cinemaximum

1 /
buckethead buckethead
tekirdağ tekira avm şubesi seans iptal olduğunda internet sitesine yansıtmayan yarrak kafalı çalışanlara sahiptir.

internetten seanslara bakılır, 18.15 seansı uygun görülür, yarım saat kala sinemaya gidilir.
(b: ben, sçgk: sinemada çalışan gerzek karı)

b: ... filminin 18.15 seansına 2 bilet alabilir miyim?
sçgk: efendim, tadilatta şu an orası.
b: -iç ses- yapacağınız işin...
sçgk: isterseniz 21.15 seansını bekleyin, belki açılır salon. -önerini sikeyim-
b: ... neyse, teşekkürler.

sonuç olarak arayın nolur nolmaz, terlemeyin bu sıcakta.
anarchistrockstar anarchistrockstar
istanbul akbatı avym'dekine kesinlikle gitmemenizi önerdiğim sinemalar grubudur.
başka film olsa sikimde değil de, the dark knight rises'da bir anda görüntü gitti. film arası mı lan falan derken ışıklar yanmayınca bir bokluk olduğunu anladık. işıklar yanmadı derken bildiğimiz aydınlatma yanmadı, yoksa herhangi bir elektrik kesintisi vs. söz konusu değil.
makinalar da bozulur elbet, birazdan devam ederiz keyfimize derken görüntü geldi. lakin gelen görüntüdeki sahneler ile görüntü gittiğindeki sahne arasında muhtemelen beklediğimiz süre kadar fark vardı. bu normal bir şey midir, kesintinin olduğu yere dönülemez miydi bilemiyorum ama böyle bir şeyin yaşınmış olması bile çileden çıkarıcı.
ikinci bir olay da alt yazının sapıtmasıydı. filmin en baba muhabbetinin geçtiği anda alt yazılar ekranda 3 kere tur attı ve perdenin üstüne yerleşiverdi. tabi üst satır yok, sadece alt satırları görebiliyoruz.
ha bu arada ses sistemi mi yoksa sesi ayarlayan arkadaşlar mı bozuk bilmiyorum; lakin silah sesleri kulak yırtıyor, konuşmalar da boğukluktan anlaşılmıyordu.
neyse altyazı da bir 15 dakika sonra düzeldi tabi ama " ne diyolar lan?" diye kulak kesilmem bütün herkesi şaşırtmış olacak ki millet bir de bana güldü o arada.

böyle bir deneyim yaşadım yani. önemli filmlerden keyif almak istiyorsanız tercih etmeyin.
these pretzels are making me thirsty these pretzels are making me thirsty
bugün mavişehir egepark'ta gişedeki kadın ile turkcell'in profesyoneller kulübü sinema kampanyası hakkında konuşurken kampanyanın saat 17:00'den sonra başladığını öğrendim, teşekkür edip sıradan çıkıyordum ki cinemaximum üniformalı bir başka kadın yanımıza yanaştı ve '15 dakikanız varsa bir anket yapacağız ve sonrasında bedava sinema bileti kazanabilirsiniz' dedi.
15 dakika sonunda elimizde %50 indirimli almaya çalışırken bedavaya getirdiğimiz biletlerimiz vardı.

bu sıralar insanların sinema alışkanlıkları ile ilgili anket yapıp üzerine bedava bilet veren şirket.
bakışsız bir kedi kara bakışsız bir kedi kara
yeni uygulamaya koydukları bir sistem sonrası, filmden önce 7 ile 15 dakika boyunca reklam izletme uygulaması yapacak olan firmaymış; fakat biz tam 30 dakika boyunca reklam izledik. evet izletmediler, izledik. bir salon dolusu insan 30 dakika reklam izledik ve ben film başlarsa diye tereddüd ede ede 20 dakikanın sonunda gidip sorabildim.koskoca salonda 2 kişi bunu sorguladı. sinemanın tüm büyüsünü mahvetmişler. sinema salonuna girersiniz ve 7-8 dakikayı aşmamak kaydıyla reklam, fragman vs. izlemeyi kabul edersiniz ama 30 dakika gibi abartı bir rakamda neyin nesidir.
tutarsız tutarsız
hayatımda 2-3 kere sinemaya gitmiştim küçükken. geçenlerde cevahir alış veriş merkezinde arkadaşla gittik bu amına kodumun yerine. ulan hayvan herifler yarım saat reklam izlettirdiler, abartmıyorum yarım saat saçma sapan reklamlar izlettirdiler. bilmiyorum bütün sinemalarda diğer ülkelerde de böyle mi? şu amına koduğumun memleketinde hiç bir şey mi düzgün olmaz arkadaş. zaten benim neyime sinemaya gitmek indirsene torrentten
yandım yandım
üç arkadaş olarak sinema biletine otuz lira , mısır-cola-su üçgenine 50 lira alan sinema salonu ya da amiyane tabirle kazıklama merkezidir.

diğer şehirleri bilmiyorum ama erzurum'da bu bizzat böyledir. her şeyi geçtim ama elli kuruşa satılan suyu üç liraya satmak harbiden ayıptır.
smoker smoker
öğrenci düşmanı, sinema keyfini tekelleştirmeye çalışan zincir. pahalı sinema biletleri, astronomik fiyatlarda yiyecek içecek satışı ve zorla maximum kredi kartı almaya iten kampanyalar. artık sırt çantasıyla gitmek farz olduğundan, biramı mısırımı dışarıdan alıyorum böylece kendimi bir nevi tatmin etmiş oluyorum.
bisikletten düşüp elimi yardım ağladım bisikletten düşüp elimi yardım ağladım
bir kaç kelam etmek istiyorum bu sözde "kaliteli" işletmeler bütünü için.

