çetin altan

1 /
uykusuz uykusuz
aslında bütün yazılarını 38 sene evvel yazmış olan gazeteci-yazar-eski milletvekili.
kendisi onca senedir bu yazılarını gazetelerde neşretmekte, kalan bol bol boş vaktinde de boğaza karşı balık-rakı eşliğinde sohbetler etmektedir. ah! bir fırsat yakalasak da kendisine katılabilsek..
stocky2001 stocky2001
sohbetini izlemesi bile keyif olan, bir kesim tarafından döneklikle suçlanan hiç bir zaman tam anlaşılamamış, ülkedeki gerçek bir iki aydından biri büyük insan. bir gözünü meclis'te linçle kaybeden,ama gene de doğru bildiklerinden şaşmayan insan.
siyasal görüşünü tasvip etmesem de, yazılarından sonsuz feyz alırım.
dearmarlon dearmarlon
yazarlığın, babadan oğula geçtiği düşüncesini aklıma sokan, oğulları mehmet, ahmet ve bi de son jenerasyon ahmet kızı sanem'le, türk yazınını tekeline almış ailenin babasıdır.
blefescu blefescu
kim ne derse desin ama o yaşadığı sürece hiç bir yazar kendisine köşe yazarı demesin. o yazdığı sürece başkası var olmayacaktır. çünkü hayatın her safhasına dair en güzel formülasyonlar bu yaşlı adamın kaleminin ucundadır. uzun yaşasın, daha çok yazsın, isteğim budur.
all of nothing all of nothing
nihat genç'in, kendisini ve oğullarını zengin sofralarının zangoçu olarak nitelendirdiği, engin bilgiye sahip bir çok kitaba ve köşe yazısına imza atmış şahıs.lakin bu bilgilerini ve tecrübelerini para babaları için değil de halkı için kullanırsa daha bir iyi olur kanısındayım.
hexagram hexagram
sabah kahvaltıların vazgeçilmez sevdası.bir elinde çay bir elinde tuttuğun gazetede çetin altan'ın köşesini okumak. bir hobi haline gelmiştir bazıları için ise fobi haline gelmiştir.islam hakkındaki yorumları hariç,bu ülkede olmuş olayları,ilişkileri en iyi şekilde yorumlayan gazetecidir.üstelik yazıları hiç aklınızdan çıkmaz ve o biraz komik,biraz iğne batıran hatta doşşak geçen yazıları kafanıza kazındığı gibi gülmekten kahvaltanızı yapamaz hale getirir.bundan sanırım 4 ay önce usül kavramı ve yeni gençlerle ilgili;öğütler,dalga geçen yazısı hala kafamdan gitmemiştir.yaptıklarıma ve çevremdekilerin yaptıklarına bakınca hep onun yazısı aklıma geliyor.ne kadar ağır eleştirse de her zaman haklı duruma çıkması da ayrı bir acıdır.kanımca en iyi köşe yazarıdır.ve o meşhur köşe başlığı aklımızdan hiç çıkmaz.

