çaykara

crimson crimson
bu dünyada uçuyor gibi hissettiğimiz, bir masalın/rüyanın içindeymiş gibi hissettiğimiz hiç bitmeyecekmiş gibi gelen mutlu anlar vardır elbet. karadeniz'de benim için öyle bir rüyaydı gittiğimde, yeşilin her tonuna sahip etkileyici güzellikte bir cennetti burası da uzuntarla köyü ile birlikte. lakin tekrar gitmek istediğim de; "kalmadı" dediklerinde rüyanın bittiğine inanmak istemedim.

eğer karadenizliyseniz, borçlusunuz. o yeşile, o denize, o çaya borçlusunuz. "adamın dibi" diye ilan edip, bağrınıza bastığınız o adam ve arkasındakiler, dağların bağrındaki ağaçları söktü yerinden. kanserden ölenler yetmemiş gibi, nükleer santral yapmaya kalktı saklı kalan bir güzelliğe. bize sadece "yazıklar olsun" demek düşüyor. karadenizli olmak, boğaz köprüsünde horon oynamakla, yılda bir hamsi festivali düzenlemekle, belinde silah taşımakla bitmiyor. karadenizli olmak o dağlara borçlu olmak demek!


bu başlıktaki 15 giriyi daha gör