cuma namazı na giden akademisyen

1 /
ropte
sürekli özgürlük diye naralar atanlara batmış olan akademisyendir. herkesin kendisi gibi olmasını isteyen bu güruhun farklılıklara tahammülü yoktur. hayır merak ediyorum, herkes istedikleri gibi olsa mayalarındaki bu nefreti kusmak için hangi bahanelere sığınacaklar.

sorsan hepsi modern, demokrat, adil, eşitlikçi, kültürlü, geniş vizyonludur. lan buradan belli sizin vizyonunuz da misyonunuz da.
urania
din özgürlüğü olan akademisyendir. kimsenin eleştirmeye hakkı yoktur. kolay kolay kimsenin başaramayacağı şeyler başarmış bir doçent tanıyorum mesela. herkesin hayran olduğu, avrupa ülkelerinden, japonya'dan, israil'den ısrarla davet edilen. her cuma namazına gider; en özenli haliyle.
insanları dini inancıyla kınamak, sırf inanıyor diye eleştirmek çok tuhaf. o inancı size zarar veriyorsa, sizin özgürlüğünüzü kısıtlıyorsa, canınıza hükmediyorsa tamam da, camiye giden bir insanın kime zararı dokunabilir ki?
cantay
hiçbir şekilde bir genellemeye ve kalıba sokulamayacak akademisyendir. klişe ve önyargıları bir yana bırakmak gerek. örneğin kimsenin tahmin etmeyeceği itü maden fakültesi'nin keban barajı'na imzasını atmış, uluslararası ciddi yayınlarda makaleleri yayınlanmış, kitapları basılmış efsanevi dekanlarından prof. dr. kemal erguvanlı'nın da cumaya gittiğine şahit oldum. ama adam bunu malzeme yapıp kullanmaz, dillendirmezdi.
louis aragon
üniversite sanayi iş birliği tezgahçısıdır. projelerle ödenekleri cukka edip iş adamalrı ile kırışırlar. bilimsel vasıfları yoktur. rektörün dekanın kıçının kenarıdır. muhbirdir.
habib neccar
paskalya yortusuna giden akademisyen cool, ağlama duvarının önünde ağlayan akademisyen cool, vaftiz törenine giden akademisyen cici, ama cuma namazına giden akademisyen rerörö.. yaşadığınız ezikliğin ta aq.
1
sychtianarch
cuma namazına giden esnaftan pek bir farkı yoktur. tv'ler "rabbim de rabbim" diyen esrarcıları, esnaf takımını anlarım, tarikatçı bademleri de, size ne oluyor. siyaset konuşmazsın, işine gğcğne bakarsın. muhafazakarlaşmak içtenlik ve sammiyetle olur. aslında bunu bayrağını taşıyanlar kendilerini kandırıyorlar. goygoyculuğun tek siyasi görüş olduğu bir ülkede her şey bir gecede değişir. ben gününde açılanları da kapananşarı gördüm.

ek not : bu arada ibadette samimi olanları digerleri ile ayni kefeye koymuyorum. malum, ülke gündemi siyah ile beyaz arasındaki tonları belirgin kılmıyor. sürü psikolisi daha çok çoğunluğun davranışını etkiler. türkiye'de insanların içtenlik problemi var.

gücenen benim kusuruma bakmasin. ortada oynanan bir oyun var. buna göre belli kriterler uygulandıkça gerisi önemli değil. bu da inançlı olma oyunu. görünür muhafazakarlaşmaya rağmen yozlaşmanın dibime vurduk.
1 /