çiçero

1 /
gunship gunship
elyesa bazna yada ilyas bazna olarak bilinen ikinci dünya savaşının en tehlikeli ajanıdır. savaş sırasında ingiliz büyükelcisi sir hudge knatchbull-hugessen'in sağ koluydu babasının ölümünden sorumlu tuttuğu ingilizlere karşı almanya için casusluk yapmıştır, gizli ingiliz belgelerini korumakta olan kasa anahtarının ingiliz büyük elçi banyo yaparken balmumu ile kalıbını alır ve dökümanların fotoğraflarını çekerek dönemin alman dış işleri bakanı joachim von ribbentrop' a ankaradaki alman konsolos franz von papenvasıtası ile gönderirdi. ancak septik lider hitler çiçero'nun çift taraflı bir ajan olduğundan müttefiklerin fransadan yapacakları çıkartmaya ihtimal vermez ve müttefiklerin overlord adını verdikleri avrupa istasının balkanlardan veya norveç fiyordlarından olacağına inanır.

savaşın son yıllarında ingiliz konsolosun sekreteri nell kapp'ın bir ajan olduğu anlaşılması üzere çiçero korkuya kapılır, casusluk ettiği gizli belgeler sayesinde yaptığı servet ile önce istanbula oradanda arjantine kaçar, çiçero almanlara sattığı her ingiliz dökümanına karşılık 20.000 sterlin alıyordu ancak almanlar savaş süresince ingiliz ekonomisini çökertmek maksadıyla berlinde bir darphane kurmuşlar ve burada birebir sahte ingiliz sterlini basmışlardır ve çiçero gibi pekçok casusa da bu paralar ile ödeme yapmışlardır, beş parasız kalan casus savaşdan sonra almanyaya karşı dava açar ancak çok ufak bir meblağda tazminat alabilen casus, asıl servetini ben çiçeroydum adındaki anılarını stern dergisine satarak kazanmıştır.
sakura sakura
komedyayı, hayatın yansısı, adetlerin görünüşü ve gerçeğin aynasıdır diye tanımlayan, komik tipleri, huysuz, çıkarcı, kuşkucu, övüngeç ve budala olarak sınıflandırmış romalı tiyatrocu.
bona fide bona fide
yakın zamanda erdal beşikçioğlunun başrolde ilyas bazna'nın hayatını oynadığı bir filme konu olmuş şahsiyettir.

hayatını biraz araştırdım da düşünsenize; bir almanlara gidip şu gün d-day olacak diyor! almanlar da buna inanmıyor. ya inanmış olsalardı...
2
bob kelso bob kelso
sinemada başka bir film öncesi fragmanını izledim. çekim kalitesi fragman sahnelerinde çok güzeldi ve bazı sahnelerin havası yabancı sinema tadındaydı. gidip izlenesi.
bona fide bona fide
tarihimizde ve kültürümüzde, türk sineması için o kadar güzel film konusu olabilecek olay var ki. bu film bir kez daha bize bunu göstermiş oldu. fakat bizim milletimiz hala recep ivedik, hala yozgat ve sivas filmlerine gülmeye, gidip seyretmeye devam ediyor. öncelikle bu üzücü durumu belirtmeden geçmek istemedim.

kalan kısım spoiler içerebilir.

----------spoiler uyarısı---------------
öncelikle oyunculuklar iyiydi. fakat sinema olarak hala aksan ve ses montajı sorunumuz olduğu açık.
filmdeki ayrıntılar çok iyiydi. çizgi pijamalı çocuk, casablanca nazireleri çok hoşuma gitti. ayrıca ne güzel swing dansı yaptılar. içimden böyle güzel, aşk ile ve aşık olduğum kızla dans edebillsem diye çok imrendim .bazı konular biraz daha açılabilirdi. mesela o tren sahnesinde şehit isimleri okunurken duygulandık ama bu olay biraz daha ayrıntılandırılsa güzel olurdu. çünkü olayın ne olduğunu anlamadık. yine o sonraki sahte paralar neydi? çocuklar nasıl kurtarıldı, içeriye verilen gaza rağmen nasıl canlı çıktılar açıklamalar yetersizdi. ayrıca filmin kurgu olduğu belirtilmiş. gerçek hikayeden baya uzaklaşılmış. bu güzel bir şey fakat bir kahraman yaratmaya uğraşmak neden. gerçek hikayeye biraz daha sadık kalınabilirdi.
----------spoiler uyarısı---------------

bunlar haricinde film güzeldi. benden 7.0/10 alır.
4
kiropatra kiropatra
ingiliz elçisinin amerikan aksanıyla konuştuğu, almanya büyükelçiliğindeki alman sekreterin oğluna ''kurban olduğu'' film. sen sağlam bir hikaye bul, dekorunu mükemmel inşa et (arya filmindeki korelilerin ankara okulu'nu führercimin ofisi olarak tekrar kullanmaları dışında) ama gel gör ki bizim istanbullu gelin'deki garip ''whazzaaaap nigga'' diyecek gibi elçilikte dolansın. hayır heeeeepsssiiinnniii geçtim, bu ingilizler kendi aralarında neden türkçe konuşuyor?

kurgu sıkıntılıydı bana göre. sıkıldım. aşklarından etkilenmedim. hep bir kasvet vardı ve o sahne geçişleri, müzikleri durduk yere geriyordu.

atatürk'ün odasına girişte hiç beklemediğim bir şekilde ağladım. ama bunun seninle bir alakası yok eminim ki serdarcım. tamamen benim milliyetçiliğimden. :')

burcu biricik çok güzeldin, keşke arada aksanını unutmasaydın. erdal beşikçioğlu'na tek olumsuz kelime edemem, edersem şerefsizim.

genel olarak filmi beğenmedim. ''gitme'' diyen arkadaşımı dinlemediğime pişman olacak kadar mı beğenmedim? yo, hayır. ama tavsiye etmem. hele o dublaj... neyse.

dip not: sayın mustafa uslu beyefendiciğim, nazileri çiçero'nun bitirdiğini ima eder gibi olmuşsunuz sanki gibime geldi biraz hani. başta ingilizler olmak üzere, savaşın içindeki diğer ülkeler, nazi arabalarına sadece umutsuzca taş atıyorlardı sanırım. :') şu ''türklerin taaşaaaanı yiyin'' muhabbetin artık bitse mi?




















2
bebop bebop
çiçero ya para verseler kendi ülkesini de satardı.

bu adam gerçek bi ajan olmadığı gibi, baya bi karaktersizdi.

bir kahramam çıkarmak anlamsız olmuş.
panther panther
hem kurgudan hem de canım amirim erdal beşikçi oğlundan dolayı epey merak ettiğim ama hâlâ gitme fırsatı bulamadığım film.
1 /