casablanca

serpico serpico
bu ara seyrettiğim klasik filmler arasında ikincisi olan film birincisi için gone with the wind.
özellikle eski filmlerde dikkatimi çeken bir şey var. eskiden filmler, sadece aşk meşk filmleri değilmiş. yani rüzgar gibi geçti için de aynı şey söylenilebilir. evet, seyirci dikkati çekilmesi için filmde aşk var ve yine bilmem hangi kasıtla sonunda kavuşulmayan aşklar. ama asıl konu, filmlerin her ikisi için de geçerli bu: arka planda büyük bir savaş ve o savaşın insani acıları da çok ön planda. bir nevi tarih dersi veriyor bu filmler bir yandan. casablanca'nın çekildiği tarih de ikinci dünya savaşıyla yakın olduğundan savaşın iç yüzünü bilmeyen amerikalılar'a başta ve sonra tüm dünyaya insanların ne sıkıntılar çektiğini gösteriyor.
sinema ilk ortaya çıktığında insanlara topluca mesaj gönderebilmek, dert anlatabilmek, tarihi gerçeklere (tabii ki onların çizdiği) insanları tanık edebilmek için bir araçtı. ama bir süre sonra o kadar rağbet gördü ki, bir ticari kuruluşa döndü. ve şimdi özellikle 20 yüzyılın ilk yarısına tekabül eden bu filmleri seyrettiğimiz de konu yüzeyde sadece bir türlü kavuşamayan aşıklar görülse de alttan alta verilen mesajlar malum.
"ben iyi bir sinema izleyicisiyim" diyen herkesin görmesi gereken filmlerden biri.
bu başlıktaki 87 giriyi daha gör