call me by your name

sweet child o mine sweet child o mine
filmde bir adet yakışıklı ama subyancı bir eleman, bir adet de ergenliğinin zirvesinde, şeftaliyle bile cinsel ilişkiye girebilecek kadar deneysel bir bebe var. bir de bu bebenin gerçek olamayacak kadar abartılı betimlenmiş anlayışlı ailesi var.
sonrası italyanın muhteşem manzaraları ve muhteşem seçilmiş müziklerden oluşmakta.
içerisinde çok güzel replikler yok değil ama filmi kurtarmaya yetmiyorlar maalesef. ve tüm bunlara rağmen bu film sırf modaya uyduğu için oscar alacak. geçen seneki hiçbir şey anlatamayan, hiçbir görsellik, anlamsallık sunamayan moonlight gibi. bu film yine moonlight'a baka muhteşem kalır tabi orası ayrı. en azından o duygusallığı hissediyorsun subyancı abiyle genç delikanlımız arasında.
puanım 12 üzerinden 7.
lungapausa lungapausa
oscar ödüllerinde, bu seneki pozitif ayrımcılık kontenjanından aday olmuş film. her sene aynı muhabbet, aynı işgüzarlık.

imdb ve metascore puanının bu kadar şişirilmiş olmasına bakmayın. eşcinsellikle ve/ya eşcinsel insanlarla bir alıp veremediğim yok fakat içeriği o kadar boş ki genç oyuncunun performansı ve güzelim italyan kasabasının enfes görüntüsü filmi kurtarmaya yetmemiş. en iyi sahnesi, filmin sonlarına doğru, aşırı geniş bir babanın oğluyla yaptığı üsturuplu konuşma. bu film oscar alırsa, ödülleri farklı bir amaçla verdikleri ayyuka çıkacaktır.
abcd02561 abcd02561
konulu gey porno.
şakalı tanımı bi kenara bırakırsak güzel film. özellikle italya sahneleri ve avrupadaki çokkültürlülük havası çok güzel bu filmde, sanat eseri gibi. mesela woody allen'ın filmlerindeki gibi örneğin midnigt in paris'te nasıl fransız havası ve fransa özelinde avrupa esintileri varsa bu film de italya olanı. konular benzemese de ben bu iki filmi filmin havası ve görüntülerin-sahnelerin seçimi olarak çok benzettim onu da sevmiştim bunu da sevdim. kısaca iki öpüşen erkek görünce kusması gelen kompleksli homofobiklerden değilseniz izlenebilir, eğlenceli, görüntüleri ve müzikleri hatta genel olarak konusu olarak da sanatsal açıdan başarılı diyebileceğim çerezlik bir film. beklentilerinize göre değişmekle birlikte bana göre 6.5/10.
sevgilikatili sevgilikatili
basrolde agzini bi türlü kapatamayan bi cocugun oldugu queer sinema eseridir. bu cocuk icin (bkz: timothee chalamet) aynı zamanda lady bird oynadı diyollar ve evet oynamis sansa gel 2 oscar adayı filmde yer almasiyla gözleri dolduruyor...
-spoi sayılmaz-
uzun bi süre seftali yiyemeyecegim sanırım..
mudri mudri
2017 en iyi filmleri arasında gösterilmiş bir kaç farklı listede. o listelere giren filmleri baştan aşağı izledim. en kötüsü bu filmdi.

eşsinsellikle ile ilgili olmasından dolayıdır ki bir hassasiyet oluşmuş anladığım kadarıyla.

insanlar filmi film olarak değil işlediği konu bazında değerlendirmişler olsa gerek, zira bu kadar beğenilmesinin başka bir açıklaması yok benim açımdan.

filmin çekildiği kasaba mükemmeldi bu arada
orijin orijin
elbette filmin anlatmaya çalıştığı pek çok ders var. ama sonundan çıkarılabilecek olan tek şey; unutulursun kaldırırlar rafa.

bir ilişkiye her iki taraf da derin anlamlar yükleyebilir. aradaki fark bir taraf için bu duyguların geçici, diğeri için kalıcı olmasıdır. hayat böyle bişey işte.
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
''o zamanlar yaptığın gibi, yüzüme bak, göz göze gel ve adınla çağır beni''

ah o elio aracılığıyla yapılan oliver tasvirleri...
ve aşk, bağımlılık, tutku üzerine işlenmiş incelikli üslup.

olay artık konudan çıkıp yazarın üslubuna doğru evriliyor. müthiş bu yönüyle.

aralarındaki çekim, şehvet, tutkunun belki de en iyi işlendiği eserlerden biri olabilir bu kitap.

kitap, gay bir çiftin hikayesini işliyor. bilmeyen muhtemelen call me by your name olarak filminden haberdardır. straight olduğumdan dolayı kitaptaki incelikli dili kendime göre devşirmedim değil. o kadar etkileyici ki okuyup da hissetmek kadar tanımlanabilir olmaz hiç bir söz.

filmi konusunda da bir şeyler söylemek gerek. filmleri her zaman yönetmeninin hayali olarak konumlandırıyorum. hazır bir hayal izliyormuşum gibi. halbuki kitapta kendi hayalimizde istediğimiz gibi canlandırıyoruz karakterleri ve sahneleri. bu yüzden kitaptan alınarak yapılan filmler hiç cezbetmiyor beni. bunda da mutlaka kitabı okunmasını öneriyorum.
baseline baseline
the guardian'ın listesi sonrası aklıma gelen, hakkında ilk izlediğim zaman yazmış olduğum film. paylaşmak istedim.

andre aciman romanı, 2017 luca guadagnino filmi.

90. akademi'de en iyi film ve timothee chalamet' in en iyi erkek oyuncu adayı olduğu film.

daniel day lewis, gary oldman, denzel washington, daniel kaluuya ile aynı ödüle aday olduğu, oynadığı rolde çok başarılı bir oyunculuk sergilediği herkesin kabulü. ben de kendisini tebrik ediyor, diğer adayların performanslarını izlediği için ödülü olur da kazanırsa da kabul etmez diye düşünerek film hakkındaki yorumlarıma dönüyorum.

moonligth balonundan sonra bu filmi izlemeyi erteledim. zaten academi bir oyun ama seviyorum neyse ön yargı ile erteledim izlemeyi, sonra objektif olduğum zamanda filmi izledim.

yönelimler bir filmi tamamen değiştiriyorsa benim için başarısız ki bu film öyle. ama örneğin (bkz: carol) başarılı.

ayrıca; filmde/romanda beni başrol karakterinin 17 yaşında olması rahatsız etti. nereden bakarsam istismar.