çıkar

chixculub chixculub
korunması ve kollanması hususunda türkiye dışında hatırı sayılır hiç bir ülkenin müttefiğine bırakmadığı, emanet etmediği dünya üzerinde bir devletin varlığını sürderebilmesi ve sorumlu olduğu halkını zor düşürmemesi için gerekli mihenk taşlarından her biri. yıllarca türk politikacılar gerek osmanlı imparatorluğunun çözülmeye başladığı dönemler olsun gerekse yeni türkiye cumhuriyeti kurulduktan sonra ki dönemde olsun; dış güçler ile aynı ortak çıakrlara sahip oldukları hülyasına kapıldılar, kapılıyorlar ve sanırım kapılmaya devam edecekler.

ikinci dünya savaşı sonrası kurulan nato bünyesinde sürekli en büyük müttefiğimiz ve ortak çıkarlarımızın dağlar kadar olduğu abd bile bugünlerde geçtiğimiz sancılı dönemde hiç de aynı çıkarlara sahip dostane bir müttefik gibi davranmıyor. bunu temel nedeni doğu bloğuna ve onun yayılmacı tutumuna karşı türkiye'nin bir set olarak kullanıldığı gerçeğidir. doğu bloğu ve komünizm tehlikesi ortadan kalktıktan sonra türkiye'nin bu set görevi de bir nevi ortadan kalktığı için olsa gerek daha önceki amerika ziyaretlerinin birinde "staratejik ortak" lafını kullanmamıza karşın kendileri böyle bir ortaklığın mevcut olmadığı yönünde bir açıklama yapmışlardır. değişen(değiştirilen) dünya düzeni içerisinde artık türkiye hala en büyük müttefik ve kendi çıkarının bekçisi olarak bilip saydığı amerika'nın ılımlı islami cumhuriyetler yaratımı projesi olan büyük ortadoğu projesinin gerçekleştirebilmesi için en büyük engellerden birini oluşturduğu gerçeğini daha fazla görmezden gelmemelidir. türkiye cumhuriyeti'nin sahip olduğu rejim en az iran'ın rejimi kadar bu proje önünde büyük engel teşkil ediyor. daha önce liberal partilere yapılan desteğin son on yıldır eskinin milli görüşçü siyasilerine yapılması bu engelin daha önce ırak'a ve afganistan'a yapılan ve iran'a yapılacağı sürekli tasavvur edilen askeri bir çözüm yerine demokratik yollardan yapılmaya çalıştığının bir tezahürüdür. bugün şu noktada abd türkiye'de gerçekleştirmek için uğraştığı değişimin bozulmaması için gerek abd temsilciler meclisinden geçen ermeni tasarısını engellemek aynı zamanda türkiye'nin olası sınır ötesi operasyonunu erteletmek için var gücüyle uğraşıyor diyebiliriz ama türk toplumunda giderek artan milliyetçi militarizm söylemleri amerika'nın planlarını baltalayabilir. eğer kendi meclislerinde bir vekilin de dediği gibi "türkler bugün bağırı çağırır ama bir süre sonra unutur" söylemi gerçekleşir ve yıllarca dillendirilen yaptırımlar sadece fazla tasavvurdan bizim dillerimizi yıpratırsa; bu siyasi krizinden üstesinden gelecek gibi amerika. türkiye'nin artık müttefikler üzerine kurulu olmayan sağlam bir dış politika oluşturması ve uygulamaya koyması gerekmektedir.

umarım geçmişte yaşanan şu örnekte olduğu gibi bir söylem ve dış politika uygulaması yaşamayız gelecekte, sözü eski politikacılarımızdan fuad paşaya veriyorum:

"yabancı müttefiklerimiz içinde en önemlisi ingiltere'dir. dış politikası ve dostluğu, siyasi kurumları denli metindir. ingiltere'ninbize çok büyük hizmet ve yardımları dokunduğu gibi; bundan böyle yapacağı yardımlardan da vazgeçemeyiz. her ne olursa olsun, dünyanın en sabırlı ve metin milletleri olan ingilizler, bizim en önde gelen ve en son(vazgeçeceğimiz) müttefiklerimiz oalcaktır. bendenizce, bab-ı ali'yi ingiltere'nin dostluğundan mahrum görmektense birkaç vilayetimizi elden çıkmış görmek daha iyidir." (1869)*

zamanında yapılmış yukarıdaki açıklmadan "ingiltere"'yi çıkartarak "abd" koyduğumuz va'kit belki de giderek tasalanmamız gerektiğinin farkına varmışsınızdır. bugün zaten bizi müttefik oalrak görmeyen bir devleti neden çıkar koruyucumuz ve müttefikimiz görmemiz gerektiğini artık siyasilerimizin de anlaması buna göre davranmaları gerekiyor. umarım siyasilerimiz ülkemiz ve çıakrlarımız için uzlaşır da referandum olarak halkın önüne gelmeden mecliste halledebilir bu konu. zira o vekilleri niçin seçti bu halk? karar hakalrını kendilerine verdikleri için. eğer bu karar alınmazsa gelecekte, fazla bağımlılıktan yukarıdakine benzer açıklamalar yapacak olan siyasilerimizde olur, kaybedilmiş topraklarımız da.

*gökhan çetinsaya'nın "ismi olup da cismi olmayan kuvvet" ii. abdülhamid'in pan-islamizm politikası üzerine bir deneme adlı yazısından alınmadır.
beybabacan beybabacan
girenlerin toplamıdır aslında.
menfaat arapçadır ama türkçemize * çıkar olarak girmiştir. bakın burada bile bir giren var. bu kadar birbirine zıt olan iki kelime nasıl olmuş da anlam olarak aralarında paslaşmışlar gerçekten enterasan.
sayenizde sayenizde
bilmem ilgili midir ama şöyle bir şey var hatırımda, sanırım prf.dr. nevzat atlığ söylemiş:

<< küçük menfaatler insanları haysiyetsiz eder.
ne olacak sen yedin güllaç, ben yedim bulamaç.
ertesi sabah kalktık, sen de aç ben de aç. >>
secateurs secateurs
insanların olmazsa olmazıdır.
menfaat bitmişse, o insan için herşey bitmiştir o kadar süslemeye gerek yok hepimiz menfaat düşkünü basit canlılarız.
hadi lan ordan demeden iki dakika düşünen her insan bu acizliğini görür de kulak arkası etmeden yaşayamaz işte o da ayrı bi özür. ya da tembelliği seçmenin kolaylığından olsa gerek "insanın özürü" diye nitelemek de işimize geliyor.
rserit rserit
yalnızca insanın yaptığı veya gözettiği bir davranıştır. diğer canlılarda görülmez.

yakın arkadaşınızdan menfaatiniz vardır, anlarım.
samimi olduğunuz hocadan menfaatiniz vardır, anlarım.
ancak ne samimi ne de yakın olduğunuz kişiden işiniz düştüğünde kalkıp bir şeyler istemek çıkarcılıktır. bu tür insanlardan hiç hoşnut olmam.