#günlük hayat

yazarları bugün mutlu eden şeyler

prynzm
ihtiyacı olan minikler için başlattığım projenin amacına ulaşması, onların gözlerindeki mutluluğu görmem.
#16690984 numaralı girimde projemden bahsetmiştim. proje kapsamında ağrı'daki bir köy okuluna giden atkı ve bereler bugün minik sahiplerini bulmuş, gözlerindeki mutluluğu görünce hissettiğim mutluluğu kelimelerle ifade edemiyorum.

"mutluluklarını sat bana ey çocuk.
ne kadar şeker istersen veririm sana.
yeter ki uzaklığımı unut.
zamanlığımı reddet.
uzattığım ellerimi geri çevirme ey çocuk.
hile ile üttüğün bilyelerin ardından beni de koştur.
rüzgarı diz çöktür saçlarıma. "




para kazanılan ilk iş

xobscure
oruç tutmak. (dini kullanarak çok kazandım itiraf edeyim. ateistiz ama dini kullanmasını da iyi biliriz.)

çocuktum o zamanlar. tam hatırlamıyorum ama 9 ya da 10 olmam lazım. ramazan ayında babam eğer oruç tutarsan, tuttuğun her gün için 1 milyon veririm demişti. ben de her gün oruç tutmuştum. ramazan sonunda 30 milyon + 20 milyon harçlık toplam 50 milyonum olmuştu. safın önde gideni olduğum için annem beni kandırıp almıştı paramı. çeyrek altın ve kalanına (evet çeyrek altın almamıza rağmen para artmıştı düşünebiliyor musunuz?) sevdiğim abur cuburlardan almıştık. çeyrek altını da üniversiteye gittiğimde verecekti güya amma kim bilir hangi altın gününde yedi altınımı...
neyse işte bu da böyle bir anımdır.

öğretmen olmaktan gurur duymak

prynzm
daha yolun çok başındayım belki. çok fazla bir zorlukla ya da beni yıldıracak bir şey ile karşılaşmadım şimdiye kadar çok şükür. şu an dördüncü yılım ve dönüp baktığımda bir sürü "iyi ki" lerim olduğunu görüyorum.
evet yeri geliyor doluyor ve "yeter artık" deme noktasına geliyorum ama bunların hiçbiri öğrencilerimle ilgili sorunlardan kaynaklanmıyor. onlara bakınca hissettiğim tek şey "umut, sevgi ve saflık". bunu bugün bir kez daha gördüm ve gurur duydum.
çocuklarım henüz çok küçük, en büyüğü 5 bucuk yaşında ve o kadar saflar o kadar gönülden seviyorlar ki bazen büyüdüğümüz için utanç duyuyorum ne ara bu kadar kirlendik diye.
1 ay kadar oldu bir proje başlattık okulda. ihtiyacı olan miniklere velilerimizden onları sıcak tutacak atkı, bere vs örmelerini rica ettik. bu sürece çocuklar da tanık olsunlar annelerine yardım edebilsinler diye de okula çağırıp okulda örmelerine olanak sağladık.
bu hafta atkı ve bereler tamamlandı ve paketi boş göndermeyelim dedik, çocuklardan hediyelerin gideceği arkadaşlarına resim yapmalarını istedim ve "onlara ne söylemek isterdiniz" diye sordum. öyle güzel şeyler çıktı ki gözlerim dolu dolu oldu. bu dünyada hala umut var, o resimlerden ve çocukların mesajlarından bazılarını paylaşmak istedim;

"canım arkadaşım, seni çok seviyorum. hediyenin içindeki şapkayı beğendiysen bir daha yapabilirim. sen mutlu ol diye yaptım."


"üşüyor musunuz? artık üşümeyeceksiniz. eldivenleriniz mi yok, kartopu oynayabiliyor musunuz? kardan adam yapabiliyor musunuz? biz size eldiven örebiliriz. karda dışarı çıkamıyor musunuz? artık çıkabilirsiniz.


"sizi çok seviyorum, keşke hep sizinle olsam. size hep çiçek götürmek istiyorum. siz üşümeyin diye biz atkı bere yaptık. keşke siz hep bizim okulda olsanız."


"sizi çok seviyorum. size resim de gönderebilirim. onlara çok güzel bir atkı vermek isterim. sizin için her şeyi yapabilirim. siz üşümeyin diye atkılar şapkalar örüyoruz."


"siz mutlu olun diye ördük. çok mutlu olun diye. daha çok üşümeyin diye ördük."


"soğuk olduğu zaman bunları takabilirsiniz."


"ben sizi çok seviyorum. sizin için bir sürü atkı şapka ördük. siz mutlu olun diye çok emek verdik. sizi çok seviyoruz. size resimlerimizi yolluyoruz."