d w winnicott

jouissance jouissance
analizanın çocukluğunda yaşadığı kötü olayları ya da anne tarafından gösterilmemiş, eksik gösterilmiş ilgiyi analistin telafi etmesi ve tabiri caizse ikinci bir annelikle geçmişin eksik defterini tamamlamayı amaçlayan bir yöntem sunar winnicott. analistin güçlü kişiliğine yaslanan hasta, onun yönlendirmeleriyle yoldaki taşları temizler...

işte bu ve bunun gibi yöntemler yüzünden foucault ve deleuze psikanalizi bir tür rahiplik ya da kurtulunması gereken ailenin sürekli hortlatılması olarak görüyorlardı. haklı bir eleştiri, şu bakımdan; psikanalizin amacı hastanın taleplerini karşılamak, duymak istediklerini söylemek, ikinci bir annelik yapmakla falan karıştırıldıkça, özneyi tökezleten bağlar çözülmüş illüzyonu yaratacaktır. bir illüzyon söz konusu olduğu için de, ulaşılması gereken hakikat dokunulmadan kalacaktır.

winnicott'a getirilebilecek eleştiri şu olabilir; analist ne aileden biridir ne de bilgisi yoluyla karşıdaki kişinin rahatlamasını sağlayabilir. hastanın yolladığı aşk işaretlerini kabul etmediği gibi, sığınılabilecek güvenli liman da değildir. nedir peki? analize gelen kişinin "acı bilgi"sini, yaşamının öyküleştiremediği kısımlarını ona iade eden, bunu yaparken de sessizliğin etkilerini kullanan kişidir.

winnicott'un kullandığı "ikinci annelik" (bu arada çoğunlukla çocuk psikolojisiyle uğraşmasından doğduğunu düşünüyorum anneliğin) nihayetinde analizin sonlandırılamamasına, kişinin hayatındaki annelerin çoğalmasına (erkeklerin sevgililerini ikinci, üçüncü, dördüncü.. anneler olarak gördükleri durumlar az değil), bağımlılıkların kopamamasına falan yol açabilir ki, temelinde kişinin ailesinin hayaletlerinden kurtulmasını amaçlayan kurucu ilkeyle çelişen bir şey bu bence.