çivi çiviyi söker

2 /
setenay setenay
umur talu'nun 08.08.2008 tarihli yazısı;

------spoiler------
bugün "tarafsız" olayım! acı acı, gülmeyeyim de, söyleneyim.

****
muhtıra gölgesinde siyaset ve miting yapmayı "bağımsız" politika diye yutturanlar...
genelkurmay'dan çıkan her sözü buyruk sayıp kuyruk sallayanlar...
ne cumhuriyet, ne halk, ne parti ne de demokrasi namına bu hallerinden pek utanç duymayanlar...
şimdi mırın kırın söylenip duruyor:
hükümet ile genelkurmay anlaşmış, filancaya devlet kasasından zırhlı araç alınmış, ötekine alınmamış.
demek siz böyle sivildiniz, biz duymadık.
öyle sosyaldiniz, haberimiz olmadı.
şöyle demokrattınız, hiç fark etmedik.
***
darbeler, muhtıralar gölgesinde akademisyenlik yapmayı "bağımsız" üniversite diye yutturanlar...
hakkı yenen soldan sağa hocaları, 1402'lerle filan uzaklaştırılan meslektaşlarını, kolayca atılan öğrencileri, kapıdan sokulmayan kızları hiç umursamayanlar...
buyruklar, dogmalar, sınırlamalar, yasaklar altında "ilim, bilim" yaptığını sananlar...
özgürlük kurumlarını tahakküm, korku ve yalakalık medreselerine çevirenler...
en azından bunların bir kısmı ya da bir kısmı böyle olanlar...
şimdi mırın kırın söylenip duruyor.
yök ile çankaya, türbana karşı çıkmış rektörleri eliyormuş.
demek siz böyle hep baskıya, müdahaleye karşıydınız, biz duymadık.
öyle özgürlükçü, bağımsız, özerklik tutkunu idiniz, haberimiz olmadı.
şöyle cesurdunuz, başkaldırandınız, hiç fark etmedik.
***
çivi, çiviyi söküyor.
çitileniyor, bütün kurumlar.
toz kalkıyor, yaldızlar dökülüyor.
ruhların sefaleti sefaletin ruhlarıyla kapışıyor.
demokrasiyi tramvay sayabilmiş bir gelenek... tramvayı cumhuriyet diye yutturmuş bir göreneği sinir ediyor.
kendisini hancı saymaya başlayan yolcular, onları yolcu bile saymamış hancıları oynatıyor.
dışlananlar dışlamayı öğreniyor.
dışlayanlar dışlanmayı öğreniyor.
şuraya yazıyorum:
aha, bunlar da bize ders olsun!
umur talu - sabah
umur.talu@sabah.com.tr

------spoiler------
nukleerbasliklihatun nukleerbasliklihatun
uzun zaman atlatılamayan "eski sevgili" bıdısını baştan savuşturmak amacıyla fortlamış belli ki. asıl iş çiviyi sökmek değil , o çiviyi sökecek uygun bir çivi bulmak yalnız ; ne kalın olacak , ne ince. tam oturmalı hani , bunu çoğu zaman unutup her çiviyi çakıyoruz eski aşkın tepesine.
çilingir çilingir
çok da işe yarayan harika bir yöntemdir. sevenin ağzına sıçılmıştır, ama terkedilmiştir. etrafında başka bir insan da varsa neden olmasındır.
ben değer yargılarına sahibim, çok sevdim. şimdi şöyle bir acımı çekeyim sonra da başka biriyle olayım. diyen mantıktan farkı yoktur.
kaç defa genç olacağız arkadaş.
obi wan obi wan
akşamdan kalma bir haldeyseniz, kahvaltı niyetine bir bira için. bakın sizi nasıl toparlar. yoksa gün boyu 'ay başım' , 'ay götüm' der durursunuz.
üçüncü tekil üçüncü tekil
diğer sağlam çivinin suçu ne allasen? ya sökmek istediğiniz çiviyi sökerken o ikinci çiviyi eğip bükerseniz? dayanıklılığından emin olduğunuz çiviler kullanın bari, rastgele seçimler yapmayın. eğer o ikinci çiviyi düşünemeyecek kadar şuursuzlaştıysanız o zaman bu beddua benden size gelsin:

umarım eski formunu bozduğunuz o ikinci çivi elinize batar da tetanoz olursunuz.
bir cisim yaklaşıyor bir cisim yaklaşıyor
neresinden bakılmayı bilinmeyen, üzerinde üç ayakla seksek oynanan bir kalıp daha.
yalan arkadaş bırak artık küçük mermer taşları seçip yedilere sekizlere atmayı. büyük taşlar seç lütfen. artık düz ayak yürümenin vaktidir. sattığımın çizgilerini es geç , bırak hepsi sana baksın, kendi işini kendin yap, aldırma şu köşesinin kendisinden haberi olmayan şekillere. kendi şeklini kendin çiz, özgür ol. asfalta çizilmiş dünden kalma yarım yamalak şekiller senin neyine.
çivilerini de git nalburdan al üçüncü ayağını da o çivilerden yap. başkası da sökemez böylelikle.
mgun mgun
türk edebiyat tarihinin en boş beleş en sikko cümlesi... osur osur ipe diz...

tabii bunu gönül ilişkileri bab'ında değerlendirdiğimizde çok anlamsız geleceğini söylemek mümkün... aksi takdirde atalarımız iyi demiş, atalarımız güzel demiş, atalarımız bu lafı "git de başka birinde kafanı dağıt, gönül eğlendir" diye dememiştir... demişler midir? bence dememişlerdir... aklımda o sahneyi hayal edemiyorum... zihnimin derinliklerinde oluşan kapıları açamıyorum... zira açmayın dedeler...

şimdi misal aşk acısı çekiyosun, bi arkadaşına gidiyosun dertleşme bab'ına diyosun ki; "ya abi ben o'nu çok seviyorum ya, ölüyorum aşkından, her gün öksürüyorum, hülya koçyiğit gibi kan geliyo ağzımdan" falan diyosun... peki o napıyo, o düz adam, o yontulmamış herif, o nev'i şanhsına münhasır unga munga kaptan mağara adamı ne diyo? "çivi çiviyi söker panpa?" ne alaka arkadaş? ne alaka ronaldenyo? ilk seferde ne dediğini anlamıyosun, ne alaka falan diyosun, sonra o da diyo ki "gidecen başka birini bulacan hacı bu işler böyle işler, cenk işler, nejat işler" diyo... ya kişi zaten kendi acısıyla yeterince meşgulken bi de başka birisi için yeniden mi kalbini yormaya çalışacak, ruhunu törpüleyecek sil baştan... olacak iş mi bu ya? hayat böyle mi harcanmalı bence... hayır!!!

ondan kelli şu cümleyi gönül ilişkilerinde kullanmaktan ivediyle sakının... çivi çiviyi sökermiş... aferin benim gerizekalı evladım... iyilik yap, denize at, montla sıç mnakoyim...
2 /