çalışmak

1 /
marla singer marla singer
öğrenciyseniz, cumartesi sabahları okkalı küfürler savurmanıza sebebiyet veren eylemdir. okurken gerçekleştirilmesi cidden yorucudur. bünyeyi uykusuz bırakır, düzen altüst olur, öğünler aksatılır. ama maaş alındığında hepsi birden unutulur. "heyt alnımın akıylan çalışıyorum ulan" denilir. bu haz dünyada pek az şeyde hissedilir. kişi yararsız olduğu düşüncesinden uzaklaşır ve kendini bir işe yarıyor olarak görür. emeğinin karşılığını da alıyorsa, keyfine diyecek yoktur.
zagadka zagadka
bir işe yaramak,kendini geliştirmek,hayatına bir anlam katmak.
tamam yatmak güzel,ben de çok seviyorum.ama insan olarak varlığımızla övünebilmek,onu taçlandırabilmek için gelişme ihtiyacı duymalıyız.
ne not için,ne para için,ne karizma için.sadece insan olduğumuzun bilincinde olduğumuz için çalışmalıyız.
boşverin kalan her şeyi,onlar kendiliğinden gelir.tabi eğer insan olursanız.
katinanınelindemakası katinanınelindemakası
zamanını, emeğini, bilgini, becerilerini satmak. bazı insanlar aç kalmamak için, bazıları okuyabilmek için, bazıları da ihtiyacı olmadığı halde işe yaradığını hissetmek için çalışırlar. ağır sanayide vardiyalı çalışan fabrika işçisi, üst katta klimalı odada bilgisayar başında bütün gün oturarak çalışan büro elemanına imrenir, ama büro elemanına sorsan hayalinde belki arkeolog olmak varken, bütün gün o odada kapalı kalmaktan şikayetçidir. çalışırken sabah erkenden sıcacık yatağından kalkıp, buz gibi havada yollara dökülmek ve işten eve evden işe yaşamaktan bıkarsın, iki ay işsiz kalsan artık bi iş bulsam da, şu evden kendimi bi dışarı atsam diye hayıflanırsın. bekarken gezmek eğlenmek, giyinip süslenmek, ailene geçim derdinde destek olmak için çalışırsın, evlendikten sonra koca eline bakmamak yada artık kendini unutup aileni geçindirmek için. bazen bunalıma sokar çalışmak, yoğun stres, patronların müdürlerin baskısı, iş yetiştirememe veya yanlış yapma korkusu, bazı durumlarda ise bunalıma giren kendini işe verir, herşeyi unutup kafayı dağıtmak için. bazı işler insanın ufkunu geliştirir, çok şey öğretir, çevreni genişletir yeni dünyalar tanırsın. bazıları ise bildiğini bile unutturur, dört duvar arasına sıkışıp kalır, patronunun istediği gibi düşünür, onun istediği gibi giyinirsin, ekmek parası diye diye sonunda kendinin bile tanıyamadığı bir insan haline dönüşürsün.
velhasılkelam, çalışmak zorundayız işte, bedava yaşamıyoruz bu dünyada. ne hava bedava, ne su bedava.
tembel tembel
"çalışmak çok zor" demiş birisi, "çalmak ise ahlaksızlık", "bir de dilenmek var ama, onu da ben yapamam." ve eklemiş, "yaşadığım her günde, sorarım kendime, ben neyle yaşıyorum diye." ya ne cevap verse beğenirsiniz, "derim ki: aşk ile yaşıyorum. bilmem daha ne kadar yaşarım."

aşk ile yaşıyormuş. ben de buna bir ayağı çukurda, gözü de toprağa bakıyor derim. yaşadığımız çağ çalışarak yaşamak dışında pek bir yol göstermiyor bize. her allah'ın günü gözümüze sokulan ahlaklı, yararlı, başarılı ve uyumlu insan mitinde çalışmak ile yaşamak neredeyse eş anlamlı olmuş.

çalışmak bu çağın gerçek ve en işlevsel dini olarak inandığımız diğer dinleri çoktan geride bırakmış. kendine ait kitapları da var, peygamberleri de. haftada yaptığımız her saat fazla mesaide hanemize sevap yazdırıyoruz sanki. hacca gider gibi eğitim seminerlerine gidiyor, dönüşte zemzem suyu yerine sertifika getiriyoruz. aylaklıkla, dalgınlıkla, dalgacılıkla geçirdiğimiz her dakika için sol omuzumuzda programlı melek tahtaya bir çentik daha atıyor. kadim kitabeleri inceler gibi bir huşu içinde iş programlarına, süreç çizelgelerine, maliyet analizlerine bakakalıyoruz saatlerce.

insan, ne zaman doğasına aykırı bir durumun içinde bulsa kendini, bunu rasyonalize etmenin yollarını arar. en rahat yollardan biri de mistik ögeler içeren bir paradigma yaratıp ona bağlamaktır kendini. bugün çalışmayı bu derece kutsal kabul ediyor, gözlüklü, tıknaz bir takım yabancı adamlara tanrı gibi tapmanın eşiğinde yaşıyorsak, bu düzenle başa çıkmanın daha iyi bir yolunu bulamadığımızdandır.
juliet juliet
değirmeninizin suyu kendiliğinden akmıyorsa yapmak zorunda olduğunuz şeydir.

evet, çalışmak ve kazanmak lazım. şartlar sizi zorlayıp duruyorsa bir de plan lazım; çünkü yürümek istiyorsanız kesinlikle bir yol çizmeniz gerekecek.

ve zamanla daha verimli, daha pürüzsüz yollar bulmanız icap edecek.

çünkü hedefe daha çabuk ulaşıp dinlenmeye (yaşamaya) da fırsat bulmanız için adeta bir fırsat dedektörü gibi davranmak zorunda kalacaksınız. hayatınızın her gününü çalışarak geçirmek zorunda kalmamanın yolunu bulacak kadar akıl sahibisiniz nasıl olsa.
1 /