çift yarık deneyi

1 /
barrak obama barrak obama
bu deneye göre atom altı parçacıklar dalga hareketi yapar. fakat bilinçli bir şekilde hareketi incelemeye çalışırsanız dalga hareketi tek bir noktaya çöker ve parçacık hareketi yapmaya başlar.
ksilofon ksilofon
tümay yayınlarının eski bir fizik kitabında yazım hatasına kurban gitmiş* deney. lise öğrencisine böyle şakalar yapılmamalı, sonra 3 ay gülüyorlar.
june s damien june s damien
kuantum fiziğinin çıkış noktalarından birisidir. üstteki videonun izlenmesi gerçekten tavsiye sebebidir.

gözlemcinin varolmasının, gözlenecek olayın sonuçlarını etkilediği sonucuna varabiliriz. tabi ki kuantum düzeyinde. büyük cisimler için hala durum aynı... mı?

ağaçtan bir elma kopar. düştüğünü izlersiniz. peki acaba bir ormanda herhangi bir gözlemcinin olmadığı bir yerde de o elma düşer mi? yada bir süre havada kalma ihtimali var mıdır?

daha ilginci, günlük hayatta hatayı kendimizde bulup umursamadığımız olaylardadır. eve girdiniz, anahtarlığınızı sehpanın üstüne telefonun yanına koydunuz. yemek yediniz ve salona geçeceksiniz. gözünüze bir şey takıldı. telefon yok?!?.. bir baktınız telefon şarjda?!? hayır hayır, eminsiniz anahtarı koyarken telefon buradaydı.. yoksa değil miydi? haaaaa doğru ya mutfağa girerken almıştım.. almışımdır.. dizi başladı mı ki?.. ve unutulup gider.

bunlar acaba gerçekten gözlem dışı oluşan, kuantum boyutundan çıkıp büyük nesnelerin süper-pozisyonları olabilir mi?
recai pengül recai pengül
iki kapılı bir duvara doğru yeterince sayıda koşarsam en az bir denemede iki kapıdan birden geçeceğimi tahmin eder bu deneyin sonuçları. şaşmaz bir düzenle işleyen kainatın içinde gelişigüzel olayların olduğunu iddia eden postmodernist fizikçilerin son yumurtasıdır. bu deneyi kullanarak insanları tanrının zar atttığına ikna etmeye çalışırlar.

(bkz: kuantum mekaniği/#1100299)
mutombo mutombo
deney düzeneğimizi hazırlayalım: her seferinde tek bir foton gönderecek derecede zayıf ışık kaynağı, iki adet yarık, bir adet te perde.

ışık kaynağını çalıştırır ve perdeyi gözleriz. mantıken görmemiz gereken şey ışığın tek bir yarıktan geçip perdeyi tek bir nokta etrafında aydınlatmasıdır ama gel gör ki öyle olmuyor. perdeyi gözlediğimizde karanlık ve aydınlık saçaklar görüyoruz ki bu da girişimin somut bir kanıtıdır. iyi de girişim olması için en az iki adet dalga kaynağı gerekmez miydi lan? biz tek bir foton göndermedik mi her seferinde? neyle girişecek zati bir tane var?

tek bir foton girişim yaptı. bu olayı anlamlandırmak için getirilecek tek açıklama şu olacaktır: fotonumuz nasıl yaptıysa, iki yarıktan birden geçip kendisiyle girişim yaptı.

böyle olup olmadığını anlamak için yarıklardan birine parçacık dedektörü koyup deneyi tekrarladığımızda ise sonuç götümüzde bir kırbaç gibi patlıyor. mantıken gözlemlememiz gereken şeyi gözlemliyoruz. foton efendi gibi tek bir yarıktan geçip perde üzerinde tek bir aydınlık çizgi oluşturuyor. burdan da iki sonuç çıkar: ya foton olayı gözlemlemeye çalıştığımızı anlayıp bize ibnelik yaptı, ya da olayı gözlemlemek olay sürecinde bir bozulma yarattı. her ne kadar birinci seçeneğin olduğunu düşünsem de ikinci seçenek üzerinden devam edelim. hımmm, süreci gözlemlemek için yaptığımız etki süreci bozdu he mi?

fotonun hangi yarıktan geçtiğini saptamaya çalışırken çevrede yaptığımız değişiklik, iki yarıktan birden geçme olasılığını(bkz: #5024314 )yok etmiş oldu ve bu yüzden girişim gözleyemedik. gözlem sonucu etkiledi.

yani kuantum ölçekte bir süreç bütün olasılıkları içinde barındırır. lakin sürece yapılan bir etki(gözlem yapmak için foton göndermek gerekir, foton süreci etkiler), süperpozisyonu yok eder. bu da bir olayın sadece sonuçlarını görebileceğimizin, süreci asla tam olarak anlayamayacağımızın göstergesidir. eğer nasıl olduğuna bakmaya çalışırsak olayın içine sıçmış oluruz.
inanna salome inanna salome
insanın aklına elektronların zekasının ve algılama yeteneğinin olduğu düşüncesini getiren ilginç deney.acaba; elektrondan insana kadar her şey, evrensel zekanın bir parçası(burada devreye jung da girer) ve içinde onun özünü mü taşıyor?
gelu gelu
çift yarık deneyiyle ilgili en güzel noktalardan biri, elektronları yarıklara birer birer, seyrek seyrek gönderseniz dahi, perdede dalga desenini görebilecek olmanızdır.

ayrıca bu deneyin daha fantastik versiyonlarında perdenin sabitlenip sabitlenmediği de durumu değiştirir. perdenin sabitlenmemesi, elektronun momentumunu perdeye aktarabilmesi ve bu momentumun düşey bileşeninin perdeyi sağa sola (kaynaktan uzaklaşmayacak şekilde) hareket ettirebilecek olması demektir. eğer bu düşey bileşeni yeterince kesin ölçersek, hangi yönde olduğunu bulabiliriz ve sistemi "gözlemiş" oluruz. dolayısıyla dalga fonksiyonu yine tek bir sonuca doğru çökecektir. bu durumda perdede dalga deseni gözlenmeyecektir çünkü elektronun momentumunun yönü, dolayısıyla da hangi delikten geçtiği bilinmektedir. iki delikten birden geçme durumu söz konusu değildir. perdeyi sabitlediğimiz zaman ise, klasik young deneyinin sonuçları gözlenecektir, yani dalga deseni, belirsizlik, iki delikten birden geçme falan.

şimdi sıkı durun: diyelim ki, deneye perde sabitlenmiş biçimde başlıyoruz ve elektronları gönderiyoruz. deneyden bildiklerimiz bize, elektronların iki delikten birden geçmiş gibi davranıp perdede bir girişim deseni oluşturacağını söylüyor. fakat elektronlar yarıkların hizasından geçer geçmez perdeyi sabitleyen düzeneği serbest bırakıyoruz ve perde oynak hale geliyor. artık sistemi gözlemeye başladık! artık elektronlar perdeye vurur vurmaz hangi yarıktan geçtiklerini söyleyebileceğiz. fakat perde sabitken iki yarıktan birden geçmişlerdi? bu durumda perdeyi serbest bırakarak elektronların geçmişini mi değiştirmiş oluyoruz?

young deneyinin bu hali 1978'de wheeler diye bir bilim adamı tarafından öne sürülmüş. güzel bir düşünce deneyi. açıklama olarak da elektronların klasik değil kuantum parçacıklar olduğu, dolayısıyla "klasik" bir tarih anlayışına tabi tutulamayacakları söyleniyor.
1 /