cana rakibi handan edersin

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR
tabudeviren
can düşmanı neşeli edersin
benim gibi nevayı ağlatırsın
yabancılarla arkadaşlık etme
bana dünyayı zindan edersin

şeklinde türkçeleştirilebilen (ben yaptım oldu) eser.
choban
gündelik türkçeye uyarlamak yerine, ne anlatılmak istendiğini açıklamayı tercih edeceğim eserdir.

"câna râkîbi hândan edersin". câna, sevgili anlamında. "hândan etmek" ise güldürmek anlamında. fakat, rakîb konusu enteresan. bildiğimiz "rakip", veya "düşman" demek asla değil. çok daha ince bir anlam saklı. eskiden evlerin küçük hanımları, yani hasta olunup yazılabilinecek güzel kızları, yolda sokakta, çarşıda pazarda yalnız dolanmazlarmış. yanlarında bir arkadaşları olurmuş. o arkadaş ki, yaşı küçük hanımdan biraz büyükçe bir nevî arkadaş-dadı rolünde olurmuş. kendisi ile gezer, tozar, eğlendirir bir yandan da yanlış yapmaması gereken konularda kendisine akıl-fikir kaynağı olurmuş. etraftaki tehlikelere ve yazılmaya çalışan delikanlılara karşı da dikkat etmesi de misyonlarından biriymiş. işte bu arkadaş-dadıya eskiden "rakîp" denirmiş efendim. bilmem anlatabildim mi? şarkımızın ilk mısrasında diyor ki : "câna rakibi hândan edersin". yani; sevgilim, canım ben senin yüzünden öyle bir durumdayım ki, şu rakîp olacak cadoloz karı halime gülüyor, "handan oluyor", iş mi şimdi bu, tadında bir serzeniş.

"ben bî nevâyı, giryan edersin". nevâ, ses seda demek. bî neva ise, sessiz, sedasız, sakin, falan anlamına gelmekte. giryan etmek ise ağlamak oluyor. yani diyor ki delikanlı, benim gibi sessiz birini ağlatırsın, inletirsin...

bîgâneler, yabancılar; ünisiyyet etmek ise, arkadaşlık, dostluk kurmak demek oluyor. yabancılarla dostluk etme be güzelim diyor 3. mısrada delikanlı kardeşimiz.

ve ekliyor, bana diyor, cihanı zından edersin. eh bunu da açıklamayalım.
kavalalı
birkaç saat önce arkadaşlar sohbet ederken birden dilime dolanan bir güzellik.
bu güzelliğe şarkı demek haramdır, günahtır sözlük.
bu bir güzelliktir, insanlığa bir katkıdır.
ayrıca müzeyyen senar'ı da rahmetle, minnetle anıyorum efendim.
ruhemican
cana rakibi handan edersin dizesindeki rakib, yazar arkadaşımızın dediği gibi hiç de öyle bakıcı, dadı vesair değildir. divan edebiyatının vazgeçilmez, taşlaşmış bir kişi kadrosu vardır ki bu tüm klasik edebiyat eserlerinde geçerlidir. öyle ki rakib; sevgili, aşık ve zahid ile birlikte bu kadronun demirbaşıdır.

divan edebiyatına haz duymamakla birlikte doğru olduğundan emin olduğum bilgilerim kadarıyla açayım konuyu... rakib, sevgilinin aşığı kıskandırmak için kullandığı bir maşadır. rakib, adı üstünde aşık dışında sevgiliye ilgi duyan bir karakter. fakat rakibi var eden şey onun sevgisi değil, eğer zaten büyük bir aşk duysa o da aşık olurdu. onu var eden şey aşık karakterine rakip olmasıdır. suyu hep sıcak, aşkın ateşini (aşığın sevgiliye duyduğu aşkın ateşi söz konusu burda) ise harlı tutan rakib çok karaktersizdir. bu karakter, aşığın önünde bir sed olmuş, sevgiliye ulaşımı engellemektedir. aşık, sevgiliyi görmek istediğinde hep rakib ile burun buruna gelir, zira sevgilinin önündedir rakib. neyse bu rakibde bir istihza bir alay.. gırladır. "ben sevgiliye yakınım bak aşık efendi sen beni aşıp onu göremiyorsun hahaha asdfs" der rakib.

cana rakibi handan edersine dönersek. "rakibe beni maskara ediyon ulan" demek istiyor aşık sevgiliye. "o rakib ki benim acziyetime hunharca asdfs çekiyor kızım" diyor bir bakıma aşık.

diğer mısralara kısaca değinirsek:
ben bi nevayı giryan edersin yani benim gibi çaresiz adamı ağlatıyorsun demek.

biganelerle ünsiyyet etme ise wowowowow. burada aşık, bu haddi nereden bulduysa? sevigiliye atar yapmış erqen. ipsiz sapsızla görüşmeyeceksin lan! diyor burada aşık.

bana cihanı zindan edersin ise bu çok açık; "dünyamı cehenneme çeviriyorsun nemrudun gızı" diyor burada aşık.

bitirmeden önce söylemeden edemeyeceğim bu şarkıyı müzeyyen senar gerçekten fevkalade bir şekilde icra eder-di. safiye ayla yorumu, nefesine gem vurmuş gibi, senar'ın üslub ve nağme manevralarından yoksun fakat elbette o da şahane. zeki müren yorumu diyemeyeceğim; ki senar yorumu onunkisi de.. fakat hece atlıyor. imale yapılması gereken yeri kestirip atıyor fakat gümbür gümbür okuduğu doğru..
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak ücretsizdir ve yalnızca saniyeler alır. hemen üye olun:

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın