çözüm süreci

1 /
simsiyahgeceninkoynundayim simsiyahgeceninkoynundayim
yıllardır süren terör sorununun çözümü için yaşanan sürecin medyada sıkça kullanılan tabir.

herkesin bir beklentisinin olduğu, kimilerinin kendi çıkarları ve gelecek menfaatleri açısından kanın durmasını istemediği, kimilerinin de yine kendi çıkarları uğruna terörü bitirmek istediği bu süreçte siyasilerin unuttuğu en önemli nokta insandır.
maszn maszn
keramet cümlesi, beklentilerin ve yanı sıra öfkenin öznesi.

marksizmin ayakları üstüne oturttum dediği hegel diyalektiğinin temel kavramı; proses-süreç-vetire.

popüler dilde her şey süreç. evlilik süreci-okul süreci-anayasa yazılım süreci ve ve sair.

gurbet elde türkiye komünist partisinin alavere dalavere, ne sihirdir keramet ortadan kaldırılıp, tbkp leştiği günlerdi. ülke komünistleri öksüz, soru; ne olacak şimdi? gurbetten gelen talimatla-göklerden gelen bir ses vari, orada burada, kuruçeşmede, nazillide toplantılar, toplantılar. bir süreç ki dillere destan.

neyse lafı uzatmayalım, sürecin bir evladı oldu; ismi yanlış hatırlamıyorsam sosyalist birlik partisi-sbp. bendenizde öksüzlüğe dayanamayıp, dayandım partinin kadıköy ilçe binasına. meğerse taşınma süreci varmış, yeni binaymış, ve tabi taşınma sürecinin kutlaması kokteyl.

parti kurulmuş, kurulur kurulmaz tartışma hizip mahfil yerini almış. üye arkadaşlardan biri çıktı söz aldı, arkadaşlar dedi partileşme sürecinde böyle muhalefet....... kulaklarım uğuldamaya başladı, yahu dedim partiyi kurdunuz daha ne süreci. velhasılı süreç kelimesini duyunca dikenleşir tüylerim.

buraya kadar kavramların bozulma "sürecine" dair kısa bir anekdot sundum hafızalara.

nihai olmasını dilediğim son çözüm hamlesi, iradesi çok mühim.

arap baharını-suriye kaosunu taktik bağlamda kullanmanın ötesine geçerek, strateji de radikal bir değişime giren, gerilla muharebesini halk savaşı safhasına geldik iradesiyle kurtarılmış bölge hamlesini yapan pkk, şemdinlide ve sınır uçlarında karşı hamleyle şah-mat olunca, devletin çözümün zamanı artık söylemi umumi efkarda genel kabul gördü.

habur fırsatı, pkknin çocuksu diyebileceğimiz zafer edası pahasına kaçırılınca, aman akp prim yapmasın ülke batsın sevdasında bencil-içten dıştan pazarlıkçı zihniyet, bu yeni hamlede de aynı teraneyi tutturma gayreti içinde ama bu sefer çözüm hattı bu ve benzeri takozlara karşı sağlam gözükmekte.

eskilerin sözüyle hadi hayırlısı.
azwepsa azwepsa
şimdiye kadar habire konuşulsa da aslında icraat sıfırdır. umudumu sarsmak da istemiyorum ama durum bana çok içaçıcı da görünmüyor.

ortada bir pazarlık var. bu pazarlığın ne olduğuna dair ne muhalefete ne de halka bir şey söylenmiyor. belli ki oldu bittiye gelecek kuru gürültünün suyu bulandırmasına müsade edilmeyecek ama yine de insan tedirgin oluyor. bunun bedeli ne olacak?

ortada pkk'nın çekilmesi ve silah bırakması konuşuluyor. ama pkk hala şartları yerine getirilirse yıl sonuna kadar çekileceğini söylüyor. silah bırakma konusuna da "bakarız" diyor. buradaki belirsizlik de beni huzursuz ediyor. 2003'te, savaşın ardından pkk kandil dağı'nda güvenli bir liman bulduğunu düşününce oraya yerleşti. eylemsizlikle geçen döneminde de sivillere nüfuz etti, şehir içinde siyasi kadrolar oluşturdu. ama sonra eylemsizlik bitti ve kandil'den gelip vurup kaçmaya başladılar.

