çocukluğumuzu özlemenin sebepleri

1 /
godotyubekleyen godotyubekleyen
benim nedenim aldığım veya almadığım sorumlulukları yerine getiremiyor olmanın vermiş oldugu huzursuzluk.

yaşıtlarımın ve benden daha küçüklerin bile hayata karışmalarım iş eş sahibi olmaları, istedigim yerleri gezemiyor olmam.

kıstırilmışlık duygusu içindeyim oysa küçükken tüm çocuklar öyleydi, evden sadece belli bir mesafeye kadar uzaklaşabilir, belli saatte eve dönulebilir. hepimiz itaatkar ve zayıfız küçükkken benim onlardan farkım, büyüdüğüm halde hâlâ böyle olması.
ila ila
çocukken konuşulanları anlamadığımızda büyüyünce anlarsın denirdi, büyüyünce yaparsın, büyüyünce gidersin v.s. büyümek sihirli bir kelimeydi adeta. büyüyünce anlıyorsun sihir diye bir şey olmadığını dünyada. büyüklerin kendi büyümüşlüklerinin hıncını almadığı ne malum çocuklarından.

gereğinden fazla param var bugün. keşke babamdan aldigim bir külah dondurmanin parası olsaydı cebimde sadece. mesele para kazanmak, meslek sahibi olmak, güzel arabalara binmek, güzel evlerde oturmak hiç değilmiş. bunların hepsi gönüllü köleliğin bir halkası.

çocukluk özgürlükmüş. insan özgürlüğünü unutamıyor belki de.
taliyoldangelipanayoldakiarabayayolvermeyentraktör taliyoldangelipanayoldakiarabayayolvermeyentraktör
siyaset bilmezdik çocukken, kim hangi partiye oy vermiş; sağ, sol kavgası, darbeler bizi ırgalamazdı.

ekonomiden de anlamazdık o zamanlar. enflasyon, faiz ilişkisiymiş; resesyon, orta gelir tuzağıymış bilmezdik. önümüze ne koyulursa sorgulamadan zevkle yerdik.

insan sarrafı da değildik zira masumduk hepimiz. çıkarcı, riyakar insanlarla daha tanışmamıştık..

sosyal medya, internet nedir yine bilmezdik çocukken zira yoktu. kim nerede yemek yemiş, yazın tatile nereye gitmiş diye merak etmezdik..

tek derdimiz bütün gün özgürce eğlenmekti..

özlemeyelim de ne yapalım..
nüviskar nüviskar
ekmek elden, su gölden. akşam saatler sekizi vurdu mu eğlenceye rüyalarda devam et. ne geçim derdi ne de kendini ispatlama gayreti... cennetten küçük bir kesit. tabi köyde çocukluk yaşayanlar için.
ölümsüz ölümsüz
saf olmayı özlüyorum.insan yaşlandıkça kötülüklerle karşılaşıp insanlara inanmayı, saf olabilmeyi,insanlara ön yargısız bakabilmeyi kaybediyor.
callforbarney callforbarney
doğduktan 7 yaşına kadar bana anneannem baktı sonra hastalandı ve artık bakamayacak duruma gelmişti sonrası bir sürü şey. anneannemi hep parkta otururken veya bana güzel sütlaçlar yaparken görüyorum rüyalarımda ve hem onu özledim hem de çocukluğumu. çünkü masumduk derdimiz de yaşımız kadardı.
tabuyoksunu tabuyoksunu
somut fayda dışında bir de koku/doku faktörü var. mesela çok uzaklıkta kalan çocukluğumu özleyemiyorum ama bazı kokular var; mesela çocukluğun köyde geçmişse o kokuyu duyduğun an duygulanırsın, vücudun serotonin ve bilimum hormon salgılar. aynı şeyi çocukluğunda oynadığın tahta bir oyuncağı, bez bebeği yeniden gördüğünde, eski evinizin harabeye dönmüş bahçesinde gezerken, eski odana girdiğinde de hissedersin. yani özlem duygusu, sorumluluklardan sıkılma ve çocukluk rahatlığı özlemi dışında bazı uyaranlarla da oluşuyor gibi.
benbirtekahmetisevdim benbirtekahmetisevdim
sevdiklerimize artık o kadar yakın olamayışımızdır.
babam vefat edeli 8 sene oluyor ve hala çok özlüyorum. çünkü sinirli ve kuralları olan bir adam olmasına rağmen hiçbir zaman sevgisini göstermekten çekinmedi. her zaman öpüp koklardı, başımızı okşardı. onun o sevgisini bana hissettirebilecek bir allah'ın kulu olduğuna inanmıyorum.
annem ise çok şükür hala sağ ama ekmek parası uğruna ona hep uzak bir şehirde yaşamak zorundayım. istediğim an gidip dizine kapanamıyorum. yine de telefonla da olsa yüzünü görüp sesini duyuyorum.yine de kokusunu içime çekemiyorum.
renfri renfri
'gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk, hiçbir yere gitmiyor.'
yazıp, edip cansever' i de altına yerleştirdik mi tamamdır.
sonrası iyilik güzellik... sonrası edep dolu bir tebessüm.
kinda busy kinda busy
her şeyden bir eğlence ve oyun malzemesi çıkarabildiğimiz için. kötüyü çok bilmediğimizden aklımızdaki iyilerden mütevellit bir dünyayı kolayca oluşturabileceğimiz için.
kendi dar dünyamızda yaşayıp gidiyorduk işte. o dar dünyanın bile kirlenmesi onlarca yıl aldı neredeyse. şimdi kirlendi dünya, çöplük oldu. kokuştu çürüdü. burnumuz almıyor o kokuyu kanıksadık. kendi yolumuzda düştük, kalktık, emekledik ne zaman koşmaya kalktıysak o pis havayı ciğerlerimiz reddetti ve tekrar düştük.
selahattin eyübi selahattin eyübi
saf , temiz , içten pazarlığı yok , mutluluğu bol ...
kırıklıkları arttığında hayatın daha çok özleniyor hardalda . hayat başladığı yerde bitiyor neticede . ebe tokatı nereye atarsa imam da pamuğu oraya tıkıyor
ambarda darı yok evde karı yok ambarda darı yok evde karı yok
çok rahattık da ondan. başka bi çocuğu görünce "arkadaş olalım mı ?" derdik ve olurduk. basitti. sorumluluk yoktu. mutlu olmak çok basitti. şimdi ise en zor şey mutlu olabilmek. sorumlulukları yerine getirmeye çalışırken kendimizi unuttuk. arkadaş olmak da o zamanlardaki kadar basit değil. yalnız kaldık.
1 /