carlos alberto parreira

mosquito hunter mosquito hunter
şu anda brezilya milli takımının başında bulunan 63 yaşındaki ünlü teknik direktör.

2006 almanya dünya kupasında beşinci kez dünya kupasında bir milli takımın başında bulunmakta şu sıralar.

daha önce 1982 dünya kupasında kuveyt, 1990 dünya kupasında birlesik arap emirlikleri, 1994 abd dünya kupasında brezilya, 1998 dünya kupasında suudi arabistan milli takımlarını çalıştırdı.brezilya, o'nun yönetiminde 1994'te 24 yıl aradan sonra dünya kupasının sahibi oldu.

uzun kariyerini genelde milli takımlarda geçirse de 1995- 1996 sezonunda çalıştırdığı - ki şampiyonluğa ulaşmıştı o sezon -fenerbahçe de dahil olmak üzere fluminense, sao paulo, bragantino, internacional, corinthians, metrostars gibi takımlarda da külüp kariyeri bulunmaktadır.
fowler fowler
futbola masörlük yaparak başlamış ve dünya çapında bir teknik direktör olmuştur. demekki ne oldum demiycen ne olucam diycen.

eklenti: brezilya gibi takımı yarı finale bile çıkartamıyorsa masörlüğe geri dönmesi daha olumlu olacaktır.
hansvoralberg hansvoralberg
15 senedir "parerya parerya" diye ortada gezenen türk medyasının, bu dünya kupası boyunca üstüne basa basa "pahğğhğheyira" diye tellafuz ettiği teknik direktör.
screaming in digital screaming in digital
fenerbahçe'yi bir sezon çalıştırmış ve uzun yıllar sonra şampiyon yapmış teknik adamdır. uche-högh ikilisinin ekmeğini çok yemiştir. onların önünde kemalettin şentürk de sert futbolu ile ön libero mevkiinde yıldızlaşmıştır. genelde defansif bir futbol anlayışı vardır. fenerbahçe'den eşinin rahatsızlığı sebebiyle ayrılmıştır.
purepain purepain
gereksiz spor programlarından birinin spikeri kendisine fenerbahçe ne zaman samba yapacak sahada diye bir soru sormuştu adama. o da, ne zaman 11 tane brezilyalı futbolcu sahada olur o zaman fenerbahçe samba yapar diye göt etmişti adamı.
anabacı vokke anabacı vokke
bence günümüz teknik direktörleri iki hocanın çocuğu. birincisi rinus michels, bunlar gegenpressçiler. tiki takacılar da carlos alberto parreira'nın işte...

şimdi futboldan anlamayan ama her haltı bildiğini zanneden zevat "olur mu öyle şey adam tarihin en sıkıcı brezilya'sını kurdu tiki taka ne alaka yaw" diye isyan ettiğini duyar gibiyim. olum 1994'teki brezilya'yı neden kimse sevmemişti biliyor musun? durarak oynuyordu da ondan. ama topu rakibe hiç vermiyordu. tiki taka neydi sevgili yazar? sevgiydi, emekti, topu rakibe hiç vermemekti. yıllar sonra rijkaard bunu müthiş yetenekli bir kadroyla ama durmayarak yapınca o müthiş tiki taka çıktı işte. ama parreira'nın takımları ağır oynuyordu. o yüzden sıkıcı maçlar oluyordu. ama adam dönemin tüm latin futbolunu etkiledi. dönemin tüm ispanya ve portekiz takımları parreira'nın 4-4-2'sini oynuyordu işte. bence günümüz ispanya'sının oynadığı topun temellerini atmış adamdır. eğer ali şen'le papaz olmayıp türkiye'de kalsaydı bugün oynadığımız futbolun çehresini baya değiştireceğini düşünüyorum. türk futbolu sonradan çok tek kanaldan gitti, fatih terim'in hücum pressine takılıp kaldı. parreira'da türkiye'de bir tarz yaratacak kadar kalsaydı daha dengeli bir top oynuyor olabilirdik bugün. bugün türk futbolu dityince herkesin aklına "taktik maktik yok bam bam bam"'ın gelmesinin sebebi bu. biz oyunu o kadar yüksek tempoda oynuyoruz ki bir yerden sonra herkesin yeri kayboluyor sahada. parreira etkisi o işi dengeleyebilirdi işte...

bu arada guardiola'nın hüneri temel olarak bu iki ekolü harmanlayabilmesidir.