şimdi desek ki türkiye'deki pkk militanlarının hepsi, onların şartlarını kabul ettiğimiz için kandil'e çekildi ve orada bekliyorlar. peki silahlarını bırakacaklar mı? kim gidip alacak o silahları? barzani mi gidecek? barzani, pkk buyur etmeden kandil'e çıkamaz. pkk, mevzi üstünlüğü ile barzani'nin... kalbini kırar. peki barzani bizim kandil'e girmemize, oraya üslenmemize izin verir mi? iran buna razı gelir mi?

hadi diyelim pkk kavgasız dövüşsüz silahları bıraktı. peki avtupa'nın uyuşturucu trafiğinin %85'ini kontrol eden, yüz milyonlar avro, her sene elinden geçen pkk yeniden ne kadar sürede silahlanabilir? çok sürmez.

kısaca pkk'nın yeniden silaha sarılmamasını sağlayacak bir şeyler yapmak lazım. öyle bir şey yapmalıyız ki pkk'nın türkiye ile savaşmasına gerek kalmasın. bu elbette ki bölünme ya da sonu bölünmeye varabilecek bir şey değil. pkk'nın da işine gelmeyecektir bu.

peki biz ne yapıyoruz? kandil'i bombalıyoruz, operasyon yapıyoruz. ateşkes olmadan vurabildiğimizi vuralım mı diyor bizimkiler bilemiyoruz. yaptığımız tek olumlu şey kürt göstericileri coplayıp gazlamamak. bir de diyorlar ki 4. yargı pakedi ile kck tutukluları ki sayıları binlerle ifade ediliyor serbest kalacak. eh çoğunun tutuklanması siyasi sindirme amaçlıydı zaten. fena olmaz. ama yeter mi? pkk'nın yegane derdi kck tutukluları değil ki? kürtlere, onları yatıştıracak ne verilecek? hadi onlara veriyorsun da ülkedeki diğer etnik gruplara da aynı haklar verilecek mi? tüm bu olanlardan sonra pkk, türkiye'ye zararsız bir şekilde varlığını sürdürebilecek mi?

bu girideki soru işaretlerinin sayısı azalsa, yerlerine noktalar virgüller gelse çok rahat ederdim. ama sürekli sonunda soru işaretleri olan yeni cümleler geliyor.
akılfikirdükkanı akılfikirdükkanı
bu ülkede yaşayan kart kurtlara ettiğini bırakmayan devlete rağmen çözülmeyen kadim halkın anadolu-duyusuyla gerçekleşecek süreçtir. her türlü kışkırmaya teşne ırkçı muhtedi taasubuna (türk ırkından gelmeyen kendini türk ve türkçü sayan muhtediler) rağmen başarıya ulaşacak süreçtir.
mrsteacher mrsteacher
"savaşların sona erdirilmesi, uluslar arasında barış, yağmaya ve zora son verilmesi -bütün bunlar bizim idealimiz; ama bu ideal, doğrudan ve ivedi bir devrim çağrısının eşliği olmazsa, burjuva safsatacıların yığınları ayartmasına yarar." diyerek en net ve tok biçimde on yıllar önce özetlenmiş olandır.

lenin, içinde bulunduğumuz aldatmaca ve tasfiyeyi temel alan sözde çözüm sürecine ilişkin, tam da bugün için yazmış sanki yıllar önce bu cümleyi, ulusal sorun ve ulusal kurtuluş savaşları kitabında.

hangi barış? emperyalist sistemin sözde barışı, demokrasisi, yaydığı anayasal hayalleri mi?

hangi savaş? emperyal oznelerin çıkara dayalı paylaşım savaşlarına mı dur diyoruz biz yoksa tüm savaşları mı? mesela sınıfsal savaşıma da mı?

hümanist kesilenler yüz yıllardır, on yıllardır, an itibariyle, "gündüzlerinde sömürülmeyen gecelerinde aç yatılmayan" günlere kadar bir sınıf savaşımının var olduğunu, olacağını ve savaşı proleter cepheden tırmandırmak istediğimizi, temel gayemizin bu olduğunu ne çabuk unutup kavramları tahrip etmeye başladılar?

barış üzerine boş hayallerle kitleleri akp'den ve bir bütün olarak sermaye düzeninden medet umar hale getirecek tasfiyeci aldatma sürecinin bir parçası olmaya derhal bir son verilmeli, reformist sol ise kuyrukçuluğuyla hesaplaşmalıdır. bu türkiye işçi sınıfına karşı bir sorumluluk ve yükümlülüktür.
bu nasıl bir teyatora bu nasıl bir teyatora
gerekli malzemeler:

1- dinci, dogmatik beyinli bir başbakan
2- kraldan çok kralcı bir kabine
3- biat kültürünü özümsemiş yalaka tayfası
4- amerikan dolarını kabe yapmış zihniyet
5- barış ve demokrasi diyerek her türlü silahlı tedhişi yapabilme ve yaptırabilme

