cinconun bala göte uefa kazanması

sickgod sickgod
sabah ekşi sözlükte, şimdi de burada gördüğüm saçma başlık. bala göte bir de gidip peşine şampiyonlar ligi almış real madrid'i yenip süper kupa aldı. i̇lginçtir o kadro bala göte gidip dünya 3.sü oldu. o kadronun bala göte 4 sene üst üste ligi aldığını belirtmeye de gerek yok. bala göte o kadronun orta sahalarını dönemin prime takımı inter aldı. bala göte teknik direktörü bile italyaya gitti. takip eden sezon şampiyonlar ligi'nde çeyrek final gördü ki bala göte.
plutonun askerleriyiz plutonun askerleriyiz
galatasaraylilar bi̇le "ama bi̇zi̇m uefa kupamiz var" geyi̇ği̇ yaparken di̇ğer kanatlilarin yok bala göte aldi, vay efendi̇m fetöyle kazandi, karşilarina çikan raki̇pler bi̇lmem ki̇mdi̇ fi̇lan deyi̇p uefa kupasini bi̇r türlü unutamamalari oldukça mani̇dar.
kendini ahmet sanan süleyman kendini ahmet sanan süleyman
96-97 şampiyonlar ligi şampiyonu dortmund, 5 ay sonra beşiktaş'a 6 gol atan leed united (o zamanlar liverpool düzeyinde bir takımdı.) ayrıca şampiyonlar ligi gruplarından da o zamanların efsane takımı ac milan'ı eleyerek çıkmıştı gs.

2-3 sene sonra premier lig'i aynı kadroyla namağlup kazanan fransa milli takiminin iskeletini oluşturan arsenal gibi efsane takımları yenerek alınmış bir kupaydi.

aynı yıl içerisinde köy takımı real madrid'i jardel'in golüyle yenip süper kupa'da kazanilmisti. işte hepsi tesadüf puhahahah.
anabacı vokke anabacı vokke
o takımın çok abartıldığını düşünüyorum. çok abartıldığı için ulaşılamaz zirve oldu türk futbolunda. fatih terim dahil kimse daha iyisini yapmak için motive olamadı. ama gelgelelim hayatta periyod dediğiniz şey bala göte değildir. berlin'de hertha berlin'i 4'leyerek başlayan ve arsenal finaliyle biten bir periyot var ortada. bu periyodda 3-4 tane atılan takımların hepsi de iyi takımlardı. hani kimisine kendi evinde atıldı 3-4 tane... hani sadece şu söylenebilir, uefa finalini gayet arsenal de kazanabilirdi. thierry henry'nin kafası yüzde yüz gol mesela. taffarel'in insanüstü bir kurtarışı var orada... ama o periyodda ucu ucuna kazandığı tek maç da arsenal maçıdır galatasaray'ın, o da adı üzerinde final. ama onun dışında iyi takımları hep net skorlarla yendiler. atıyorum ali sami yen'de berabere biten dortmund maçı da galatasaray beraberliğe yattığı için öyle bitti. yoksa dortmund'un tek bir pozisyonu yoktu orada... kuş kafesi yapıp haybeye paslaşmak zorunda bıraktığınız takım da borussia dortmund bu arada. biraz kötü bir dönemlerindeydi ama gene her zamanki gibi geniş ve kaliteli bir kadrosu vardı dortmund'un. yani ortada şans falan yok, gayet yükselerek gelen bir grafik var.

ama şu var, galatasaray iyi değerlendiremedi bu başarıyı. ajax gibi bir ekol olma şansı vardı, onu yapoacak yönetimsel başarıyı gösteremedi. bir de şunun sorgulanması lazım tabi, galatasaray bütün ekonomik kaynaklarını 2000 yılına geldiğinde tüketmişti. dolayısıyla o kadro yağmalanacaktı. dolayısıyla senede 1-2'şer o kadroyu satıp, iyi takviyelerle başarıyı sürekli kılma şansları da olmadı. o parasızlıkta bir de gittiler jardel'e 20 nilyon dolar verdiler. böyle bir akılsızlıktan bahsediyorum...