can alıcı şiir dizeleri

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR
189
ruh adam
gün senden ışık alsa da bir renge bürünse;
ay secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
her şey silinip kayboluyorken nazarımdan,
yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...
muna
bir perşembe gecesi bu
soğuk her yer buz kesiği...
yılın hatta yılların en soğuk gecesi diyorlar
gercektende buz kesiği
tüm nefesler dondu ..sanki damarlarımda akıp giden kanım bile katılaştı
ve sen..
asıl sen..
öldün!
yokluğa bıraktım seni üç beş kelimede herşey silindi
senin dilinde benim dilimde
gömdük birbirimizi kara birer tabut eşliğinde
öyle gömdük ki senelerin mezarıymışcasına topraklarımız şimdiden çöktü bile
üzerimize ekilen çiçeklerde solmuş bakıyorumda
mezar taşlarımız yosun tutmaya başlamış
ve artık toprağa karışmış bedenlerimiz
tenimin altında hissediyorum soğuğu öyle canımı yakıyor ki
öyle ele geçirdi ki vücüdumu kanımı dondurmaya başladı
ölmedik mi biz..
neden hala canım acıyor soğuktan
topraklarımız bile çöktü
daha ne bu sancı
bitti işte
br cuma gecesi başlayan hastalık aldı canımızı
bir perşembe gecesinde son nefesimizi verdik birbirimizin dilinde
anmaya gerek yok adımızı gömdüğümüz yerde dile gelir
bir kaç dua ederiz ardımızdan..
hastalığın acısı ağırdı ölümün tadı ise soğuk!
bir perşembe gecesi bu
hesaba çekilmenin zamanı
hadi çökün üstüme gömdüm ve gömüldüm
hadi yiyip bitirin bedenimi , bedenini , zihnini , zihimi
hadi silin tüm geçmişi
o sildi ben sildim vazgeçin sizde
ne sokaklarda anımız kalsın ne adımız anılsın es geç rüzgar
azrail aldı bizi
es geç ölüm kokusu kalmasın..
bir cumadan bir öte perşembeye
sadece kalan bir dua artık dilde

ayrılık sonu yazmıştım bunu içimi çok acıtmıştı okuduğumda ve her okuyuşumda..
mayakovsky
dağ başını efkâr almış
gümüş dere durmaz ağlar
gözyaşından kana kesmiş gözlerim
ben ağlarım çayır ağlar çimen ağlar
ağlar ağlar cihan ağlar
mızıkalar iniler ırlam ırlam dövülür
altmış üç ilimiz altmış üç yetim
yıllar gelir geçer kuşlar gelir geçer
her geçen seni bizden parça parça götürür
mustafa'm mustafa kemal'im

diz dövdüm
gözlerim şavkı aktı sakarya'nın suyuna
sakarya'nın suları nâmın söyleşir
hemşehrim sakarya öksüz sakarya
ankara'dan uçan kuşlar
kemal'im der günler günü çağrışır
kahrolur bulutlara karışır
gök bulut yaşmak bulut
uca dağlar dev boyunlu morca dağlar
divan durmuş bekleşir
mustafa'm mustafa kemal'im

nasıl böyle varıp geldin hoşgeldin
çıngı kaymış yalazlanmış gözlerin
şol yüzünde güneş südü sıcaklık
ellerinden öperim mustafa kemal
senin dalın yaprağın biz senin fidanların
biz bunları yapmadık
sen elbette bilirsin bilirsin mustafa kemal
elsiz ayaksız bir yeşil yılan
yaptıklarını yıkıyorlar mustafa kemal
hani bir vakitler kubilay'ı kestiler
çün buyurdun kesenleri astılar
sen uyudun asılanlar dirildi
mustafa'm mustafa kemal'im


karalar kuşanmış karadeniz akmam diyor
dokunmayın ağlamaktan bıkmam diyor
bu gece kıyamet gecesi bu vapur bandırma vapuru
yattığı yer nur olsun mustafa kemal
ben ölümden korkmam diyor
korkmam diyen dilleri toz oldu toprak oldu
değirmen döndü dolandı yıllar oldu
bir kusur işledik bağışlar mı kimbilir
o bize öğretmedi kazan kaldırmasını
günahı vebali öğretenin boynuna
erdirip oldurana ana avrat sövmesini
yüreğim kırıldı kanım kurudu
var git karadeniz var git başımdan
mızıka çalındı düğün mü sandın
bir yol koyup gideni gelir mi sandın
mustafa'm mustafa kemal'im

