çocukluk

1 /
sensei sensei
bir cahit sıtkı tarancı şiiri:

affan dede'ye para saydım,
sattı bana çocukluğumu.
artık ne yaşım var ne adım;
bilmiyorum kim olduğumu.

hiçbir şey sorulmasın benden;
haberim yok olan bitenden.
bu bahar havası, bu bahçe;
uçurtmam bulutlardan yüce.

havuzda su şırıl şırıldır.
zıpzıplarım pırıl pırıldır.
ne güzel dönüyor çemberim;
hiç bitmese horoz şekerim!
siradisi siradisi
yetişkinlerin bugünün kaynağıdır çocukluk. çocuklukta her şey kavramsal olarak değil de somut olarak algılanır. bu yüzdendir ki kişiler büyükdükçe hayal kıırıklıklarına uğrarlar.

bu dönemde açılan yaralar, oluşan boşluklar tamir edilemez cinstendir. çocukluk, insanın ömür boyunca taşımak zorunda olduğudur.
bravado bravado
bir küçük şeker veya çikolatayla ya da bir balonla mutlu olabilen , en büyük amacı ışıklı ayakkabı olabilen veya çıkar ilişkisi olmadan insanlara yaklaşan yani kısaca hepimizin ilerde ulaşmak istediği şeylere , küçük şeylerle mutlu olmak veya amaçlarının ayaklarını yerden kesmesi ya da insanlarla sadece insan oldukları için konuşabilmek , sahip olan melekimsi çağ.
obsession obsession
hiç kimsenin sizden birşey beklemediği, kah oyana kah bu yana koşabildiğiniz, oyuncak bebeğinizin saçını kendi saçınıza benzetmeye çalıştığınız, halı kenarına park edilmek üzere duran arabalarınızın olduğu dönem..
yiiit yiiit
içerisinde bulunulduğunda hiç bitmeyecekmiş gibi gelen, bitince de "bu kadar mıydı yani?" dedirten dramatik bir yapısı olan insan hayatının en güzel ve özel dönemi
tatito tatito
hayatım tarafından enselenmeden çok önceydi sanırım…..

kendi kendime oyun oynardım.. ufak bir taş, arabam olurdu.. gezmediğim yer kalmazdı.. sonra taşlardan legolara geçtim.. bütün hayallerimi inşa ettim.. oyun hamurlarım vardı.. istediğim hayale istediğim şekli verdim.. bir sürü insan suratı yaptım.. hepsine teker teker isim verdim.. sonra ver elini action man'lar, gi-joe'lar.. kaç kere dünya'yı kurtardığımı hatırlamıyorum artık.. hep mutlu sonla biten hikayelerim vardı..

hayatım tarafından enselenmeden çok önceydi sanırım..

okumayı öğrenmek için çabalardım.. cin ali hep yardım ederdi bana.. sonra mavi bir kurdele bağlandı gömleğime.. daha sonra 2+2 ile başlayan sayı ezgileriyle tanıştım.. çarpım tablosu en büyük kabusumdu.. olurda bir gün biri 7*7'yi sorar diye hep kafamı yere eğik yürürdüm.. tek bela bu değildi üstelik.. hayata ait ne varsa temasıyla yola çıkmış bir hayat bilgisi'de vardı.. bir sürü bilgiyi kafama doldurmaya çalışırdım.. küme çalışmaları olurdu.. yine mi ezber diye ağlardım..

hayatım tarafından enselenmeden çok önceydi sanırım..

yazları köye giderdik.. aslında hiç istemezdim.. annem hep zorlardı.. ağlayarak yolu bitirirdim.. sonra alışırdım.. denize girer, yokuş yukarı futbol oynardım.. çoğu kez düşüp dizimi kanatırdım.. annemde hep bağırırdı.. ama sonra tentürdiyotu üfleye üfleye sürerdi.. mısır haşlanırdı evde.. kuzenlerimle en fazla kim yiyecek diye yarışırdık.. genelde tuvalette biterdi sonu.. akşamları büyükler evin önünde oturur, politika, hayat zorlukları vs konuşurlardı.. biz önce biraz dinler daha sonra sıkılır saklambaç oynardık.. hep aynı yerde saklanırdım ve hep sobelenirdim.. korkardım başka yere gitmekten.. karanlık sanki beni yiyecekmiş gibi gelirdi..

hayatım tarafından enselenmeden çok önceydi sanırım..

masumdum bende her çocuk gibi.. yanlışım olunca en fazla ağzıma biber sürülürdü.. bazen odama yollanırdım.. öyle fazla televizyon izletmezlerdi.. akşam 9 oldu mu yatağıma giderdim.. yatmadan önce mutlaka sütümü içerdim.. eğer yaramazlık pek yapmadıysam nesquick ile karıştırılmış bir bardak süt içerdim.. sonra gözümü kapatırdım. gördüğüm rüyaları hatırlardım hep.. kimi zaman şerif olurdum kimi zaman bugs bunny.. kabus dediklerinden hiç görmezdim..

hayatım tarafından enselenmeden çok önceydi.. düşünüyorum da ne kadar güzeldi…
1 /