hatırlıyorum, eskiden ankamall afm vardı. sinemaya gitmek istediğim zaman orada girerdim filme. bunun da yegane etkisi kaliteli yönetimi ve bende heyecan uyandıran iç dekor-salon tasarımı olurdu.

afm - mars entertainment group ortaklığından sonra cinebonus'un yerine çıktı bu cinemaximum. artık yöneticiler mi değişti ne oldu bilmiyorum ama eskiden pahalı da olsa kaliteli hizmet veren cinebonus, cinemaximum'a dönüştükten sonra yine pahalı ama kalitesiz hizmet vermeye başladı.

şöyle ki, sinema görsev, işitsel ve izlenen yerin atmosferine bağlı olarak bir bütündür. pc de 480p'de sinema izlediğini sanan dangalakları bir kenara bırakırsak, birçok kişi sırf o atmosferin içine girebilmek için gidiyor sinemaya.

cinemaximum ise bu atmosferi sadece lobi tasarımında düzgün becerebiliyor. lobiden salona girdiğinizde malesef o ambians kayboluyor. örneğin;

- seans arasında yetişmeyen temizlik.
- havalandırmaların bir türlü çalışmaması.
- havalandırma yetersiz olduğu için havada resmen asılı kalan ter - mısır yağı kokusu.
- katlanan koltukların aksamının bozulması.
- patlamış mısır tanelerinin üzerine oturmak zorunda kalmak.
- çoğu seansta karşılaştığım, projeksiyon ampüllerinin yetersiz olması. filmi resmen düşük kontrast ayarlarında izliyorsunuz.
- yine bir çok filmde gördüğüm sesin yeterli olmaması veya surround'un hissedilmemesi.
- hatalı salon tasarımları. örneğin cepa'daki salonlarda perde salonun sol tarafında. koltuklar ise bu duruma uygun olarak açılandırılmış değil. eskaza yanlardan koltuk alırsanız boynunuz kopabiliyor.

bütün bunlardan daha elim ve daha vahim olmak üzere; belki de beni en çok rahatsız eden şey merdiven ışıkları. bu merdiven ışıkları merdivenlerin üzerine lap diye yapıştırıldığı için bütün ışıklarını etrafa, dolayısıyla perdeye yansıtıyor. bütün filmi resmen kırmızı bir perdenin arkasından izliyorsunuz. bilmeyenler için; bu perdeler gümüş kullanılarak dokunur ve en ufak ışığı bile size yansıtmaya meyillidir.

bu kadar şikayetten sonra, gerek twitter gerek mail yoluyla iletişime geçtiğinizde ise bu şikayetlerin her biri için bir kulp, size de bir kapak takabiliyorlar:

şikayet: "projeksiyon ışıklarınız çok yetersiz. filmdeki beyaz bölgeleri algılayamıyoruz bile.
cevap: projeksiyon ışıklarını siz izleyicilerimizi rahatsız etmemek adına belli bir seviyede tutuyoruz." (oy canum)

şikayet: "merdiven ışıkları perdeye yansıyor. filmi kırmızı bir perde arkasından izliyor gibi oluyoruz. tasarımlarınızı değiştirin lütfen."
cevap: "güvenlik önlemleri sebebiyle kısık ta olsa merdiven ışıkları açık tutmak durumundayız:("

bah bah bah hele bah. sonuna ağlayan surat koymuşlar bir de. yani diyor ki, güvenlik sebebiyle öyle, sen ne anlarsın be salak?

bir de amour'u vizyona almayıp, laz vampir tirakula'yı 3 haftaya yakın vizyonda tutmaları var ki, diyecek bir şey yok. bilet fiyatı 6 lira olan cinetech torium, her alanda ellerine verir.
spesalutis spesalutis
fiyatlar konusunda uçmanın ötesine geçmiş verdiğiniz para nedeniyle gönül rahatlığıyla film izleyememenize neden olan sinemadır kendisi.

daha dün bir filme gidelim dedik arkadaşla. 2 kişi ödediğimiz fiyat 40 tl. böyle bir saçmalık olamaz. bu parayı ödetip bir de utanmadan 19.95 tl mısır ve içecek satmaya çalışıyorlar. bundan böyle kapısından bile geçmeyeceğim. zaten bu gidişle sinemaya da gitmeyi düşünmüyorum. gidip orjinal dvd alır evimde marketten aldığım yiyecekleri mis gibi yerken ayaklarımı uzatıp keyifle filmimi izlerim daha iyi. daha ucuza geleceğine eminim bu keyifin. sonra da ülkemizde korsan çok fazla diye ötüyorlar. ulen önce bir nedenini araştırın. 5-10 tl yaptınız da millet mi gitmedi. 4 kişilik bir çekirdek aile gitmeye kalksa minimum 80 tl harcanması gerekecek. buna yeme içme ve yol parası da dahil değil. uzun bir süre sinemaya gitmeyi düşünmüyorum cimrilik değil aklını kullanmak bu.
1 /