ankara'nın taşına bak
tut ki baktım uzar gider efkârım
çayır ağlar çimen ağlar ben ağlarım
gözlerimin yaşına bak
ankara kalesi'nde rasattepe'de
bir akça şahan gezer dolanır
yaşın yaşın mezarını aranır
şu dünyanın işine bak
mustafa'm mustafa kemal'im


attila ilhan
hayatseninnabersorunaiyilikdediğimkadaryalan
yusuf olmaksa muradın ya da züleyha; korkmayacaksın ölümden
ölümün ayrılık değil kavuşmak olduğunu bileceksin
dünyaya kafa tutacaksın tek başına
yandaş yoldaş aramayacaksın
bir allah'ına bir kendine güveneceksin sadece
yol arkadaşın terk etse bile seni yarı yolda
aşkına sahip çıkacaksın sonuna kadar
tek başıma taşıyamam demeyeceksin
ölünceye kadar taşıyacaksın şerefle
karşılık beklemeyeceksin
sevmek olacak tek amacın
sevilmemişsin ne fark eder
ayıplanmaktan korkmayacaksın
sevgini gurur madalyası olarak taşıyacaksın göğsünde kim ne derse desin
sevgin için zindana atılmayı da attırmayı da göze alacaksın
karanlıklar sırdaşın böcekler yoldaşın olacak
bileceksin sonunda ayrılık olduğunu
isyan etmeyeceksin vuslat beklemeyeceksin
zaman ve mekan sizi ayıramayacak
nerede olursan ol her daim sevdiğinin yanında olacaksın
üzüntüsüne üzülecek sevincine sevineceksin
sanma ki beraber olmak için yan yana olmak lazım
gönüller beraberse mesafenin ne önemi var!
gönül gözüyle görecek duyacaksın
gönül diliyle konuşacaksın
bilmez misin gönlü kainat bile kuşatamaz dar gelir
gönül dilinden anlamam konuşamam dayanamam bu çileye karşılıksız hiçbir şey veremem diyorsan; talip olmayacaksın yusufluğa
yusuf olmak için yusuf gibi yürek gerek gönül gerek iman gerek
züleyha değilsen eğer peşine düşmeyeceksin yusufların
kendi ayarında birini seveceksin ki mutlu olasın
her babayiğidin harcı değildir yusufluk ve her kadının harcı değildir yusuf yüreklileri taşıyabilmek layık olabilmek züleyha olabilmek!
whatarewelivingfor
üç kere üç dokuz eder
bilirsin
birin karesi birdir
karekökü de
bilirsin
'mutlu aşk yoktur'
bilirsin
ama baharda ya da dışarda
sonsuz göğün altında
aşkın aşkla çarpımı
garip bir şekilde
hep sonsuzluktur
karekökü de yoktur.

turgut uyar
bişri hafi
çocuktum..
hep kardan adamlar süslerdi düşlerimi
büyüdüm..
hep kandan adamlar oydular yüreğimi

çocuktum..
hep ölümsüz aşkları okurdum masallarda
büyüdüm..
ne aşklar satıldı o körkütük masalarda

çocuktum..
şerefti itibardı bütün kapıları açan anahtar
büyüdüm..
hiçbir güç tanımadım para kadar

çocuktum..
saçlarından yakalardım ümitleri
büyüdüm..
ezberledim bütün ihanetleri

çocuktum..
yaşam bir yağmur gibi düşerdi avuçlarıma
büyüdüm..
şimdi hep çocukluğum geliyor aklıma

sakin sen büyüme çocuk!
iron nick
buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
bir teneffüs daha yaşasaydı
tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
devlet dersinde öldürülmüştür

devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
maveraünnehir nereye dökülür?
en arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine'dir

bu ölümü de bastırmak için boynuna mekik oyalı mor
bir yazma bağlayan eski eskici babası yazmıştır:
yani ki onu oyuncakları olduğuna inandırmıştım

o günden böyle asker kaputu giyip gizli bir geyik
yavrusunu emziren gece çamaşırcısı anası yazdırmıştır:
ah ki oğlumun emeğini eline verdiler

arkadaşları zakkumlarla örmüşlerdir şu şiiri:
aldırma 128! intiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında
her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır
bütün sınıf sana çocuk bayramlarındazarfsız kuşlar gönderecek.

ece ayhan
189
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın