cehennemde bir mevsim

umut taciri umut taciri
arthur rimbaud


aldanmıyorsam bir zamanlar hayatım,önüne
bütün gönüllerin açıldığı, yoluna bütün şarapların
döküldüğü bir şölendi.
bir akşamdı dizimi oturttum güzelliği-terslik
edecek oldu-iler tutar yerini bırakmadım ben de.
bayrak açtım adalete karşı.
aldım başımı kaçtım. ey büyücüler, size ey
bahtsızlık, ey nefret, hazinem size emanet.
azmettim, söndürdüm içerimde insan ümidi adına
ne varsa. bir yırtıcı hayvan amansızlığıyla atıldım
üzerlerine boğayım diye cümle sevinci.
cellatlara seslendim, ısırayım diye ölürken
mavzerlerin kabzalarını. seslendim salgınlara,
boğsunlar istedim, kan içinde, kum içinde beni. tanrı
bildim musibeti. gırtlağıma kadar battım çamurlara.
cürümün ayazında kurundum. hop oturup hop
kaldırdım çılgınlığı.
bana baharın getirdiği iğrenç bir budala kahkahasıydı.
derken az önce işte, bir de baktım ki kıkırdamak
üzereyim; aklıma eski şölenin anahtarlarını aramak
geldi, dedim belki de yeniden heveslenirim.
hayırmış meğer o anahtarın adı-anlaşıldı ben bir
düşteymişim.
"sen canavar kalacaksın..." falan filan... atıp
tutmaya başladı başıma bu şirin hasırları ören şeytan.
"ölümüne sürsün cümle iştahın, bencilliğin, cümle
bağışlanmaz günahın."

ah, canıma yetti arttı-kuzum şeytan, ne olur daha
bir öfkesiz bakıver de benden yana ufak tefek, yolda
kalmış alçaklıklar vara dursun, sen ki yazarda tasvir,
öğreticilik vergilerinin yokluğuna vurgunsun, senin için
kopardım lanetli gün defterimden bu uğursuz yaprakları.
speculative fiction speculative fiction
...yollarda, kış geceleri, barınaksız, giyeceksiz, azıksızken, bir ses kuşatırdı donmuş yüreğimi:

"güçsüzlük ya da güç: al sana, işte güç. bilmiyorsun nereye gittiğini, bilmiyorsun niçin gittiğini oraya, gir her yere, yanıtla her şeyi. bir ceset olsaydın ancak bu kadar öldürebilirlerdi seni."

sabahleyin bakışım öylesine yitik ve davranışım öylesine ölgün olurdu ki, karşılaştığım insanlar belki de görmezlerdi beni....
asllll asllll
-bayrak açtım adalete karşı.
aldım başımı kaçtım. ey büyücüler, size ey
bahtsızlık, ey nefret, hazinem size emanet.
azmettim, söndürdüm içerimde insan ümidi adına
ne varsa. bir yırtıcı hayvan amansızlığıyla atıldım
üzerlerine boğayım diye cümle sevinci.
cellatlara seslendim, ısırayım diye ölürken
mavzerlerin kabzalarını. seslendim salgınlara,
boğsunlar istedim, kan içinde, kum içinde beni. tanrı
bildim musibeti. gırtlağıma kadar battım çamurlara.
cürümün ayazında kurundum. hop oturup hop
kaldırdım çılgınlığı.

"sen canavar kalacaksın..."
"ölümüne sürsün cümle iştahın, bencilliğin, cümle
bağışlanmaz günahın..."
sanki sana seslenir, sanki kendine seslenir burda rimbaud..
mar adentro mar adentro
"- umut diye bir şey yok
ne de orietur var
bilim ve sabır
ve işkence, istemediğin kadar

yarın diye bir şey yok
bütün korlar atlatsan,
görevdir şimdi,
sizin çoşkunuz.

bulundu yitik
ne? sonsuzluk.
denize eklenmiş güneştir.
sonsuzluk"