contagion

1 /
orange orange
her şey bir yana matt damon, marion cotillard, kate winslet, gwyneth paltrow, jude law, laurence fishburne'u bir araya getirdiği için izlenmesi gereken film. konu biraz tanıdık, yaygın bir hastalık, tüm dünyaya yayılması, tedavisinin olmaması gibi gibi. ama zaten bu filmler çoğu zaman güzel olmuştur, olmasa bile şimdi olacağına inanıyorum. 9 eylülde de vizyonda ayrıca.

contagion trailer (trailer #1) - ımdb title: contagion trailer (trailer #1) description: an action-thriller centered on the threat posed by a deadly disease and an international team of... ımdb
mgun mgun
"beth emhoff (`gwyneth paltrow), hong kong'daki bir iş gezisinden minneapolis'e döndüğünde uzun yolculuğun kendisini sarstığını düşünür. iki gün sonra, acil servis'te ölür ve doktorlar şok ve matem içindeki kocasına (`matt damon) bunun nedeni hakkında en ufak bir fikirleri olmadığını söylerler.

çok geçmeden, başkaları da aynı gizemli semptomları göstermeye başlar: yoğun öksürük ve ateş, ardından gelen nöbet, beyin kanaması ve nihayetinde ölüm. minneapolis, chicago, londra, paris, tokyo ve hong kong derken, vakaların sayısı hızla artar. bir vaka önce dört, sonra on altı, ardından yüzler ve binler olur. ortalama bir günde gerçekleşen sayısız insan etkileşimiyle güçlenen salgın tüm ülkelere yayılır. küresel bir salgın patlak verir.

abd hastalık kontrol ve önleme merkezleri'ndeki araştırmacılar mutasyon geçirmekte olan bu benzersiz biyolojik patojeninin kodunu çözmek üzere harekete geçerler. müdür yardımcısı cheever (`laurence fishburne) kendi kişisel kaygılarına karşın, büyümekte olan paniği yatıştırmaya çalışır ve genç, cesur bir doktoru (`kate winslet) tehlikeye atmak zorunda kalır. diğer taraftan, olası bir aşı ve onu ilk kimin elde edeceğine dair oluşan şüphelerin arasında, dünya sağlık örgütü'nden dr. leonora orantes (`marion cotillard) karşı karşıya oldukları şeyin kaynağını bulmak üzere bir bağlantı ağı oluşturmaya çalışır.

ölü sayısı artar ve insanlar çökmekte olan bir toplumda gerek kendilerini gerek sevdiklerini korumak için mücadele ederken, aktivist bir blogcu (`jude law) halka gerçekten ne olduğuna dair doğruların söylenmediğini iddia ederek virüs kadar hızla yayılan bir paranoya ve korku salgınını tetikler."

21 ekim 2011'de vizyonda...
contagion (2011) 2 wins & 11 nominations. see more awards " soon after her return from a business trip to hong kong, beth emhoff dies from what is a flu or some oth... ımdb
replay replay
bugün izlediğim film. kötü film değil ama yönetmenine ve oyuncu kadrosuna bakıldığında insan daha fazlasını bekliyor. özellikle jude law'un performansı harikaydı ama hikaye bana biraz yavan geldi.
corciya corciya
aslında gerçekçi bir film, ama filmde jude law’ın temsil ettigi komplo görüşünü bayağı bir ezmişler. oysa kabul gören kuvvetli bir görüş, belkide filmin yapımında büyük ilaç firmalarının parmağı vardır. özel efekt hemen hemen hiç yok, bütün paralar gwyneth paltrow, matt damon, laurence fishburne, jude law ve diğeroyunculara gitmiş anlaşılan.
jack lemmon jack lemmon
kesinlikle izlenmemesi gereken yavan, klişe ve kadro ziyanı bir film. böyle mükemmel bir kadroyla yapılabilecek en son film bu olmalıydı.
neşesiyeter neşesiyeter
105 dakika boyunca hiç sıkılmadan, zamanın nasıl geçtiğini anlamadan akıp giden sakin bir film. eğer bol zamanınız ve cebinizde fazladan 15 tl'niz varsa, zamanı ve parayı rahatça harcayabilirsiniz.
ne oyunculuk var (biraz jude law kotarıyor) ne de hikaye. daha çok belgesel gibi ama içerisinde bilgi de yok. böyle ne olduğu belli olmayan olsa da olur olmasa da olur filmlerden.

