cahit berkay

1 /
therion therion
42. sanat yılında grup zan ile birlikte toprak albümünü çıkarmış üstad. albümde en dikkatimi çeken, en cici şarkılar ise gurgula, mahşer-i istanbul, şeytanın duy dediği ve özellikle yaprak dökümü. onun dışında selvi boylum al yazmalım'ı da yeniden düzenlemişler. o da güzel olmuş. zaten orijinali de güzeldir. ama albümün bombası bence yaprak dökümü. gerçekten dinlenmeli. zaten bu şarkının orijinali de yıllar önce trt'de yayınlanan yaprak dökümü dizisinin jeneriğiymiş. bu şarkıyı hızlandırarak ve yeniden düzenleyerek albüme koymuşlar. pek nefis olmuş. son olarak cahit berkay'la nice albümlere diyorum. adam bu yaşında müziğini çata çuta yapmaya devam ediyor. ayakta alkışlanası!
şimdilikkararveremedim şimdilikkararveremedim
zafer şanlı,aydın şeref ve nevzat yılmaz'dan oluşan müzisyenlerle yoluna devam eden moğollar'ın kült elemanı.isimlerin baş harflerinden türettikleri zan adı hoş olmuş. gerçi sıralama farklı olsa naz da yakışabilirmiş.
hare krishna hare krishna
cahit babadan öğrendik bir çoğumuz sevgiyi, canı, cananı ve muhalif olmayı, asi olmayı, sesimizi çıkarabilmeyi, örnek oldu bize uzun bembeyaz pamuk saçlarının muhalifliğiyle.sahnede savururken saçlarını bizler de bir şeyler yapmalıyıdık, evet. insanım diyorsa bir şey yapmalı!!! her konserinin sonunda bağırdık birlikte, güç aldık ondan delicesine.. o müziğiyle inletti sokakları, caddeleri, onun müziğiyle inlettik sokakları, caddeleri..ölüler altın takar mı dedik, bergama ya hayır dedik! hortumcu dayı dedik halaylar çektik! nasıl hortumluyorlardı bizi? ne der o ve moğollar?

bankasi-ankasi-nkasi-kasi-asi-si-i..
işte böyle hortumluyolar bizi, bizi sömürüyolar yavaş yavaş inceden inceden farkettirmeden..

alageyik’iyle gitti yüreğimiz uzaklara, ağladık selvi boylum alyazmalım da. sevgi neydi? evet, emekti sevgi! emek vermiyoruz ki hiç birimiz artık. öyle olduk ki hiçbir şeye emek vermiyoruz, ne için yaşadığımızı sorgulamıyoruz, yüzümüze tükürenlere "amin" deyip teşekkür etmediğimizle kalıyoruz. ama bir şeyler yapmalıyız biz di mi?

ağrı dağı efsanesiyle içimize bir ok sapladı sanki! kanadı yüreğimiz..neyin okuydu bu, sevginin oku mu? memleketin oku mu? onları mı hatırlatmaya çalışmış olmalı bizi. biz anladık bunu, yüreğimize işledik, yerleştirdik oraya sıkı sıkı.

2004 te "yürüdük durmadan" hep beraber yürüdük.. çöldeki gökyüzü yle birleştik. içimizde hissettik ıraktaki kanlı vahşeti, katliamı.. yargılanmalarını istedik bush’un, rumsfelt’in powel’ın..küfrettik düzenlerine..

sivas’ta katledildik biz, ne uğruna öldürüldük, konuşanı içeri attılar, atamadıklarını ateş ve dumanla boğdular. ufacık bir çocukken babamın tv karşısında "37 kez daha öldük biz" dediğini nasıl unutabilirim, o zaman bir anlam verememiştim, babam ağlıyor diye ben de ağlamıştım, "üzülme" demiştim ona "hem biz ölmedik ki" demiştim. şimdi çok iyi anlıyorum "ıssızlığın ortasında"yla nasıl da anladım bunu nasıl da hissettim, evet bizdik orda ölenler.. yaşayanlar, öldürenler baki kalıp üstümüze ekşimediler mi zaten??


birdenbire
ates ve duman
feryadi figan
sanki elele
geliyor habire
üstümüze,üstümüze

canlar sazlar
kan oldular
kesildi teller
durdu nefesler
ama hala
dimdik ayakta
ayaktalar

bir ton kendini bilmezin ortalıklara dolaştığı bu zamanlar elbet geçicek ve ozaman işte ıssızlığın ortasında demeyeceğiz, bağırmayacağız ellerimiz yüreğimizde.. di mi?
three hours three hours
annemin birkaç ay evvel mephisto'ya * girdiğinde duyduğu, "ne bu çalan?!" muhabbeti sonrasında eve toprak cd'siyle dönmesi sonucu, özellikle son iki gündür bozkırlarda tozla toprakla uğraşmak, kendi kendime eşinmek istediğimden olsa gerek*, döne döne dinlediğim kendimi iyi hissettiren müzikler için teşekkür etmek istediğim insandır...
poly aka bilirkişi poly aka bilirkişi
zeytinli rock fest 2007 de security olarak çalışırken yorgunluğun ve uykusuzluğun da etkisiyle kendisini bir de gözlüksüz olduğu için tanıyamayıp "giriş kartınız var mı beyfendi ?"sorma gafletinde bulunduğum sert bir şekilde: "var var" cevabını aldığım,sonradan; "lan bu cahit berkay değil miydi?" diye kendime sorup yerlerini dibine girdiğim, konser çıkışı özrümü dileyip "önemli değil kardeşim" cevabını aldığım büyük sanatçı.
(bkz: bu da böyle bir anımdı)
yeşilçam yeşilçam
onlarca filme nefis müzikler yapmış güzel insan. lakin o orjinal kayıtları piyasaya yeniden çıkarmak yerine bugünün kötü enstrümanları ile yeniden yorumlamıştır. halbuki türkan şoray'ın sultan filmine yaptığı o harika müzikler bugün cd'ye aktarılmış olsa çok daha iyi olurdu. ve daha birçok eser var çiçek abbas, selvi boylum al yazmalım, devlerin aşkı gibi.
1 /