran'ı anlayabilmiş bir halk için câhil demek, kendi bacağını vurmak olur. evrim kuramından bahsedip sinirleri germek istemem; lâkin, edebiyat ve kültürün de bir evrim kuramı vardır. hiçbir kültür pat diye ortaya çıkmaz. buna göre islâm kültürü de sözümona "câhillerin" kültürünün üzerine inşa edilmiş olmalı. demek ki o kadar da câhil değilmiş zamanında bu araplar. hatta isterseniz bir zamanların şairleri, şimdinin müslümanları olan araplara bir bakın bakalım hangi dönemde daha câhillermiş. etkiyi hissedin ve sonuçları 3399'a yollayın. kontörler cebinize gelsin.
safi safi
insanın kendi yaptığına taptığı, köpeğini besleyip çocuğunu öldürdüğü, ilmin amacının ne olduğunu bilmediği dönem.
tek bir insan hayatı için de cahiliye döneminden bahsedilebilir, tüm insanlık için de hatta bu tanıma uyan her dönem için!
kurreder kurreder
bugün nasıl ki bir avrupa merkezli tarih okuması varsa ve tamamiyle taraflıysa ya da kemalist menşeli tarih okuması ne derece dürüstse bu müslüman merkezli arap tarihin de çoğu kurgudan ibaret. sosyolojik ve tarihsel olmaktan öte duygsal ideolojik bir tanımlamadır bu. cahiliye dönemi diyoruz peki ondan önceki dönem neydi zır cahiliye mi, ondan önceki böyle eksilip gidecek mi. art zamanlı ilerleme anlayışı modern çağla birlikte bir ara şahlandı sonra yere çakıldı. böylesi bir inanışın aptallığı claude lévi- strauss un eserlerinde iyi deşilmiştir. neye göre cahiliye, niçin cahiliye ya da. kötü romanlarda ya da yeşilçam da olur genelde iyi hep iyi, kötü sonsuz kötü. bu okumada da aynı sakat zihniyet var biri (asrı saadet) tüm iylikleri heybesine toplayınca diğer kötüye(cahiliye) iğrenç bir hırsızlık, korkunç bir yağma kalmış. bence cahiliye dönemi asrı saadet diye tüm iyilikleri kendinde toplayan suni dönemin toplumsal manada bir alter egosodur( varsa eğer böyle bir şey) ciddi manada bir fantastik zaman tahayülü, bastırılmış bir geriye dönüş özlemidir. onun şahsında seks, eğlence, şiir şiddetle bastırılmıştır. bu yüzden hepten mübalağa, hepten farazidir, kötülüğü kendinden menkul bir özcülük var burada. hazını yitiren islami toplumların incelenmesi bu kavramla başlatılabilir ayrıca kimse yapmasın sakın ben yapıcam.
belirsiz belirsiz
daha dramatik hatta fantastik versiyonları da var ama özetle: gavur asker kadınlarımızın başını zorla açıyordu ve atatürk yurdumuzu düşmanlardan kurtardı.

kız çocukları diri diri gömülüyordu ve muhammed...

atatürkçülük kadınların başını zorla açmaya devam ederken kız çocuklarını çeşitli islami meşrulaştırmalar vasıtasıyla diri diri gömme de ihmal edilmedi.
en gereksiz monsieur en gereksiz monsieur
elif la si diyez
recm kuyularına andolsun ki cahiliye döneminde göme göme ortada kız çocuğu bırakmayan bir topluluğun nasıl olup ta soyunun tükenmediğini anlamak bize bile imkansızdır. kız çocuklarının gömülmesi gibi barbar bir canavarlığın yerini, kadınların yarı beline kadar gömülüp taşlandığı insancıl bir saadet çağının alması hoştur da; bizim yarattığımızı bizim adımızla kendi kafasına göre taşlayanlar için ne sürprizler hazırladığımız (onlara) gaybdır.
[bilmece bildirmece, 1-3]


(onlara) de ki, ey münafık cahiller, cahiliye devri diye laf soktuğunuz dönem şüphesiz aynı zamanda hz. muhammed'in hayatının ilk kırk yıllık dönemidir. hayatının üçte ikisini bu dönemin adetleriyle yaşamıştır. i̇lk hz. zevcesinin o dönemde size göre hiç bir insan hakkı olmayan bir kadınken nasıl olup ta mekke'nin en zengin insanlarından olduğu bize bile muammadır. (onlar) bilmezler ki bu kısmı fazlaca irdeleyenler için bitmeyen azab vardır.
[asr-ı ilm, 14-18]
dumrul dumrul
hakkında neredeyse hiçbir somut bulguya erişemediğimiz dönemdir. mimari'den heykele resimden el yazmalarına kadar bütün kültür ürünleri yok edilince geriye taraflı anlatılardan başka ne kalıyor?

çoğunluğun islamın temel kaynakları arasında saydığı sahih hadisler dahi peygamberin ölümünden 200 sene falan sonra toplanan sözler. ama o sırada peygamberi bizzat gören tanıyan kimse kalmamış. yazı yaygın değil, bütün anlatı kulaktan kulağa taşınan hikayeler üstüne kurulu ve biz 1400 yıl sonra hala bu söylentilerin hayatımıza yön verebileceğine inanan insanlarla iç içe yaşıyoruz.

aksini iddia edenlere küçük bir sorucuk: suudi arabistan'da her türlü arkeolojik kazı neden yasak? bizzat peygamberin, onun sülalesinin ve onun sahabelerinin hayatına dair pek çok veri elde edilmesi mümkün olan arkeolojik çalışmalar neden yasaklanır? o döneme dair neden somut bulgularla konuşmamıza olanak tanınmaz?

neyse 1400 sene öncenin arabistanı hakkında bulgular elde edemesek de 8 bin yıl önceki anadolu hakkında çeşitli bilgilere sahibiz ve neyse ki 1400 sene evvelin arabistanındaki derin cahiliyet tam 8 bin sene evvel anadoluya uğramamış:

(bkz: çatalhöyük'te 9 bin yıl önce hem yerleşik hem de hükümetsiz eşit bir yaşam vardı ortadoğu'nun dışında yerleşik yaşama geçilen ilk yerlerden biri olan 9 bin yıllık çatalhöyük'te devam eden kazılar, 8 bin kişinin yaşadığı bu yerle... cnnturk )
selia selia
tesettürcü ulemanın kadınların yarı çıplak hatta çıplak gezindikleri yalanını uydurdukları devirdi. tam aksine hür kadınlar kapalıydı ama cariyeler eşya olarak alınıp satıldıkları için yarı çıplak, çıplak gezerlerdi.
type447 type447
arapların özellikle şiirde müthiş eserler verdikleri bu yüzden kendilerini üstün gördükleri ve gelen ayetleri inkar ettikleri dönem...
hedef ben miyim tayfun hedef ben miyim tayfun
kitlesel değil kişisel algılanması gereken dönemdir. bir sonu yoktur , güncel olarak halen bu dönemde yaşayan milyonlarca insan görmek mümkün iken , islamiyetin kabulü ile cehalet döneminin sona ermesi söz konusu değildir.
sıkı bir müslüman olduğun algısında olup da halen bu dönemde yaşıyor olma ihtimalin oldukça yüksektir.
yok öyle kitlesel bir giriş-çıkış , kimse saçmalamasın.
1 /