çaykara

1 /
solti solti
uzungölün içinde bulunduğu trabzon'un ilçesidir. dağlık ve kayalık bir yapıya sahip olan ilçe, " çaykara" adını solaklı ve yeşilalan derelerinin birleştiği yere yakın taşların arasından çıkan "çaykara suyu"'ndan almıştır.

ilçede evlenme yaşları genelde erkeklerde 20-24, kızlarda 17-20 yaşları arasındadır. evlenen gençler gelir düzeyinin düşük olması nedeniyle genelde ilçeyi terk edip gurbete göç etmektedir. eşler evlilikten önce kısa bir nişanlılık dönemi geçirirler. düğünler genelde basit geçer. düğünü takip eden 7. gün "yedi" diye tabir edilen tören yapılır. düğünlerde kemençe ve kaval gibi mahalli çalgılar eşliğinde horon oynanır.

kaynak: vikipedi
galliani galliani
500 metrelik doğal bir istinad duvarının dibine kurulmuş küçük bir ilçedir. tarım yoktur çünkü iklimi ve arazisi elverişli değildir. yayları muhşemdir, gezilip görülesidir. halnut yaylasına çıkarken kaçkar dağları eteklerinden geçersiniz, 3000 metrede bulutların içinde gibisinizdir. usta şoförünüz yoksa yollara çıkmayın, yükseklik farkından dolayı aracınızda arıza çıkması kuvvetle muhtemeldir. hele bir lazla asla gitmeyin, fotoğraf makinenizin pozlarını ters takıp heyecanla çektiğiniz muhteşem doğa manzaralarınızın içine edebilir. (bkz: sevgili günlük) yedigöller yaylası da vardır, görülmeye değer. sultan murat yaylasının da hakkını verelim. oraları gezerken "bu insanların dedeleri buralara niye yerleşmişler" diye çok düşünürsün, cevap bulamazsın, "lazdır ne yapsa yeridir" diyip geçersin. 9 ay kış 3 ay yaz vardır, baharlar ise hiç uğramaz, köylerinin yolları kışın genellikle kapalıdır. eğitim düzeyi yüksektir, trabzon'da "2 üniversite diploması göstereceğine çaykara nüfusuna kayıtlı olduğun belgeyi göstersen daha iyidir" diye bir laf da vardır. tarım olmadığı için (hayvancılıktan başka ekonomik faaliyet yok, hayvancılık da masraflı oluyor, zira otlatma sezonu görece çok kısa) ebeveynler çocuklarını eğitime yönlendirmişler. bir de şu var, dünyanın 2 cumhurbaşkanı çıkaran tek ilçesidir. biri cevdet sunay, diğeri de enosisçi makarios'tur. ilçelerde bile devlet hastanesi yokken cevdet sunay'ın köyünde (onun torpiliyle) vardır.(kapatıldı mı bilmiyorum).

kaynak: ben
karaborsa karaborsa
orada bir köy var uzakta, gitmesek de, görmesek de o köy bizim köyümüzdür... suları soğuktur; doğası müthiştir; insanı bi acayiptir; bi kere çıkan bir daha geri dönmez acep nedendir?
ebatsi ebatsi
iki dağın arasında kalmış ne gün görmüş nede murad almış trabzonumun çok güzel ilçesi.çaykaralının çoğu istanbulda kalanarıda almanya kıbrıs hatay van ve türkiyenin değişik bölgelerindedir.şöyle bir tabir vardır trabzonda; "ktü den diploman olcağına çaykara yazan nufus kağadın olsun". insanı sıcak ve değişiktir, iklimi pek öyle değildir.4 mevsim beşko(soba) yanar sen ısınırsın.esnaf gece dükkanın önündeki hiçbir şeyi kaldırmaz,hırsızlık tarihe geçmemiştir.(bir çok siyaset ve iş adamı vardır çaykaralı.)yazılacak çok şey var ama çaykaram anlatılmaz yaşanır.