şu beşini karıştır, bir taşım kaynat, böyle bir süreci görürsün dünya gözüyle.
'çözemedim bazılarını uzaktan mı adamlar adamlıktan mı uzaklar.'
isyankitabdar isyankitabdar
bu sürece girmeden de silahlar susamaz mıydı? zaten öyle olması gerekmiyor muydu? aslında olurdu ama planlı bir şekilde göz boyamak için güya silahları biz susturduk havasında bol bol polim dönen zaman dilimi hayır yani madem susacaktın niye bu kadar öldürdün ve simdi utanmadan nasıl biz kardeşiz deyip ortalıkta dolanıyorsun madem kardeş görüyordun niye en baştan düşünmedin. kardeş olduğunu anlamak için illa ki bir lidere politikaya bu kadar politik oyuna neden ihtiyaç duydun ki
nawgundime nawgundime
başta şunu çok iyi belirtmek istiyorum; kürtlerin tarihinde olumlu ya da olumsuz fazlası ile diplomatik ilişki süreci varlığını hep sürdürmüştür.

varlık: var olan ya da varolduğu söylenen olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. eğer varsa, nasıl varolmuştur? kavramın içi dolu, kelimenin özü itibarı ile çok ta değişkenlik göstermeyen bir var olma süreci ile filizlenen temel bir süreçten bahsetmeliyiz. pratik alandaki gelişmeleri analiz etmenin var olmanın bir oluş ile filizlendiğini değil aksi olarak bir hiçlik sonrası anti anlam ile doldurulmamalı. süreç görelilik üzerine yoğunlaşan uzay, zaman, mekan düzlemin de incelenmeli.

süreç ve kürt sorunu: başkaldırı haklarının bilincine varmış kişinin var olduğunu, özgür temeller üzerine teoriden ışık alma ve genişletme üzerine kurar. var olmuştur bu politik durum, özgürlük ile kutsalın ve kuramlar topluğu absürt bir demokrasinin ötesine sıçramış durumda.
bütünsel bir diplomasiyi geliştirmek ve olağan sanal siyasetin ötesine varlığını zemin bir mekanizma ile kurdurarak çarkların işlevini halk ile bütünleşmiş bir olguya bırakmaktadır. bu durum ulus yapısına bir katkı sunmamaktan çok öteye geçmiş bir kurdurmadır ve başkaldırı edimine dayanır.

krallar, rahipler, feodal beyler, sanayi patronları, şirketler ve siyasi patronlara karşı bir başkaldırı ile baştan çıkarma durumuna dönüşmüş siyasi ve tabandan bağlı halk bütünlüğüdür. bu halk soykırım eşiğine kadar getirilmesini yürüten hegemonik iktidar kuramıdır.

iktidar odakları kendi aralarında zamandan ve mekandan bağımsız, şiddetli bir rekabete, giderek bunu bir zihniyet geleneği haline getirmiş ve monolitik olmaya çalışmışlardır.

ekonomi zirve iktidarın belirleyiciliği sağlar demenin anlam açısından genel tek bir kanıya götürmesi sonucu değiştirmese de hiçbir hegemonik iktidar kendini bütünsel bir ekonomik merkezsiz edemeyeceği bununla ürediğini ve oluşan demoların çok bir uzun süreli kalıcı kılamadığını görmek aksine oluşan sanal demokrasinin halk ve doğa ile bütün yaşam da ne denli toplu olduğunu görmek lazım.

son dönem yaşanan taksim gezi parkı eylemleri sanal ve simülak bir siyasetçinin kendi ulus geleneğini halk tabanına itmiş olduğu aynı simülasyon ile yürürlüğe soktuğunu anlam açısından genişletip analizlemek gerekli.

merkezi hegemonik iktidarı sadece bir hükümet olarak analiz etmek, yanlış olan demokrasi anlayışına hizmete iter. sistem bir bütün bu bütünsellik ilkesi kendini yalamaktan öteye geçememiştir.

bu son durum da çözüm süreci, sanal siyasetin bir artık işlevini yürütemez durumdadır. süreç daha gerçeğe yakın bir oluşun içerisinde anlam kazanmakta.

ulus devlet paradigması, bir kutu gibi oyuncak ile dolu kapitalist bir olguyu aşamamışken sürecin derinliği bu ulus kavramını alt üst etmesi neticede bir yeni doğuma neden olur. nedensellik kesinlikle bir olumsuz netice içermemektedir.

süreci sürekli erteleyenler ve savsaklayanlar, süreci bir gerileme getirmezler. süreç gerilimler ile güç olan bir nesnel ve gerçek bir politizm evrimine götürür.
1 /