ceylan önkol

1 /
nvr ws a crnflk grl nvr ws a crnflk grl
yanı başımızda polis kurşunuyla öldürülen 16 yaşındaki bir çocuk için günlerce yüzbinlerce insanın sokaklara döküldüğü, isyanın anarşizm boyutuna vardığı, komşu ülkelerinin bile öldürülen çocuk için yas tutmaya başladığı bir ülke hatırlıyorum. burnumuzun dibinde bir ülke, yunanistan.

bir de bize bakıyorum, hiçbir büyük gazete haberi doğru düzgün görmemiş bile. gerçi haberi görseler ne olur, bizim sokağa dökülmemiz için ancak çocukluğumuzda uğruna antlar içtiğimiz yüce vatanımızın başına bir şeyler geleceğini düşünmemiz gerekir. paranoyakça olup olmaması hiç farketmez. o çok değerli laikliğimiz elden gidebilir ya da bilumum kutsal kitaplarda detaylarıyla belirtilen sınırlarımız bölünme tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.

çünkü bizim devletimiz güçlü olsundur da milletimiz ne olursa olsundur. aç kalsındır, okuyamasındır, dışlansındır, karnında havan mermisi patlasındır. biz daha darbe şakşakçılığı yapacağız, tayyip'e söveceğiz, kürt açılımını eleştireceğiz, bu kadar derdimizin içinde vücudu ağaçlardan toplanan bir küçük kızla uğraşamayız.

http://taraf.com.tr/makale/7344.htm
v for vendetta v for vendetta
14 yaşında bir çocuk vücuduna havan mermisi isabet etmesi sonucu ölüyor, öldürülüyor.

ne gazeteler, ne televizyonlar kimse bahsetmiyor ceylanın öldüğünden, yetkililer görmezden geliyorlar. gözlerini para ( ımf ) hırsı bürümüş görürler mi küçük bir çocuğun ölüsünü, görmezler. sonra ülke parçalanıyor, birlik için açılımlardan bahsederler. ülke değil, çocuklar parçalanıyor. gazetelerin, televizyonların bu haberi gözümüze, gözümüze sokması gerekirken, ben bu haberi bir gün sonra tesadüfen öğreniyorum. bir ülkenin bundan daha önemli sorunu ne olabilir ki diye düşünüyorum. sonra darwin'e hak veriyorum. hepimiz üç maymunu oynuyoruz. yazıklar olsun…
kim bilir kim bilir
hani derler ya içim geçti, işte o his kapladı ruhumu.

yavrum, daha 14 yaşında.. ne suçu olabilir ki, ne suçu. aklının ucundan geçmemesi gereken, kimsenin aklının ucundan geçmeyecek bir şey bu. insanların yaşadığı yerde roketin füzenin ne işi var.şimdi kim ailesine sabır verebilir ki, parçaları toplanmış ulan parçaları! hangi kanun, hangi yasa, kim kim kim! cesedinin diyorlar ulan ceset mi kalmış! yavrum, parçalanmak demek ne demek, ulan kefenlenecek, yıkanacak ceset yokmuş ortada siz neden bahsediyorsunuz? sayın savcım can güvenliğimden korkuyorum ne demek? sana neden zarar versinler, içleri yanmış ciğerleri yanmış. ama senin hiç kılın bile kıpırdamamış savcım, senin için hiç yanmamış. lanet olsun.
zogo zogo
bu ülkenin bir yerlerinde çocuklar ölüyorsa sudan sebeplerle, çocukluğunu yaşayamıyorsa , küstah işbirlikçi basın gizliyorsa faili meçhulleri hangi demokrasiden hangi açılımdan bahsediyoruz. satılmış basının satılmış siyasetçileri satılmış vicdansız memurları. sizi allaha havale ediyoruz. meydanlarda basbas bağıran osmanlı adaleti diyen milliyetçi parti göstersene adil olduğunu.
rana dalmatina rana dalmatina
birileri susacak mısınız demiş?

evet demişim içimden.

kendimi iş yerinin tuvaletine hapsedip,

ağlamışım.

sesim çıkmadan.

kulaklarım patlayacak gibi olmuş.

çünkü susarak ağlamışım.

demişim.

atsam kendimi şimdi ortaya.

öldünüz mü?

öldürdünüz mü vicdanınızı diye bağırsam.

kimse duymaz beni.

kimse anlamaz.


birileri susacak mısınız demiş?

evet demişim içimden.

ceylan ölmüş.

insanlığımız da.

ama

benim ki yaşıyor sanıyormuşum.

bütün bu duyarsızlığa, sapkınlığa inat

yaşatıyorum diyormuşum hep.

yetmiyormuş ama

sessiz sessiz ağlamak yetmiyormuş.

bu bi acayip düzeni anlamak demek,

delirmek demekmiş.

unutmak demekmiş insanlığı.

vicdanı silip atmak.

adalet herkeslere değil,

sevdiklerimizeymiş bir tek.



birileri susacak mısınız demiş?

evet demişim içimden.

ceylan,

beni affet!

susarak,

sessiz sessiz ağladığım için.

nolur gör içimde çıkarttığım yangını.

ceylan,

beni affet!

susmayı öğretmişler bana.

ama içimi susturamamışlar.