bu arada sorum odur ki jude law'ın canlandırdığı blog yazarı karakterin dişleri neden yamuk yumuktu? başka da merak ettiğim bir şey yok.
ben sonra bulunca soylerim ben sonra bulunca soylerim
film aslında klasik bir konu içeriyor.salgının tüm dünyaya yayılmasından sonraki olayları işliyor.kadro mükemmel ki zaten kadroyu gördükten sonra hemen filme girdim.böyle bir kadrodan oluşan bir film için beklentim fazlasıyla yüksekti ama olsun yine de hüsranla sonuçlanmadı.ancak filmden sonra tüm herkesi mikrop yuvası olarak görmeme sebep olmakla kalmayıp iyice kendimi titizlik hastalığına teşvik etti.
not:dünyada salgında olsa,matt damon ve jude law her zaman karizma.
mgun mgun
büyük şehirlerde yaşayan her insanın, özellikle toplu taşıma araçlarında hafif takıntılı olduğu "dokunma" mevzusunu gözümüze gözümüze sokan bir film... ayrıca filmde bize söylenmek istenen, dikkatli olmamız hususunda uyarı niteliği taşıyan bi ton şey daha var ama işte bunu günlük hayatta gerçekleştirmek pek de mümkün olmuyor... tehlikeden ne kadar kaçarsak kaçalım o gelir bizi muhakkak bulur... kaza geliyorum demez hesabı...

biraz oldu bittiye gelmiş bi film olmuş -ki bunda yan hikayelerin fazla olmasının da etkisi yok değil... buna rağmen diğer emsalleri gibi hatırlanmaya ve izlenmeye değer filmlerden birisi olduğunu düşünüyorum...

sonuç itibariyle biz domuz yemediğimiz içün bizim adımıza bi sorun yok lol iksde!!!
seneler sonra gelen corona editi: olay domuz meselesi değilmiş, yarasalar burada da devrede!

ayrıca jude law'ın o öndeki dişlerinden birisi ne öyle allasen... firar etmeye meyilli gibi... tövbe yarabbim!!!
bcav bcav
soderbergh herkesin bildiği ama söylemediği şeyleri söylemiş, kötü mü olmuş hayır iyi olmuş. dünyadaki en tehlikeli iki oluşumlardan biridir ilaç firmaları.diğeri de petrol firmaları zaten.
virüsün ilacının bulunması, insanların sınıflara ayrılıp ilaçların öyle dağıtılması, virüsün incelenmesinin herkese yaptırılmaması ve hatta bunun devlet eliyle olması, gerçekleri söyleyenlere deli muamelesi yapılması, ve en sonunda virüsün saklanması... saklandığı yerde üzerinde de sars virüsü vardı bu arada...
tahmin edilebilen bir şeydir ilaç firmalarının çoğu tedaviye sahip olduğu fakat bundan yeterince kazanmadan insanların hizmetine sunmadığı...
travisbickle travisbickle
--- spoiler ---

filmin tamamı neredeyse metafordur. yönetmen hastalıkla yok olma seviyesine gelmiş insanoğluna filmin sonunda yıkılan ağaçlarla gönderme yapar. başında hastalığı yayan gwyneth paltrow aimm şirketi adına çalışmaktadır. yine bu şirket filmin sonunda bir ağacı yıkar. ağaçta bulunan yarasa ağzından muz düşürür. muzu domuz alır. domuzu bir lokanta.. böylece hastalık başlar. ama burdaki asıl gönderme hastalık çıkabilir temalı bilimkurgu değil. doğayı yok etmeye devam ettikçe yok olmaya yüz tutacağımızdır. soderbergh böyle demek istememiş olabilir ama ben böyle bi anlam çıkardım.

--- spoiler ---
grandplot grandplot
fragmanı kadar ilgi çekici ve sürükleyici olmayan, sıkıcı film.en azından benim için öyle.ama oyuncu kadrosu sağlamdı(matt damon, gwyneth paltrow, laurence fishburne, jude law vb.) ayrıca müziklerini de beğendim.progresif ve psychedelic tarzı andırıyor biraz.
deli degilim deli degilim
türkçesi "salgın" olan çok güzel film. tavsiye ederim. çok sağlam oyuncular (matt damon, gwyneth paltrow, kate winslet, jude law, marion cotillard, `laurence fishburne) var. konu mantıklı bir bilimsel zemine oturtulmuş. zottirik bilimkurgu değil, gerçekçi ve doğru yaklaşıyor.

öldürücülüğü yüksek bir virüs, uzak doğu'da, bir yarasadan bir domuza, domuzdan aşçıya ve aşçıdan da elini sıktığı amerikalı bir kadına (gwyneth paltrow) bulaşır ve dünyaya yayılır.

who (dünya sağlık örgütü ve cdc` (government centers for disease control and prevention), bu salgının kaynağını tespit edip kontrol altına almaları için, bölgeye `epidemiyolog` doktorlar gönderir.

özeti bu. izleyin. film gibi de, iyi bir belgesel gibi de. hiç sıkıcı değil. pişman olmazsınız.

filmde kendimi kate winslet'ın oynadığı karakter ile özdeşleştirdim. görev için gittiği yerde, virüsün kendisine de bulaştığını anlayınca, ilk işi otel odasından otel yöneticilerine telefon açıp, odasını temizleyen, kendisine yemek getiren personellerin bilgilerini istemesi ve salgının bu insanlardan da başkalarına yayılmaması için uğraşmak oldu. canım yaa. sonra yardım istedi kendisi için .
1 /