children of men

1 /
cherryblossomgirl cherryblossomgirl
çok uzun ve çok zor tek plan sahneleriyle hayran bırakmış, görüntü yönetmenliği anlamında oldukça başarılı film. senaryo açısından ise soru işaretleriyle bırakmıştır. yönetmen nedense birçok konunun üstünden çok hızlı geçmiş, bu yüzden sanki bir dizinin orta bölümünü seyretmişiz de bazı şeyleri kaçırmışız hissi vermiştir. genel anlamda izlenmesi gereken bir film.
anosias anosias
yıl 2027. son doğan çocuk 19 yaşındayken ölmüş ve insanların ümitleri tamamen tükenme noktasında. insan ırkının neden kısırlaştığı bilinmiyor. her yerde kaos var, göçmen sorunu var. böyle bir dönemde theo* eski sevgilisi ve çocuğunun annesi julianne moore ve onun büyük sürprizi ile karşılaşır: hamile genç bir kız. bu kızın insanlık için didinen bir grupla buluşabilmesi için theonun yardımına ihtiyaç vardır. macera böyle başlasa da pek zevkli sürmüyor. her ne kadar savaş sahneleri son derece gerçekçi çekilmiş ve ilgi çekici olmuşsa da, filmin senaryosu ve kurgusu tatmin etmiyor. en azından beni ve benimle birlikte izleyenleri tatmin etmedi. hem son derece uzun, hem de bu kadar karanlık sahneler görmek istemiyorsanız vizyondaki başka filmleri tercih edin.
wildboy wildboy
alfonso cuaron'nun ilk defa bu kadar gerçekçi bir şekilde çatışma sahnelerini çekerek, a kalite bir yönetim gösterdiği ilginç bir film. her ne kadar iç karartıcı bir senaryoyla gerçekçi gibi gözükmese de clive owen ve claire-hope ashitey oldukça iyi bir performans göstermiştir. en etkileyici sahne ise ağlayan bebeği görenlerin sevecen gözlerle bebeği izleyip, yaptıkları işi(saklanma, ateş etme vs.) kısa bir süre için bıraklamaları olmuştur.
venom venom
senaryosu kesinlikle eksik olsa da film, daha ilk dakikalarından itibaren vurucu başlamakta.
şu lâf yeterli: "gezegenin en genç insanı, hayranı tarafından öldürüldü."

zaten hikaye, eğer o ruh halini yakalayabilirseniz (düşünün 18 yıldır dünyada tek bir kişi bile doğmuyor, ve millet birbirine girmiş) son sahnelerde sizi salya sümük hale getirebilir.
ayrıca haraketli sahnelerde, hatta çoğu sahnede, sallanarak ilerleyen kamera bayağı rahatsız edici, gereksiz.

film müziklerinde:
king crimson - the court of the crimson king
joe south - hush yer almakta.

(bkz: last one to die please return of the light)
soulforged soulforged
bir bilimkurgu ve distopya fanboyu olarak children of men'den hazzetmemem olanaksız. bu hazzı katbekat arttıran ise alfonso cuaron ve tayfasının hollywood normlarını hiçe sayan uzun süreli el çekimleri, akıcı düzenlemesi, dramatizasyondan uzak 'sade' sinematografisi ve derin alt-metini oldu. şatafata ve görkeme prim vermeyerek ana-akım sinemanın seyircinin gözünü boyamak için kullandığı bu hilelere karşı bir duruş sergilemişler. her ne kadar bu özgünlük eleştirmenlerin ve buffların takdirini kazansa da default sinemasever garipseyecektir*. ben gene de 'farklı' bir film arayan herkese tavsiye ediyorum. uyarlama senaryo, editing, sinematografi dallarında oscara aday gösterilmesi ve imdb'de 146ncı sıraya yerleşmesi de referans noktaları olsun henüz izlememiş olanlara.

theo'nun pek çok kez olanağı varken eline silah almaması; mülteci kampları ve savaş sahnelerinin bosnayı, nazi kamplarını, guantanamoyu, ira cezaevlerini andırması ve tüm hikayenin aslında isa'nın doğumunun alegorisi olması dikkat çeken noktalar. dev domuz balonu ve battersea santrali göndermesi*, michael caine'in karakterini john lennon'a benzer portrelemesi ve hush ve the court of the crimson king'in ost'de yer alması bir rocker olarak daha da sempati beslememi sağladı filme. senaryonun daha derinlemesine irdelenebilecek birçok noktası var ama üşendim şimdi tek tek değinmeye. dvdripi düştü torrente çekin izleyin işte mk. (formal giriye yakışmayan son derece laubali bir bitiş oldu. ciddiyete koyim size bişey olmasın sözlük yazarları)
klasik müzik dinleyen dr lecter klasik müzik dinleyen dr lecter
kaos ve kargaşa içinde bir 2027 yılının hayal edilidiği; iç kararyıcı ingiltere ve lonrda vurgusuyla george orwell'ın 1984 adlı romanını hatırlatan.farklı çekim teknikleriyle (bir sahnede kamera 5 dakika boyunca camındaki kan damlalarıyla çekim yapıyor)insanı şok eden, clive owen'ın başrolünü oynadığı şon derece afallatıcı alfonso cuaron filmi.
drummy drummy
2027 kadar yakın bir tarihte olmasa da 3000 li yıllarda insanoğlunun yaşayacağı büyük sıkıntı, "kısırlığa" ışık tutmuş film.