solaklının deresi akıyor çaykaradan
çok şükür allahıma bende ordanım ordan.....
kızıl kurt kızıl kurt
uzungöl gibi bir güzelliği bünyesinde barındıran, trabzon'un ilçesi. ordu'dan önce ana memleketimiz burasıydı. 1. dünya savaşında büyük dedemin dedesinin askerde ermeni'ler tarafından erzurum'da şehit edilmesinden sonra, 2 erkek kardeş, bir annenin bütün geçim masrafları büyük dedemin babasının üzerinde kalmış. para kazanabilmek için ordu'ya gelip madenlerde çalışmış, biriktirdiği paralarla ufak ufak arsalar almış ordu'dan, hala neden trabzon'dan kaçmak istediğine dair kesin bir şey bilmiyorum ama, sanırım ekonomik sıkıntılar ve savaştan dolayı, daha sonradan annesini alıp komple ordu'ya yerleşmiş. yeni memleket olmuş ordu. erkek kardeşleri gelmek istememişler, oda kardeşlerinden bir pay istemeyerek trabzon'daki bütün arsaları onlara bırakmış, sebebini bilmiyorum, ama hala kardeşlerinin torunları yaşıyor çaykara'da, bir kaç sene önceki ziyaretimde her ne kadar uzak akraba bile olsak aynı dededen geldiğimizden dolayı çok samimi davrandılar, sanki yıllarca görüşmeyen torunlar biz değilmişiz gibi. i̇nsan kendini bir garip hissediyor. büyük dedem(dedemin babası) 90 küsür yaşlarında, hala yaşıyor ama hasta, ona kalsa bu yaşadığı eziyet ama erken yaşta vefat etseydi aile tarihimizi bu kadar iyi bilemezdik, iyi ki yaşamışsın dede.
soloma soloma
türkiye'nin en başarılı okullarından zeki bilgi ilkokuluna ev sahipliği yapan trabzon'un ilçesi. öyle özel okul , kolej filan değildir. bildiğiniz devlet okuludur. çaykara'nın dağ köylerinden uzun ve tehlikeli yolları aşıp gelen berrak zekalı çocuklarla, onların yıllar önce geçtiği yollardan geçip bugüne gelen idealist yerel öğretmenlerin birleşiminden ortaya çıkan mucizedir. sınav başarısı yüzde 100 olduğu gibi türkiye'nin geleceğine katkısı da yüzde yüzdür.
fastenyourseatbelt fastenyourseatbelt
sözlükte memleketimi görmenin verdiği mutlulukla başlıyorum.rumca adı kadahor olan denize kiyisi olmasa da trabzonun doğal guzellik açısından en şanslı olan ilçesidir. uzungol (rumca adıyla şerah ) gibi bir nimeti içinde barındırir hele ki yaylarina ne demeli profil fotografimdaki yaylam sultanmurata bulutlara yukardan bakacaginiz nefesin en temizini alacağınız bu güzel memlekete hepinizi beklerim dostlar ve son olarak
ee caykara caykara
4 dagun arasına
güneş almayi ona
camlarun arasina
crimson crimson
bu dünyada uçuyor gibi hissettiğimiz, bir masalın/rüyanın içindeymiş gibi hissettiğimiz hiç bitmeyecekmiş gibi gelen mutlu anlar vardır elbet. karadeniz'de benim için öyle bir rüyaydı gittiğimde, yeşilin her tonuna sahip etkileyici güzellikte bir cennetti burası da uzuntarla köyü ile birlikte. lakin tekrar gitmek istediğim de; "kalmadı" dediklerinde rüyanın bittiğine inanmak istemedim.

eğer karadenizliyseniz, borçlusunuz. o yeşile, o denize, o çaya borçlusunuz. "adamın dibi" diye ilan edip, bağrınıza bastığınız o adam ve arkasındakiler, dağların bağrındaki ağaçları söktü yerinden. kanserden ölenler yetmemiş gibi, nükleer santral yapmaya kalktı saklı kalan bir güzelliğe. bize sadece "yazıklar olsun" demek düşüyor. karadenizli olmak, boğaz köprüsünde horon oynamakla, yılda bir hamsi festivali düzenlemekle, belinde silah taşımakla bitmiyor. karadenizli olmak o dağlara borçlu olmak demek!


soloma soloma
yayla soğuğunda yanan yüzüm, güneşinde soyulan burnum , tozunda akan tertemiz sümüğümsün. nefesimdeki yokuş. kısa bacaklarımdaki bin yıllık patika, arkası görünmeyen ufkumsun. koçuğumda çiseleyen su, kara lastiklerimde batıp çıkan çormaluğumsun. çam ağacımdaki patlamayan sakız, yırtık yamalı cebimdeki debeneğim, meziredeki kıranımsın. sırtında yükü, yükün üstünde kundağı , elinde kerendisi ve tırmığıyla asırlık kadınımsın. kehanım, kazmam, mısır ekmeğimsin. yaralı tasın içindeki koyun sütüm, kazıkasi için vuruşulan kuymağumsun. anagam , dedegam , sılam, özlemi hiç dinmeyen mübarek vatanımsın.
1 /