çocukluktan kalma yara izinin hikayesi

göçebe tosbağa göçebe tosbağa
avcılar iett kampı sadece durak adı değildi o zamanlar.
yüzlerini hatırlamadığım aile ile ilk ve son tatilde kumsaldan kaçıp, parka salıncaklara koşmuştum yalın ayak. ve ayak tabanımı cam kesmişti.
bir de alnımda var; küçükken çıban çıkmıştı alnımda. halam beni ayağında sallarken patlatıvermiş, nişan gibi duruyor.
acısı geçmeyen yaralardan bu konu başlığında bahsetmiyoruz tabii ki.
saiyajin saiyajin
tornet ile yokuş aşağı giderken frenin çalışmadığını fark etmek ve karşıdan gelen kamyonun altında kalmak yerine dirsekle fren yapmak. herkesin orada bir izi var zaten
purge me purge me
özet: arkadaşla içiyorduk o zamanlar hep olduğu gibi. yaş 19-20 gibi. ben onun koluna çiğdem"in ç"sini kazıyacaktım o bana hande"nin h"si. bi yandan içiyoruz tabi muhabbet gırgır efkar falan. sonunda arabeske döndük sızdık kollarda jilet izi kan içinde.

uzun: uzuna üşendim valla ama olay anlaşılıyor işte. basit bir ergenlik mallığı ettim nasıl bir kafa yaşıyorsam demek o zamanlar. benim h"nin sağ tarafı yok amk. yarım t gibi duruyor 45 derece açıdan. ama ortadaki çizgi de yamuk. onun ç"de nası desem üzerinden kamyon geçmiş küçüktür işareti gibi bişey.

yıllar geçti zibil gibi sevgili oldu o zamandan sonra. ajıtasyon içeren ucuz bir sevgi gösterisi olaraktan, şunu birine hep itelemek istedim. "seni koluma kazıdım aşkım" demek istedim ama kimseye mi uymaz lan adsjkfh. olay bu.
veda busesi veda busesi
i̇lkokul 3. sınıftayken sürekli kötülüklerine maruz kaldığım bir çocuk vardı. benden nefret eder her gün bembeyaz çoraplarımı siyaha çevirirdi. sessiz kalır ona karşı pek bir hamle yapmazdım. bir gün sınıf içerisinde gel trencilik oynayalım dedi. saflıktan buna inanıp gerçekten benimle oynamak istediğini düşündüm ekibiyle kurduğu tren sırasına girdim. sen öne gel hadi bugün sen ol treni süren dedi geçtim öne, o da arkama tabi. bir iki tur sonunda sınıfın içindeki camlı kitaplığa doğru itti beni. haliyle cam kırıldı ve bir parçası da kaşımın hemen alt tarafına geldi. o izle yıllardır yaşar gideriz.
kaktus ve papatya kaktus ve papatya
kaşımda olan izdir. i̇lkokula gidiyordum sanırım 5.sınıftım. bir kurban bayramı arefe günüydü. mahallenin illallah dediği bir piç vardı (normalde bu tarz kelimeleri hayatımda ne severim ne de kullanırım ama onu bu kelime özetler; tam karşılığı yani) sürekli üzerimize taş atıp duruyordu.ben kardeşimi alıp eve gitmek için bahçeye doğru koşarken sağ taraftan o kadar şiddetli bir taş geldi ki acısı hala aklımda, yere düştüğümü hatırlıyorum. gözüm kanlar içindeydi,kaşım patlamış.o bayramda mosmor bir göz patlak bir kaşla geçti. düşünüyorum da kör olabilirdim sadece kaşımda iziyle kaldı.
dilaaa dilaaa
belimde olan yanık izi ;
gerizekalı komşu çocuğunun çubuğun ucunu yakıp etrafta koşarken bana çarptığı için olmuştu.
isveç norveç danimarka isveç norveç danimarka
dünyanın en yaramaz çocuklarından biri olmaya aday olduğum için vücudumda bir sürü yara izi var. ama ben bugün en saçma olanları anlatacağım.

1 numara: çocukken okul sonrası annemin iş yerine gittiğim için oraya giden servise bindim. bu arada servis küçük otobüslerden. neyse sabırsız bir insan olarak ineceğim yere yaklaşınca ayaklandım, tam o sırada servis ani fren yaptı ve bendeniz koridorda yuvarlandım. son noktam ise dizimin koridordaki basamağa denk gelecek şekilde çarpmasıydı. sonuç: dizim yarıldı anca doktor dikişe gerek yok dediği için geri kalan hayatımda benimle birlikte var olacak güzel bir izim oldu.

