#siyaset

1998 doğumlu bebenin milletvekili olması

mordor belediye başkanı
hem okuyup hem çalışmak ya da boş zamanlarında okula gitmek. ne derseniz deyin, bizim gibi geri kalmış toplumlar için pek sağlıklı olmayan bir durum.

- dünkü derse girmemişsin çocuğum, yoklamada yok yazılmışsın.
+ mecliste bütçe görüşmeleri vardı hocam, parti adına konuşmayı ben yaptım.
- otur çocuğum otur. (senin yapacağın bütçenin de konuşmanın da ta amk)

parantez içindeki cümle, hocanın iç sesidir.

liseli cumhurbaşkanı

mordor belediye başkanı
doğal olarak, eğitim seviyesi düşük, sorgulamayan bir teb' a ister.

(bkz: eğitim düzeyi arttıkça oy oranı düşen parti)

anayasanın ilk dört maddesi

mordor belediye başkanı
sanırım "anayasa kutsal bir metin değildir ve hiçbir madde dokunulmaz değildir. ilk dört maddesi de tartışılmalıdır" şeklinde bir açıklaması olmuş bu ak vekil arkadaşın.
aslında uzun zamandan beridir dillendirilen bir şey bu. hatta hatırlayanlar bilir, 1990' lı yılların ikinci yarısında da şevki yılmaz ve onun gibi vekiller vasıtasıyla da sıkça dile getirilmişti bu. sonra 2000' li yılların ortalarında, mağduriyet ayağına ve özgürlükler adına biraz daha yüksek sesle söylenmeye başladı. ve en son birkaç ay önce, hepinizin çok iyi hatırladığı gibi, meclis başkanı benzer bir şey söylemişti.
(bkz: laiklik anayasa metninden çıkarılmalıdır)

bu ülkenin bir bireyi olarak, fikir ve ifade özgürlüğü adına her şeyin ama her şeyin tartışılabilir olmasından yanayım. ancak bunu özellikle, toplumun en gergin olduğu zamanda dillendirmek ve hele de anayasanın ilk 4 maddesi gibi yıllardır toplumun zihninde değiştirilemez olarak yer etmiş ve öyle kabul görmüş bir şeyi her fırsatta dile getirmek ve bunu da özellikle bir kısma karşı olan düşmanlığın ve nefretin dışa vurumu şeklinde yapmak, açıkçası bana ''tartışmaya açalım'' değil de, ''isteseniz de istemeseniz de bunu yapacağız'' gibi geliyor.

değiştirmek istedikleri o ilk 4 maddeyi merak eden, şimdiye dek açıp anayasasına bakmayan varsa, onlar için de şuraya bırakalım o meşhur ilk 4 maddeyi.

madde 1- türkiye devleti bir cumhuriyettir.

madde 2- türkiye cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.

madde 3- türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.
dili türkçedir.
bayrağı; şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
milli marşı istiklal marşı' dır.
başkenti ankara' dır.

madde 4- anayasanın 1. maddesindeki devletin şeklinin cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2. maddesindeki cumhuriyetin nitelikleri ve 3. maddesindeki hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi dahi teklif edilemez.

tabi burada bir de karşımıza anayasanın başlangıç ilkeleri çıkıyor. bi zahmet onu da bulup kısaca göz geçirin artık, çünkü giri çok uzun oldu.

2 nisan 2017 anayasa değişikliği referandumu

arctic fur ve elementium plated exhaust pipe
2010 referandumu ardından ve yetmez ama evet'i gördükten sonra iki ihtimalin de birbirine yakın olduğunu iddia etmek mümkün şu an için. darbecileri yargılayacağız demişlerdi vakti zamanında, devletçiliklerinin yarısı darbecilerle dolu çıktı 6 yıl sonra; kenan evren'in falan yargılanacağını düşünerek evet vermiş mal sürüsü de becerdikleri yargı sistemi ile kalmış oldular böyle, hepimize zarar verdiler yani. biz tarihten ders çıkarmaya niyetli bir toplum değiliz, hiç olmadık.

