çocukluğum

choban choban
muhteşem sözleri ve güzel müziğiyle, gönül adamı tanju okan'ın sesinden dinlediğimiz duygu dolu bir şarkıdır.

sözleri:

bir rüzgar esti ta eskilerden
yıkılmış evler ve depremlerden
oyuncak yaptım kendi kendime
üstüste dizilmiş tezeklerden

bir rüzgar esti ta eskilerden
taş toprak fındık bahçelerinden
babamın yırtık elbisesinden
bayramlık dikildiği günlerden

çocukluğum, çocukluğum
bir boşluk var, anlayamıyorum
kapkaranlık derin bir kuyu var
bir türlü içinden çıkamıyorum
çocukluğum, çocukluğum
eksik bir şey var, bilemiyorum
o zamanlardan yasaklamışlar
doyasıya ağlayamıyorum
subaquatic subaquatic
çocukluğum
affan dede'ye para saydım
sattı bana çocukluğumu
artık ne adım var ne yaşım
bilmiyorum kim olduğumu
hiçbir şey sorulmasın benden
haberim yok olan bitenden

bu bahar havası bu bahçe
havuzda su şırılşırıldır
uçurtmam bulutlardan yüce
zıpzıplarım pırıl pırıldır
ne güzel dönüyor çemberim
hiç bitmese horoz şekerim

(bkz: cahit sıtkı tarancı)
(bkz: keşke çocuk olsam)
kv 626 kv 626
saf mutluluğu yaşadığım (yaşadığımız) yegane devredir.

hearts in atlantis den bir replik;

antony hokins; " çocukken her gün hayatımızın en güzel günüydü. ama artık yaşlandık ve kalplerimz parçalandı."

ayrıca manic street preacher 'ın çocukluğa özlemi anlatan muhteşem şarkısı the everlasting den bir dize;

" in the beginning, when we were winnig, when our smiles were genuine..." ( en başlarda, gerçek anlamda kazanırken, gülüşlerimiz gerçekken)

tam olarak ne zaman etraflı düşünmeye başladım? ne zaman farkındalığım arttı ve bu yüzden acı çekmeye başladım. tam olarak ne zaman büyüdüm? keşke bu tarihi tespit ettikten sonra geriye dönsem ve kendimi değiştirmemek için çabalasam. en azından umsam değişmemeyi. ama bu da histerik ve gereksiz bir eylem olur.

son cümleyi radiohead den referans aldım;

ok computer şarkısı let down dan bir dize;

"one day i'm gonna grow wings. a chemical reaction, histerical and useless, histerical and..." ( bir gün bir kimyasal reaksiyondan dolayı kanat büyüteceğim ve buralardan gideceğim, ama ben ne diyorum? bu imkansız, buraya hapisim. bu yüzden bu dileğim de histerik ve gereksiz bir düşünceden ibaret...)

neyse hadi her yaşın bir güzelliği vardır diye kandıralım kendimizi. her zaman yaptığımız gibi...
marigold marigold
balkondayım bir yaz günü.arka sokakları olan kalabalık mahallerden birinde araba gürültülerinden kornalardan uzak bir sokaktayım adını bılmedıgım ama çocukluğumu özlediğim..

zorla yatırıldığı ögle uykusundan uyanmış bahçeye çıkma telaşını içinde barındıran çocuklardan biride benim...

eskilerden bir özlem bahsettigim sizede şimdi çok tanıdık gelen...

cıvıl cıvıl bır sokağa dönüştü az önce sessizliğinde hayaller kurduğum sokak...

çocuklar teker teker yollara döküldüler tek dertleri hangi oyunu oynayacakları artık..sesleri birbirine karıştı ,kalan arkadaslarıda çagrıldı kadro tamamdı ..

dedim ya tek dertleri ne oynayalım sorusuna cevap bulmakken uzaktan izledim ve gülümsedim hayat bir oyun dedim ,duymadılar...

iyiki duymadılar elbette ögreniceklerdi acımasızca ögrendiğimiz gibi ,işin ucunda yaralanmak olsada ögreniceklerdi incinmeyi... herseyin zamanı var derdi büyükler onlarda duyacaklardı birgün tik tak seslerini neyse ki henüz oldukca erkendi...büyümek böyle bişeydi..

tekrar kulak verdim seslerine, herbiri baska birşeyin derdinde...