(bkz: şeytanın gör dediği)
panait ıstrati panait ıstrati
bütün hayatını yazıyla kazanmaktan ve yazı yazma işini evrensel ölçülerde kabul edilir olarak yapmaktan haklı bir gurur duyan gazeteci, yazar. türk basın tarihinin anıtlarından biridir. yaşamı, yaşadıkları türk basın tarihi ile birebir örtüşür; iyisiyle, kötüsüyle. 18 yaşında başladığı gazetecilikte kısa zamanda hızlı yükselmiş, bir dönemin yıldızı olmuştur. her ne kadar koyu sol görüşleri var idiyse de (şimdi epey değişmiştir ama dönek demek çok ucuz kaçar) köklü bir aileden gelmektedir ve gerçek bir türk asristokrat ailesinin mensubudur. 1965-1969 dönemi istanbul'dan bağımsız milletvekili seçilmiş, sonradan tip'e geçmiştir. dönemin ünlü aydınlarıyla yön dergisini çıkarmıştır. kendi döneminin en uç, en aykırı görüşlerini dillendirmekten geri kalmamış, en tabu deviren fikirlerini ortaya atanlardan olmuştur. demirel'e olan karşıtlığı o döneme aitttir. komünistler moskovaya sloganının en önde hedeflerinden biridir. hatta o dönemde nazım hikmet hakkında yaptığı bir konuşma sonrası ap milletvekillerinin saldırısına uğramış, meclis'te alenen linç edilmek istenmiştir.anti-komünizmi kendine ana politika yapan ve bundan oy alan parti ve politikacıları asla affetmemiştir. sonradan (70'li yılların sonu ve seksenli yılların başı) görüşlerinde önemli değişimler olmuştur. 40'lı 50'lili yılların emek-sermaye çelişkisinin gelişen teknolojiyle birlikte başat çelişki olmaktan çıktığını savunmuş, liberal denizlere yelken açmıştır. turgut özal ile yakınlığı ve onu desteklemsi bu döneme denk gelir. 90'lı yıllarda flash tv'de yaptığı tartışma programıyla tekrardan gündemde kendine yer bulmuş, nasıl bir kültür ve bilgi havuzu olduğunu ortaya koymuştur.
siyasi yönü bir tarafa, hayatı ve onu iyi geçirmeyi, hakederek yaşamayı kendine dert edinmiştir. sadece gazeteci kimliği ile değil, roman ve oyun yazarlığı ile, müthiş tarih bilgisiyle de birinci sınıf bir aydındır. zamanında bu kadar emek harcadığı ülkesinde polikacıların küçük hesaplarıyla çektiği sıkıntılar elbette ondan bir küskünlük yaratmıştır.
diğer roman ve oyunları yanı sıra "ben milletvekili iken" kitabının bütün okullarda ders kitabı olarak okutulmasını isterdim.
stocky2001 stocky2001
aydın insan. onu döneklikle ya da komünistlikle suçlayıp, yazılarını dahi okumaya tenezzül etmeyen zavallılara iki dakikalaırnı ayırıp okumalarını önerdiğim son yazılarından biri: (bkz: takke düşüp kel göründüğünde, tehditler de artıyor / yazarlar / milliyet gazete milliyet online: milliyet gazetesi'nin günlük uluslarası ve yerel siyasi haberleri, son dakika haberleri, bilim teknik, sinema, müzik, kitap, sağlı... milliyet )
turgon turgon
27 mayıs 1960 ihtilali hakkında bir yazısı, öylesine gözüme çarptı:

büyük gün (çetin altan-27 mayıs 1960-milliyet )

bütün türk vatanperverleri bu muazzam ve şanlı günün sevinci ve heyecanı içindedirler.

çürümüş, sufli politik tertiplerinin şahsi ihtiraslarla türkiye'yi en tehlikeli badirelere, kardeş kavgalarına sürüklemek üzere olduğu bir sırada, türk silahlı kuvvetlerinin medeni bir şekilde devlet idaresine el koymaları ve memleketi karanlık bir akibetten kurtarmaları, tarihimizin büyüklüğüne yakışan mutlu bir hareket olarak, milletimize hür ve insan haklarına uygun yeni ufuklar açmaktadır.

kara ve şüpheli günler selamete ermiş ve türk silahlı kuvvetlerinin şahsında mukedderatına hakim olmuştur.

silahlı kuvvetlerimizi tam zamanında ve üstün bir anlayışla, milletin kaderini, gitmekte olduğu kötü yoldan bir anda aydınlığa çıkarmıştır.

her türlü yalan, baskı ve küçük oyunlardan uzak olarak, kurucu meclis'in koyacağı demokratik prensipler çerçevesinde, yakında serbest seçimlere gidilecektir.