unutmayın: cumhurbaşkanlığı sisteminin bize ne kazandıracağı hususu hala trene bakan insanlardan fazlasını sunamıyor. 15 yıldır demir yumrukla ülke yönetmiş bir iktidar ne oldu da neyi yapamadı, sorusunun cevabı hala verilemiyor; bir "kandırıldık" türküsüdür devam ediyor, birkaç yıl önce cemaate terörist desen seni linç edecek insanlar. bu nedenlerle, bu işin içinde fitne aramayanın ya aklı yoktur, ya da erdoğancılıktan ölüyordur. bu kadar basittir bu denklem. evet oyu kullanacakları açıkça aşağılayacağımız ve yerden yere vuracağımız aşikardır ve sonunda da "aşağıladığınız için halk böyle yapıyor" demagojisi ile karşı karşıya kalacağımız baştan kokmaktadır. - öte yandan işine gelince kurnaz, işine gelmeyince mazlum halk olan über-ümmetçi kardeşlerimizin ne model olduklarını kestirme konusu halen tartışmaya açıklığını sürdürmekte; erdoğancılıktan başka bir bok bilmeyen "halk" insanının nasıl disiplin edilerek doğru yola itileceği sorusunun cevabına ise yakın duruş dahi sergilemeyecekleri apaçık ortadadır.

kısacası şu deyimi hatırlamak zorundayız: ne ekersen onu biçersin. 2010'da referandumda beraber propaganda yaptığım arkadaşlarım artık ülkeden kaçmış, başka dünyalara göçmüş haldeler. geriye kalan birkaç kişi oturup kavga verecekler bu ülkeyi son bir defa demokratik yollardan kurtarma çabası için. akabinde, bu yobaz sürüsü kendileri bizi asmak ve kesmek için gelecekler, biliyorsunuz. o gün neler olacağını hep beraber göreceğiz ama günü geldiğinde türk veya müslüman olmanız bir işe yaramayacak gözümüzde. celal şengör'ün dediği gibi, kürtlerle anlaşmak kolay; onlar da gidip kendi yobazlarını ve ultranasyonalistlerini ayıklayacaklar eninde sonunda ama öyle veya böyle bu referandum bu ülkenin kaderini belirleyecek.

hatırlatırım: bizler gezi parkından beri düşmanız. sizler işkenceyi, ölümleri meşrulaştırmış bir de yüzsüzce gelip 15 temmuz'da ölen yurttaşlarımız üzerinden propaganda yapma pisliğine bulaşmış oldunuz bir defa. lakin sorulacak bu hesapların sonu sizin anırdığınız gibi idam falan değil, suçlulukları belgelenmiş hırsız, katil, mürit ve teslimiyetçilerin hücrelerde çürümeleri ile son bulacak.

ve hala bu bok çukurundan kurtulma şansımız var, akp'ye oy vermiş ol veya olma; hala bu bataktan çıkabiliriz. referanduma evet veya hayır ver, ne ise; erdoğan'ın işini bilen, işini iyi yapan bir insan olduğu sanrısından kurtulun. türkiye ne kalkındı, ne de gelişti. yaptıkları hiçbir proje gerçekten yerli olmadığı gibi sundukları hiçbir yatırım da yerli sermayeye bir el uzatmış değil. kamu kuruluşlarını bir yıllık karlarına sattı bu adamlar sırf krizlere girmemişiz gibi göstermek için ve hepiniz bunun farkındasınız. okuduğunuz gazetelerin yazarları ya kabataş olayı gibi iftiralar yazıyorlar, ya da doların türk lirası karşısında değer kazanmasını okuyamayacak kadar beyinsiz insanlar. ve hepsinin zamanında fethullah gülen'i yere göğe sığdıramadığı gerçeğinin da farkındasınız.

yapmayın. etmeyin. insan gibi kardeşçe yaşama şansımız hala var. bu türküyü okumaya devam etmeyin. artık kendimizden geçtik, torunlarımızın torunları acı çekmesin diye yazıp çiziyoruz. verilen hasarı kaç jenerasyonda toparlayacağımız hesabı bayağı kabarık.

diyeceğim budur. dursun kenarda, okur birileri belki.

2 nisan 2017 anayasa değişikliği referandumu

can leroy
ysk bu ve 9 nisan için harekete geçtiği gereksiz olay. hedef 2 nisan anayasa değişiklik teklifinin meclis'te 330 oyla kabul edilmesi durumunda başlayacak 60 günlük referandum sürecini yönetecek olan yüksek seçim kuru... hürriyet
devamı