2 numara: bir kış günü kar yağmış ve okullar tatil olmuş. eskiden böyle şeyler oluyordu tabi * neyse biz de lojmandaki çocuklarla beraber poşetle kayacağımız bir tepe bulup çılgınlar gibi kayıyoruz. bu arada tepenin etrafı tel örgülerle çevrili. neyse dünyanın en şanssız insanlarından biri olan ben tepeye çıkıp kaymaya başladı ve o tel örgülerin altından geçti. sonuç: bacakta kocaman bir çizik ve tetanoz aşıları.

çocukken o kadar yaramazmışım ki bu yaşa kadar nasıl yaşayabilmişim dedirten bir sürü anım var. artık allahın sevdiği kuluymuşum herhalde hala ölmediğime göre.
kulübeninverandası kulübeninverandası
kaşım ile alnım arasında çok yakından bakınca görülen bir iz var bizim mahalleden niye geçiyorsun gelme bir daha, deyip kiremit fırlattılar kafama alnıma denk geldi işte konak gürçeşme böyle nezih bir yerdi vesselam.
ophelias ophelias
karlıydı. dışarı oynamaya çıkmıştım. arkadaşımla kar topu oynuyorduk. elimi kara daldırıp kar topu yapmak istemiştim (şu yaşıma geldim halen beceremem o işi) neyse… elimi kardan bir çıkardım her yer kan. karın üstü, eldivenim… canım da yanıyor. eldiveni çıkardım, sağ serçe parmağımdan bir et kesilmiş sallanıyor. baya çeksem kopacak. meğerse kara daldırdığım yerde cam varmış. ben tabi acı ve korkuyla eve atmıştım kendimi. annem kızar diye elimle orayı birbirine bastırıp koltuğun arkasına saklanmıştım. i̇çime içime ağlamıştım. bir daha parmağım eskisi gibi olmayacak ben ne yapacağım diye kendimi paralamıştım sessiz sessiz. sonra bir şekilde birbirine yapıştı orası ama halen daha ufak bir iz vardır. seviyorum ama.
hödük hödük
sağ el serçe parmağımda bulunan jilet kesiğinin hikayesidir.

sene 2000 olsa gerek, 6 yaşındayım. istanbuldan bursaya taşınmışız. oturduğumuz ev sakin bir yerdeydi, sokağa çıkıp oyun oynayabiliyorduk. kardeşimle sürekli çıkar mahalleden arkadaşlarla oynardık. 5-6 kişilik bir çocuk grubu işte. misket, seksek falan oynuyoruz. birkaç ay sonra mahalleye bir aile taşındı. onların bir çocuğu vardı. çocuk oyun grubuna dahil olduktan sonra birlikte sürekli oyun oynadığımız bir kız onunla oynamaya başladı sürekli bize pek pas vermemeye başladı. nasıl kızıyorum ama, kardeşim de mahzun duruyor eskisi gibi hepimiz birlikte oynamıyoruz kız oğlanla takılıyor falan. 5-6 yaşlarında düşündüğüm şeylere bak, tövbest.

çok kızdım kafamda kurdum dövücem çocuğu. sanırım tv etkisi olsa gerek bir şeylerin kesici olduğunu biliyorum. banyoya gittim, babamın tıraş için kullandığı jileti cebime attım (kafaya bak) ve çıktım dışarı, bekliyorum fırsat kolluyorum, baya kesicem çocuğu. tamam dövebilirim diye elimi cebime atmamla beraber üzerimdeki mavi kotun cep kısmı karardı birden. elimi cebimden çıkardım serçe parmağımın ilk boğumunun dış tarafında derin bir kesik. nasıl kanıyor elim ama. jileti çöpe attım eve koştum elim cebimde, banyoya girdim suyun altına tuttum, suyla beraber şırıl şırıl kan gidiyor. yengem gelip gördü, bu nasıl oldu falan. tuzlu salça koydu, bez koydu vs. annemden temiz bir dayak. duruyor işte kesik izi.

yalnız ne psikopatmışım, elalemin çocuğunu kesiyorum arkadaşımızı çaldı diye. elimi kesmişim de 6 yaşında adam yaralamaktan kurtulmuşum. şansa yaşıyoruz. işte o yara izi: