cengiz onural

1 /
selam kelamı selam kelamı
klasik kemençe, buzuki, ıslık, solo gitar, klasik gitar, ut çalar bu adam. bir ara tanbur çaldığı bile görülmüştür, yeni türkü'de olduğu dönem aşk yeniden albümünde. incesaz'ın istanbul a dair albümünde yardırmıştır, tam anlamıyla kemale ermiştir.

istanbul'a bir ara gittiğimde ilk işimin stüdyosuna uğramak olduğu, üsküdar evlendirme dairesini arka sokağında fellik fellik ararken bir apartman girişindeki kapı zillerinden birinde ismini görüp "ulen ahanda cengiz onural yazıyo lan obaa hayt" diyerek en üst kattaki stüdyosuna* vardığımda heyecandan kapıyı çalmaya çekindiğim, içerden gördüğüm üzere stüdyosu marmaraya bakan müzisyen, söz yazarı, sanatçı.

(bkz: kuruntu ailesi)
(bkz: süper baba)
(bkz: baba evi)
(bkz: sıcak saatler)
(bkz: ikinci bahar)
(bkz: deli yürek)
(bkz: hayat bağları)
(bkz: ekmek teknesi)
(bkz: sırlar dünyası)
speedy gonzales speedy gonzales
o kim?...

ankara'nın en prestijli müzik mağazasındayım ve "işi müzik" olan genç tezgahtara soruyorum:

- cengiz onural geldi mi?
- o kim??

demek, "o kim?"; buna da şükür; "o ne?" yanıtını da alabilirdim.
belki de:
- çikita muz var mı? demeliydim.

** ** **

geçen gün, yeni türkü 'den incesaz'a kadar gruplardaki; süper baba'dan -baba evi 'ne, ikinci bahar'dan - şubat soğuğu'na kadar pek çok televizyon dizisindeki müziğinin kompozitörü sevgili cengiz onural'dan bir mesaj gelmişti.

bu ülke müzik kültürünün büyük talihi “kalan müzik”ten çıkan yeni albümünü altı dilden duyuruyordu:

cengiz onural'ın albümü "bir nefes hayat" kalan müzik tarafından yayınlandı.
(...)

ve soluğu ülke başkentinin en prestijli müzikevinde alıyordum.
zorlamam sonucu bilgisayar ekranında “cengiz onural” olarak olmasa da “cengiz onursal” olarak kaydını buluyor, sinirli bir tezgahtarla raflar arası uzun bir yolculuktan sonra cicili bicili bir naylon poşetin içinde albümüm, çikita muz satan manavların önünden müzik setime koşuyordum.

ancak görmeye cesaret ettiğin düşler gerçekleşir. belki giyimde, emekte sınıfta kaldık, beslenmede, iletişimde radarsız otoyollara çıktık;

ama bu düş kurmaya engel değildir.
bir gün sıradan bir müzikevinde;
yeni kuşaktan:
cengiz onural, göksel baktagir, muammer ketencoğlu, derya türkan, murat aydemir, şenol filiz, birol yayla, hüsnü şenlendirici, hasan cihat örter, erkan oğur, tahir aydoğdu, halil karaduman, murat salim tokaç, mehmet emin bitmez, bekir reha sağbaş, derya köroğlu, selim atakan, ahmet meter, mutlu torun... diye başlayıp, ihsan özgen'ler, cahit berkay’lara kadar devam eden üstatlardan birisi sorulduğunda:

- o kim?
yanıtını alınmadığında,
"en çok satılanlar" rafında olmasa bile,
“elle konmuş” gibi bulunduğunda;
artık,
kendi müziğimiz dillerde,
kendi müziğimiz emin ellerdedir.
alttan,
kültürüne sahip çıkmış yepyeni bir kuşak gelmekte,
görmeye cesaret edilmiş bir düş daha gerçekleşmektedir...

(bkz: yalçın ergir )
zinzoline zinzoline
önceleri yeni türkü'de yer alan ve çok güzel eserler veren şimdilerde ise incesazda icraatlarına devam eden başarılı sanatçı.
belmonte belmonte
bugüne kadar yaptığı, dizi müziklerini barındıran ve kendi adını taşıyan bir nefes hayat adlı albümünün girişinde kendi kelimeleriyle özetliyor hayatını:

"akademik manada müzik eğitimi görmedim. 1973'de kaybetmeme rağmen daima hayatımın içinde ve en yakın arkadaşım olarak kalan sevgili dedem mir'at ustaoğlu'dan klasik kemençenin ve türk müziği'nin tadını aldım. ataköy ilkokulu'nda okurken şimdi soyadını hatırlayamadığım (beniz affetsin) cengiz öğretmenden mandolin tutmasını öğrendim. 1983 senesinde de itü türk müziği konservatuarı'nda klasik kemençe ustası ihsan özgen beni bir dönem derslerine konuk öğrenci olarak kabul etti.

bunun dışında müziğe dair edindiğim az bir bilgiyi de bu albümde adı geçen müzisyen arkadaşlarımdan edindim. onlar benim hem dostum, hem ustam oldular. bu albümde adı geçmeyen ama müzikle haşır neşir olmamda emekleri geçen kişiler de var elbet. birkaç isim saymak diğerlerine saygısızlık olacak, biliyorum ama müziğin büyüsüyle gözlerimi kamaştıran birkaç kişiyi saymadan edemem. üniversite döneminde kadir şan tarhan, oğuz çimen, sonra da yeni türkü'den ustalarım : derya köroğlu, fuat oburoğlu, murat buket, tuğrul bayrak, selim atakan ve yıllarca sabır ve sevecenlikle kemençe dersleri aldığım ustam mahinur özüstün.

yeni türkü'den 1996'da ayrılıp can arkadaşım bora ebeoğlu ile aria'yı, sevgili kardeşlerim murat eydemir ve derya türkan ile incesaz'ı kurduktan bu yana da ustalarım onlar oldular. bu albüm, bora ile müziklediğimiz ve sayısını unuttuğumuz dizi ve filmlerin bir güldestesidir.

tüm çalışmalarımda bir grup adamı oldum. şimdiye kadar kendi adıma yaptığım iş pek azdır. üretmenin sürecini, hazzını , onurunu paylaşmak bana daha tatlı geldi herhalde. şimdi ilk kez, tam da artık müzik endüstrisi tanım değiştirirken, albüm yapma dönemi sona ererken, kendi adımı taşıyan bir albüm yayınlıyorum. ben ne müzikten usanıyorum, ne de onu her gün yeniden keşfetmekten. belki de çocuklarıma bir hatıra bırakmaktan başka bir sebebim yok.

ne devlet, ne de bir başka kurum veya kişinin himayesinde olmadan bir boş kağıda notalar yazdım, bazen para ettiler ve hayatta kalmayı başardım şimdiye kadar. bunun dünyada, ama özellikle de türkiye'de ne acı bir ilaç olduğunu anlayan kişilere saygı ve sevgilerimi sunuyorum."

cengiz onural
ıslık çalamadığı için metroyu kaçıran adam ıslık çalamadığı için metroyu kaçıran adam
yeni türkü dinleyicisi olmadığım için incesaz'ı dinlemeye başlayana kadar tanımadığım, birçok dizi ve film müziği yaptığını zaman içerisinden öğrendiğim, son zamanların en önemli güfte yazarı, bestecisi, müzik insanı... yeni türkü'nün olmasa mektubun şarkısındaki klasik kemençeyle yapılan ara taksiminin cengiz onural'a ait olduğunu öğrendiğimde bir kez daha hayran olmuştum kendisine. çok aşığın var ve firar gibi eseleri mutlaka dinlenmeli kanaatindeyim. makine mühendisidir kendisi aynı zamanda... seviyorum seni cengiz onural...
cd temizleme bezi cd temizleme bezi
cumartesi gecesi incesaz'ın trt deki programı sonrası arkadaşla şu diyolağa sürüklemiştir bizi.

+ ne pis herif bu ya
- kim, ne oldu?
+ cengiz onural ya
- (anlar hemen olayı) valla ya, derdi ne anlamıyorum ki
+ tam zamanı'yı dinlerken ağlıyodum be..
- ya şarkı değil başka bişey o.
+ hayır bi insan nasıl yapar ki bunu? acaip bi şarkı ya.
- insan değil bu adam. ikinci bahardaki müziklerde de parmağı var. benimle evlenir misin de bu adamın.
+ o da bambaşka zaten.
- bir daha ki konserde kıstıralım bunu
+ tamam, kapıda dururum ben, tam zamanı deyince saldırırız. kendi silahıyla vururuz adamı.
- yapışcam boynuna hıyarın. adam nasıl yazmış ya..
+ bak en son nasıl olur'u çaldılar o da bu herifinmiş. tam dayaklık ya.
- ya hiç düşünmüyo mu bu adam bunları insan dinleyecek insan !

böyle pis adam bu işte. hayır derdin ne niye yazdın bunları, nasıl besteledin ? insan dinleyecek bunları hiç mi düşünmedin ?

"sana ancak böyle şarkılarımla
seslenirim o zaman
kulağın çınlarsa
bari sen anla
başka yolu yok inan"

bak sinirlendim yine.
ben sezar değilim ben sezar değilim
mağaraya gölgesi düşen büyük bestekar.

kimse bilmez yeni türkü'ye can verdiğini, kimse bilmez ince saz'ı kurduğunu, büyüttüğünü, bir kıyamet bestesi olduğunu, zuhal olcay'la beraber çalıştığını albümünü, klasik kemençe'nin yanında çok iyi düzeyde gitar çaldığını... lakin, bilmesek de görmesek de şu kısım çok açık: bu büyük bestekar bizimle aynı havayı solumaktadır. sırf bu bile bir şereftir bizler için.

(bkz: çok seviyo olum ben seni)
1 /