''hatıralar acıtıyor bazen degerını bıl ve tadını cıkar cocuklugun ''dedım ıcımden ...duydugunu düsündüm duymasada birgun aynı duygularla bakıcaktı baska cocuklara belkıde cocukluguna..

ezan okunmaya basladı annelerın seslerı dısarıda yankılandı ''el ayak cekılecek sımdı hadi gel cocugum ıcerı ''...
''ama anne 5 dakika daha'' seslerı yukseldı bırden, ıtıraz edılsede gercek degısmeyecektı...
ezan okunuyorsa eve gıtme zamanı çoktan gelmıstı, akıllar sokakta evlerıne koyuldu her bırı ,babalar eve gelmeden evın yolu tutulmalıydı ve sofraya herkes beraber oturmalıydı..
çocuk olmak guzel fakat zor zanaattı..
kirmizibalik kirmizibalik
bazen hatırlayamıyorum, kendimden o kadar uzağa düşüyorum ki, ayrıntılar içinde, başkalarının ayrıntılarını düşünürken, kendime, çocukluğuma yabancılaştığımı fark ediyorum.
bazen demek yanlış oldu, aslında bunu yeni hissettim şimdi, çocukluğum başlığını görünce oldu.
bir de pek muteber bir arkadaşım 'senin kimseye değil kendine ihtiyacın var' dedi üç gün önce bana.
üç gündür bu sözü düşünüyorum.
ve bir bilet istiyorum sadece gidiş olsun..benim orada yüzleşmem gerek.
akçabardak akçabardak
ne güzel bir ceyhun yılmaz şiiridir:

ve en çok seni özledim ben.
karşı komşunun sokağa çıkacağı zamanı beklemeni.
her teyzeyi annen gibi sevmeni.
sanki ayıpmış gibi kimselere söylememeni.
ve o bisikleti ilk gördüğünde koşuşunu.
yağmurlu bir günde annenin elinden yediğin ekmeği.
islanan sokaklara bakıp duygulanmanı.
yaz akşamlarında oturduğun kaldırımı.seni bir kez daha görmek isterdim...
hiç konuşmadan..
kısa pantolonlu siyah beyaz halini..
bir lokma boyunu..
diz çöküp yere sımsıkı...ama çok sıkı
sarılmak sana..
gözyaşlarımı omuzlarına bırakıp gitmek istiyorum şimdi
sana kim olduğumu söylemeden...arkama bakmadan
ağladığımı sana göstermeden
seni çok özledim
ama çok özledim
çocukluğum
deliesinvesosyalçevresi deliesinvesosyalçevresi
çocukluğum bu kadar bir şey aslında
taşlar arasında yeşeren otlar
ve bir tavuk tüyü

çocukluğum bu kadar bir şey aslında
biraz sevinç, biraz keder
biraz yalnızlık ve büyü

çocukluğum bu kadar bir şey aslında
biraz güneş, biraz gökyüzü
tamamlamak için o türküyü

ataol behramoğlu
kendini ahmet sanan süleyman kendini ahmet sanan süleyman
maksim gorki'nin ölümlerle, sefaletle, zorbalıklarla geçen çocukluğunu anlattığı otobiyografi türünde bir eser. çocukluğunda tek tutanacak dalı bir azize gibi davranan ninesi ve anlattığı masallarıymış.

(bkz: çocukluğum)
(bkz: ekmeğimikazanırken)
(bkz: benimüniversitelerim)

annemin toprağa verilmesinden birkaç gün sonra dedem şöyle dedi bana:
"hadi aleksey, boynumda madalya değilsin sen benim, bu evde yerin yok artık, git, insanların arasına karış..."
ve insanların arasına karıştım.