vatandaşların vakur bir anlayışla aynı milletin çocukları olduklarını hatırlamaları, hukuk ve insan haklarının koyduğu esaslar içinde, hür bir memlekette yaşayabilmek için birbirlerine kardeşce davranmaları bugün her zamandan ziyade milli bir vazife olmuştur.

artık hiçbir partinin rozeti kanun dışı bir imtiyazın sembolü olmayacaktır. güzel vatanımızda eşit ve hür olarak insanca yaşamanın saadetini paylaşacağımız dakikalar yakındır.

kinsiz, baskısız ve zindansız kardeşce bir sevginin memleket üzerinde esas saadetini duyuyor ve bu büyük günü candan alkışlıyoruz.

nefretlerin, kıskançlıkların ve ahlaksızlıkların uğursuz bulutları dağılmaktadır. bütün vatandaşların bu yeni devrin kapısından bir tek vücut halinde girmeleri ve her türlü şahsi duyguların üzerinde, memleket menfaatlerini düşünmeleri en kutsal vazife olmuştur.

hakiki hürriyetin saati çalmıştır. atatürk'ün inkilaplarına bağlı olarak demokratik bir memlekette türklüğün şerefine yakışan bir nizamın temelleri atılmaktadır.

yaşasın türk milleti yaşasın türk ordusu...

http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=1480

yorumsuz.......
charlie charlie
'küçücük şeyleri' kalemiyle büyüttüğü kelimelerle görülebilir kılandır;

"en vurdumduymaz görünenlerin, duygusuzluklarıyla en çok övünenlerin bile gönlünde, yitirilmiş bir sevgilinin silueti kımıldar.

ara sıra bir deniz kıyısı, ara sıra yıldızlı bir gece, ara sıra eski tanıdıklardan gelen içtenlik dolu bir mektup, karşınızda bir an için mutluluğun kapılarını açar:

- ah, ne güzel, dersiniz. ah ne iyi, dersiniz.

...

bir kadın bakışına, yaşamını, çek imzalar gibi imzalayabileceği bir tek günü olmamış insan var mıdır?

bunlar küçük şeylerdir. bunlar sık sık anlatılmayan şeylerdir. hatta bunlar, duygulu ve güçsüz görünmemek için, başkalarından saklanan şeylerdir.

dışımızın dili ne kadar katı, kalın ve iddialı olursa olsun; içimizin dilinde sonsuz bir romantizm titrer."

( küçük şeyler/29.07.2002/milliyet )
seko seko
çetin altan geçmişini, fikirlerini satan bir dönek midir ....değil midir.... bilemem... zaten insan zamana ayak uyduruyor .değişiyor ,gelişiyor... bu adamın yaşının yaklaşık çeyreği kadar geçtiğim şu hayattan geriye dönüp baktığımda neleri yazabilirim, ne hakkında insanlara ahkam keserim diyorum belki bir iki anlamsız konu... sonra dönüyorum çetin altan'a ...adam anlatıyor soluklanıyor tekrar anlatıyor... gerekli ya da gereksiz burası da tartışmaya açık lakin seksen yaşında hala aşktan bahseden , elinde sopasıyla çocukları kovalamadan ya da evin baş köşesinde çayını yudumlayan bunak dede olmadan insanlara tecrübelerini bilgi birikimini anlatan bir insan olmayı başardığı için takdir edesim geliyor... ister politik olsun ister apolitik olsun hayatımda yer aldığı için kendimi çok şanslı hissetiğim bir yazar...evet gerçekten yazar...
ferforje ferforje
yazılarında "kadınlı kahkahalı içki sofraları"nın en büyük keyif olduğunu söyler hep.. bu arada bu keyfi yaşayamayan insanlar için üzüntüsünü belirtir bence inceden...

sonunda "ama siz yine de enseyi karartmayın" der ya içimize serper suları, tecrübeyle sabittir ki bu kötü zamanlar dünyanın sonu olmayacak demek oluyor bu ve biz gençler için çok olumlu ve faydalı yazılardır tüm yazıları tüm bunlardan ve fazlasından ötürü...
1 /