ceylan,

beni affet!
o x u s o x u s
münevver karabulut cinayetinden daha az mı korkunçtur bu çocuğun ölümü?
bir ölümün değer kazanması için illa da 3. sayfa haberi niteliği mi kazanması gereklidir?
nasıl bir duyarsızlık, nasıl bir vurdum duymazlıktır bu insanımızdaki, halkımızdaki, basınımızdaki?
daha da yazacak birşey yok sanırım. yazık.
nikmikyok nikmikyok
ölümüyle arkasında korku dolu, buz gibi bir ülke bırakmış çocuk. kaç gün oldu daha hala çıt yok. buna dahi bir şey yapılamıyorsa, bu dahi politik hesapların çıkarların arasında kaynayıp gidebiliyorsa, buna dahi baş çevrilebiliyorsa çok sikik bir ülke burası be. tüm kahkahalar sinir bozucu, tüm sevinçler yapmacık, tüm ciddi duruşlar sahte herşey boş herşey plastik...
miyawmiyawmiyaw miyawmiyawmiyaw
utanıyorum. cezaevlerinde fare, insan dışkısı yedirilen ya da hastalanıp ölmek üzereyken bi zahmet salıverilen mahkumlardan, 17 yaşında devletçe tehlikeli görülüp yaşı büyütülerek öldürülenlerden, üzerlerine bomba yağdırılan, diri diri yakılan halklardan...midem bulanıyor. kimse görmüyor aziz devletimize bir şey olmasın diye herkes susuyor. birileri hala demokrasiden, insan haklarından bahsediyor. hangi demokrasi, hangi insan hakkı? kötürümüz. insanlığımız kötürümlüğe mahkum. sürünüyoruz. aman ha devletimize bir şey olmasın derken, devletin her yaptığını koşulsuz doğru kabul ederken yerlerde sürünüyoruz. bana dokunmayan yılan bin yaşasın derken birileri ölüyor. ağzımızda bir sakız "devletimiz sağolsun, vatan sağolsun".

boynumuz eğik, sırtımız dönük, gözlerimiz kapalı, kulaklarımız sağır.

devlet nerdesin? peki ya insanlık, sen nerdesin? bizler neredeyiz? duygularımız nerde, vicdanımız nerde, yoksa pek kıymetli fikirlerimiz engel mi acımamıza, ses çıkarmamıza?

"gencecik bir kişinin ölümünden üzüntü duymaktayız" buyurmuşlar. çiğliğinizden iğreniyorum.

affetme bizi ceylan, affetme, sakın affetme.
tashicardi tashicardi
anası'nın ceylanı. kınalı kuzusu. acaba gözlerini açtığı gün dünyaya, sonu'nun böyle olacağını biliyor muydu? biz burda hiç yere paralar saçarken ve televizyon karşısında bir grup insanın boş laflarını izlerken, o hayat'ının böyle sonlanacağını hiç aklına getirmişmiydi. ceylan'ın yaşadığı duyguyu çok merak ediyorum. acaba o mermi ona yaklaşırken duydugu ses neler hissettirmişti ona. bir gün ben de bir tank mermisiyle ölmek istiyorum ey sözlük. üzerime gelirken o korkunç şey, neler hissedeceğim acaba. zamanı durdurup beynimdekileri yazmak ve devam etmek istiyorum geri kalan 1 saniyelik ömrüme. mekanın cennet olsun küçük ceylan.
walking away walking away
katil devlet hesap verecek demek isterdim ama, malesef bu ülkede sadece slogan olarak kalıyor bu söz. nitekim bu dünyadan bir yıldız kıvamında kaydı nice kürt çocuğu, sadece kürt olduğu için. niceleri üzerlerine kurşun yağdıran katillere taş attığı için sürünüyor cezaevlerinde, sadece kürt olduğu için. ama hesap vermiyor katil devlet, katil yargıçların vicdansızlığı, katil adalet sisteminin yardakçılarını ele vermemesi yüzünden. bu yüzden ölen hep katil oluyor, törörist oluyor, kötü çocuk oluyor, kaka oluyor. kürt çocukları da birer birer kayıyor aramızdan, kaymazlar desek bile.

ceylan daha bir çocuktu, hayatının baharında göçüp gitti nice kürt çocuğunun arasına. el sallıyor şimdi gökyüzünden, katillerin suratına, inadına..
illuyanka illuyanka
öldü...
sebebi ne olursa olsun acımasız bir ölümdü bu, daha yaşamadığı, yaşayamadığı, tatmadığı tonla şey varken arkasında koskocaman hayatı bırakarak gözlerini kapadı son kez. diğerlerinden farksızdı, anlamsız bir savaşın ortasında kalan tüm masum çocuklardan... aynı kaderin biraz daha insaflısını yaşayan babasız kalan çocuklardan daha şanssızdı. nihayetinde küçücük bir çocuktu ve arkasında bıraktığı yaşanmamış hayatı ondan çok daha büyüktü. ne olduğuna daha anlam veremeyeceği yaşta bir kavganın kurbanı oldu...
"çocuklar ölmesin, şeker de yiyebilsinler" dizelerini yazanın kemiğini sızlatacak kadar yapay bir içlilikle bu şiiri ekranlarda okuyanlar onun için iki çift kelam etmedi. gerçi etseler ne fark edecekti? samimiyetsizliklerini sahte gözyaşlarıyla süsleyip edecekleri birkaç sözcüktense susmaları yeğdi.
küçücük bir kuş daha uçtu cennete bedeninde iki halkın öfke, kin, uzaklığının izlerini taşıyarak...
umarım son olur!
nikmikyok nikmikyok
gezme ceylan bu dağlarda seni avlarlar, annenden babandan ayrı koyarlar...



batı'nın günahları... henning mankell'in "huzursuz adam" romanında kurt wallander'le diğer bir karakter(fanny) arasında şöyle bir diyalog geçer: "fanny-elli yıl önceydi.... yenisafak
veda anı ve yeni yol... her yolun bir ömrü vardır. yollar yürünür ve biter. yolun uzunluğu ve yolcunun hızı görecelidir, bu biraz da yolun öteki yolcularına bağlıdır. yollar yenisafak
1 /