chrono trigger

luminaire luminaire
half life 2'den sonra başında her gün 7 (ve fazlası) saat boyunca oturabildiğim tek oyun. bir super nintendo oyunudur. turu icin rpg derler fakat tam olarak dogru degildir.

oyunun en önemli ozelliği ne kadar kasarsanız kasın bir gün içinde bitmemesidir. oyunun sonlarına geldiğimi sanıp da takıldığım bir yerde tam çözüme bakmam sonucu, bana daha yarısında bile olmadığımı göstermiştir.

senaryosunu yazan adam niye film sektöründe çalışmıyor denilebilir.
the tramp the tramp
senaryosu derin ve 13 tane falan sonu olan bir oyun. azımsanmayacak kadar eski oyuncu tarafından gelmiş geçmiş en iyi oyun olarak da gösterilir. muhtemelen başında en çok vakit geçirdiğim oyunlardan biridir. ama bayadır oynamıyorum, uğraşılacak gibi değil. gidiyorsun 500 yılına, sonra 2000lere falan, sonra tarih öncesine sonrasında olay kopuyo. ordan oraya ordan oraya bir şeyler yapıyorsun, kızın kedisini buluyosun sonra adamın tavuğunu yedin diye hapse atıyolar(gerçi her türlü giriyosun o zindana ama), robotu 30 tane robot dövüyor sonra tamir ediyorsun kanka oluyorsun, motosiklet yarışı yapıyorsun. sonra en sonlarda crono kayboluyor bulamıyorsun oyunu öyle bitiriyorsun magus'la. sonra marle ile crono'yu evlendiriyorsun bi sonunda. 7 tane falan sonunu bulmuştum sanırım. ama hala oynayabilirim sanırım bi kaç sene hırs yaparsam. ama uğraşılacak iş değil. ekşi'de bi adam vardı senede bir entry giriyordu bir sonunu daha buldum, yok başka bi sonunu daha buldum diye. bir iki kere bitirin, bir iki sonunu bulun yeter daha fazla sapıtmayın derim.