takvimlerin 2027 yılını gösterdiği dünya üzerinde, nedenleri anlaşılmayan olaylar yaşanmaktadır. son dünyaya gelen bebeğin üzerinden 19 yıl geçmiştir ve insanlık artık üreyememek gibi bir çıkmazla karşı karşıya kalmıştır. ülkenin politik düzenlerini de etkileyen, bir şekilde değişimler yaşanmasına neden olan bu durum, kendini olayların akışına bırakarak çöküşe giden insanların yanında, bu durumun nedenlerini bulmaya çalışan savaşçı ve mücadeleci insanları da yaratır

büyük britanya benimsediği askeri emperyalist yönetimi ile, sınırları içinde herhangi bir kargaşa çıkmasını önleyen, bu nedenle de huzurun halka hüküm sürdüğü bir coğrafyadır. buna karşılık, sınırlarda, bu ülkeye giriş yapmak isteyen bir sürü mültecinin dramı yaşanmaktadır.

theo (clive owen) tüm bu olaylardan kendini soyutlamış bir şekilde, geçmiş yaşantısının eylemci yapısına ters, büyük bir hiçliğin içinde yaşamaktadır. artık eski bir eylemciden bir bürokrata dönüşmüştür. fakat bir gün kaçırılarak kendisini, eski silah arkadaşı ve sevgilisi julian'ın (julianne moore) önünde bulur. julian, mülteci hakları için mücadele eden fish adlı yasa dışı bir örgütün başıdır ve theo'dan, bu mültecilerden biri olan kee'nin tehlikesizce 'insan projesi' adlı bir örgüte ulaştırılabilmesi için gerekli olan kağıtları sağlamasını ister. yardım teklifini kabul edip kee ile birlikte yola çıkan theo'nun, onun aslında dünya için ne kadar değerli bir insan olduğunu anlaması hiç de uzun zaman sürmeyecektir.
film, muhteşem görüntü yönetmenliğine ve 'yuhh bunu nasıl çekmişler!!' diyeceğiniz sahnelere sahip.

her yiğidin harcı olmasa gerek bu sahneleri çekmek. çatışma sahneleri o kadar gerçekçi ki kendini bir anda 4. dünya savaşı’nın içinde hissedebiliyor ve 'abi savaş kötü bişey' derken duyabiliyorsunuz.
yönetmen ve oyuncuları tebrik ediyor ve ayakta alkışlıyorum.
henry gale henry gale
uzun ama bir o kadar da mükemmel sahneleriyle beni kendisine hayran bırakmış, 2006 yapımı, alfonso cuaron un yönettiği film. şimdiden en iyi ilk beş film sıralamama girmiştir.

spoiler
bunlar arabayla giderken yolu kestikleri, motorsikletle gelip julianne mooreu öldürdükleri sahne dört, clive owenın bebeği ve kızı kurtarmak için peşlerinden gittiği sahne altı dakikadan fazladır. böyle görüntü yönetmenliğine can kurban valla.
spoiler
markator markator
---spoiiler---

filmde eski binanın içinde çatışmalar devam ederken çocuğun ağlamaya başlaması ve herkesin susarak onu izlemesi beni benden almıştır. beni benden almıştır da "ulan dünyada çocuk olmuyor bu orospu çocukları hala dan dun çatışıyor" demekten de kendimi alamamışım efendim üzerinize afiyet.

---spoiler---
no more no more
muazzam bir distopya filmidir. clive owen ile julianne moore oynatılmış (unutmamak lazım, michael caine de harika), yetmezmiş gibi alfonso cuaron'un yeteneği ile son yılların en kusursuz senaryosu da gelince voltron oluşmuş. bir de film izletici top 5 listemizin 2 numarası aksiyon (1 numara güzel kadındır, öyledir.) olunca, nasıl anlatsam yani, öyle böyle değil.

internette araba kovalamaç - yakalamaç, adam öldürtmeç sahnelerinin nasıl çekildiğini görebilir, benim kadar cahilseniz şaşabilirsiniz. misal, başlarda kahramanlarımız neş'e ile seyahat ederlerken, arabanın üstünde bir film ekibi çekim yapmakta imiş ve gölge etmedikleri için ihsan eylemelerine gerek kalmamış.

-----spoiler-----

finale 5 dakika filan kala final ötesi bir sahne mevcut.

ağladım ben o sahnede. evet. sanırım dünyada eşim yok. buydu spoiler. evet.

-----spoiler-----


edit: bir de mutluluktan ağlatan soundtrack var. imdb diyor ki:

01. "ruby tuesday"
written by mick jagger and keith richards
performed by franco battiato
courtesy of universal music italia

02. "running the world"
written by jarvis cocker
performed by jarvis cocker

03. "the court of the crimson king"
written by ian mcdonald, peter sinfield
performed by king crimson
from the album "in the court of the crimson king: an observation by king crimson"
published by song bmg
licenced courtesy of robert fripp

04. "bring on the lucie"
written by john lennon
performed by john lennon

05. "hush"
written by joe south
performed by deep purple
courtesy of emi special markets

06. "witness (1 hope)"
written by rodney smith
performed by roots manuva
courtesy of big dada recordings

07. "life in a glasshouse"
written by thom yorke, edward o'brien, jonny greenwood, colin greenwood and philip selway
performed by radiohead
courtesy of emi records

08. "omgyjya switch7"
written by richard d. james
performed by aphex twin
from the album "drukqs" (2001) available on warp records

09. "arbeit macht frei"
written by the libertines
performed by the libertines

10. "anti war dub"
written by digital mystikz
performed by digital mystikz
published by dmz

11. "wait"
written and performed by the kills

12. "sleepy shores"
written by johnny pearson
arranged by michael price
jeg jeg
senaryo ve kurguya çok önem veren bi seyirci olmama rağmen bu filmin sadece çekimleri yetmiştir. kendinizi olayların içinde gibi hissedersiniz.
1 /